Fenerbahçe'de bir akşam üstü
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Garsona açık çok açık bir çay siparişi veriyor
Yüzünde eskiden kalma bir alışkanlıkla
Kıvrımlarında dans eden gülümseyişine eşlik ediyor
Aklına düşüveren bir yol
Gidişine alınmış bir bileti erteleyip duran yolcu
Kadın.
Dalgın.
Dinlemiş bütün hikayeyi
Kederinden kuduracak sanıyor denizi
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
İleride bir ağaç gölgesinin altında
Yaprakların hışırtısından uyanan sokak kedisi
Sıcaktan bunalmış patilerine eğiyor başını
Gözleri ışık, gözleri tuzak, gözleri kaygı dolu.
Masada bir kadın.
Gittikçe silinen bir bedene uzatıyor elini.
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Neden diyor içinden geçen
Sağına soluna saklanmış bütün köşeleri yalnızlığın
Başa çıkılmaz bu saklambaç oyunu?
Kadın.
Yitik.
Küllerini savuran
Kangren olmuş bir eli bastırıyor yüreğine yürek niyetine.
Karıncalar geziniyor kuru çimlerde
Yuvaları uzak, yuvaları hüzün, yuvaları yıkık.
Masada bir kadın.
En yakın arkadaşın dilinde küfre bulanmış adını heceliyor
Biraz daha sabredemedi diye
Başı sonu eziyet, başı sonu leke, başı sonu zulüm.
Olsun diyor içinden suçlusun sen.
Kederinden kuduracak sanıyor denizi
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Kadın.
Ağlıyor.
Hesap sorduğu için diğerlerinden
Dillendirdiği için gerçekleri
Kafa tutulmaz bir ihanete kucak açtığı için
Değiyor sol tarafından yüzüne, yüreğine adamın eli.
Her anı utanç, her anı ah, her anı ölüm.
Masada bir kadın.
Kederinden kuduracak sanıyor denizi
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Karşısında, yolunu gözleyen aşklara dönük
Satırları sığdırmaya çalışıyor yüreğine
Bir iki hediye
Bir sarılışla ertesi günü bekler mi bilmeden
Hadi git diyor kadın
Çıkarıyor elvedasını olduğu yerden.
Hadi git diğerine.
Masada bir kadın.
Kederinden kuduracak sanıyor denizi
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Siliniyor bütün sabahlar
Fenerbahçe'de bir akşam üstü.
5 Ağustos 2009 Çarşamba
19 Haziran 2009 Cuma
PAPATYA DÜŞÜ
Bir sürü zaman gerek
Yarıda bıraktığım sözcükleri tamamlamak için.
Zaman gerek sevgili dudağımdan izini
Ellerime sinmiş kokunu unutmak için.
Öğle sıcağının altında
Yeni hayallerle yola çıkmak için.
Karşı kıyıda kalan papatyaları
Saçlarıma takmak için.
Zaman gerek sevgili.
Her yaz günü düşüm böyle değil inan ki
Hep kırlarda dolaşmıyorum bilesin.
Bazen yalın ayak koşturduğum caddeler,
Bazen tığ topuk yürüdüğüm toprak yollar oluyor.
Afili gülümseyişler takınıyorum yüzüme.
Çapkın bakışlar atıyorum tanımadık yüzlere.
Bir yaz günü hayali kurmayı unuttuğum da oluyor.
Kar altında çiçek ektiğim de
Zaman gerek sevgili.
Bütün yalnızlara.
Kendi adımdan başka bir ada tutunup kalmak için.
Yatak altı tozları silmek için bir çırpıda.
Fare tuzakları kurulmuş köşelerin
Bir türlü gelmeyen konuklarına
İşte yakaladım seni diyebilmek için.
Markası ne olursa olsun.
Hepsinden aynı tadı alabilen nadir insan modunda
Bir sigara daha yakıp efkarlanacağım.
Öhö nöbetlerine tutularak ve gerçekten garip bir keyifle içtiğim
Zaman gerek sevgili dudağımdan izini
Ellerime sinmiş kokunu unutmak için.
Öğle sıcağının altında
Yeni hayallerle yola çıkmak için.
Karşı kıyıda kalan papatyaları
Saçlarıma takmak için.
Zaman gerek sevgili.
Her yaz günü düşüm böyle değil inan ki
Hep kırlarda dolaşmıyorum bilesin.
Bazen yalın ayak koşturduğum caddeler,
Bazen tığ topuk yürüdüğüm toprak yollar oluyor.
Afili gülümseyişler takınıyorum yüzüme.
Çapkın bakışlar atıyorum tanımadık yüzlere.
Bir yaz günü hayali kurmayı unuttuğum da oluyor.
Kar altında çiçek ektiğim de
Zaman gerek sevgili.
Bütün yalnızlara.
Kendi adımdan başka bir ada tutunup kalmak için.
Yatak altı tozları silmek için bir çırpıda.
Fare tuzakları kurulmuş köşelerin
Bir türlü gelmeyen konuklarına
İşte yakaladım seni diyebilmek için.
Markası ne olursa olsun.
Hepsinden aynı tadı alabilen nadir insan modunda
Bir sigara daha yakıp efkarlanacağım.
Öhö nöbetlerine tutularak ve gerçekten garip bir keyifle içtiğim
Bilmem bu sondan önce kaçıncı sigara olacak.
Ama söz veriyorum bu işi kökünden halledeceğim.
Yani içmeyeceğim şu mereti.
Zaman gerek sevgili.
Otuz sekiz hayalden birine ulaşmak için.
Kaplumbağa hızında tavşanı geçmek için.
Yaşasın bugün yine harika ve sen beni seviyorsun ne güzel.
Ne güzel bir aşksın sen diyebilmek için
Zaman gerek sevgili.
Üst kat komşumuzun oğlu yine iş başında
Yani talan ediyor ortalığı.
Belediye işçilerinin çıkardığı ses hiç kalıyor
Onun susmak bilmeyen haylaz sesi yanında.
Çıkıp balkona, koysam elimi belime
Ağır abla sesimi de alıp yanıma
Bana bak çocuk, yeter desem mi acaba?
Yok yok! Yemin ediyorum kırar camları
Annesi üst kattan balkonuma silkeler pis halılarını
Vazgeçtim. Bu düşünce zararlı bana.
En iyisi giyinip çıkmalı evden.
Oh nihayet geldi aklım başıma.
Zaman gerek sevgili.
Kırılgan düşlerimde ayakta kalabilmen için
Yürüdüğün yollarda elinden tutmam için
Gidersen unuturum her şeyi
Ama dedim ya zaman gerek unutmak için.
Ama söz veriyorum bu işi kökünden halledeceğim.
Yani içmeyeceğim şu mereti.
Zaman gerek sevgili.
Otuz sekiz hayalden birine ulaşmak için.
Kaplumbağa hızında tavşanı geçmek için.
Yaşasın bugün yine harika ve sen beni seviyorsun ne güzel.
Ne güzel bir aşksın sen diyebilmek için
Zaman gerek sevgili.
Üst kat komşumuzun oğlu yine iş başında
Yani talan ediyor ortalığı.
Belediye işçilerinin çıkardığı ses hiç kalıyor
Onun susmak bilmeyen haylaz sesi yanında.
Çıkıp balkona, koysam elimi belime
Ağır abla sesimi de alıp yanıma
Bana bak çocuk, yeter desem mi acaba?
Yok yok! Yemin ediyorum kırar camları
Annesi üst kattan balkonuma silkeler pis halılarını
Vazgeçtim. Bu düşünce zararlı bana.
En iyisi giyinip çıkmalı evden.
Oh nihayet geldi aklım başıma.
Zaman gerek sevgili.
Kırılgan düşlerimde ayakta kalabilmen için
Yürüdüğün yollarda elinden tutmam için
Gidersen unuturum her şeyi
Ama dedim ya zaman gerek unutmak için.
30 Mayıs 2009 Cumartesi
ZİYAN
Kapısı penceresi kırılmış
Çatısı uçmuş rüzgarda evimin.
Dört duvar arası yalnızlıktayım.
Ne zaman kalabalığa karışsam siliniyor izlerin.
Kimsenin gönlüne düşemiyorum bir türlü.
Yapamıyorum sen gibi sevmeyi.
Öğrenmeye çalıştım bak olmuyor.
Bir göz süzüşüyle yıkılıyor geride kalanlar.
Dilimde aynı dua yine yakarışlar sana çıkıyor.
Bahar diyorum bin inatla gözlerine
İlla ki ışığından beslenmeliyim.
Bu inat dar kafesinde eziyor yüreğimi
Yüreğine sevda olma niyetinde.
Ne zaman biri sevse beni biraz unutuyorum seni.
Her güne adınla başlıyorum.
Besmele gibi.
Tanrıya seninle sığınıyorum ben.
Günah bir sevmekse bu aşkın her zerresi
Ateşinde yanmak için ilk sırada beklediğimi bilerek.
Ne zaman gece oluyor sen geliyorsun yastığıma.
Ve her sabah güneş biraz unutturuyor seni.
Telli duvaklı gelinin oluyorum bir yaz akşamı
Bir kır düğünü mutlaka bizimkisi.
Biraz harabe görünümünde
Fazlaca çiçek böcek eşliğinde.
Ne zaman tutuyorsun elimden
İşte o zaman unutuyorum ben seni.
Kavgalar ediyorum senden habersiz.
Saçlarımdan kavrıyor arsızın biri
Defol git diyorum sana duyurmadan.
Ne zaman bir kavgaya karışsam ziyan oluyoruz biz.
Her ziyanda biraz unutuyorum seni.
Yeni arkadaşlar edindim şu son bir kaç ayda
Bol bol güldüm inkar edemem.
Hatta sevdim bazılarını kimini çokça galiba.
Her masada biraz sigara dumanı
Dudağımdan bir iz bırakıyorum küllükte.
Biraz da senden harcıyorum.
Unutuyorum seni her iç çekişte.
Biliyorsun karar verdi küçük kız
Evlenip gidecekmiş uzak yerlere.
Gözlerime bakıp ben de diyorsun.
Gideceğim buralardan haberin olsun.
Gitme diyorum biraz muzipçe
Yalnızlığından ayırma beni.
Ne zaman gözlerim doluyor yokluğunla
İşte o zaman biraz unutuyorum seni.
Denize nazır düşlerimizden birinde
Baloncuklarım geliyor aklıma.
Bir türlü karışıp gidemedi güneşe
Kahkahamla tebessüm edişini göremedim.
Yaramazlık yapan çocuklar gibi
Yorgun düşüp, koşup gelemedim dizlerine.
Ne zaman kanasa yüreğim biraz unutuyorum seni.
Ya ben duymuyorum çok uzun zamandır.
Ya sen konuşmayı unuttun.
İkisi de olabilir mümkündür sevgili.
Sadece geriye kalan kör olma ihtimali biraz ürkütüyor beni.
Çatısı uçmuş rüzgarda evimin.
Dört duvar arası yalnızlıktayım.
Ne zaman kalabalığa karışsam siliniyor izlerin.
Kimsenin gönlüne düşemiyorum bir türlü.
Yapamıyorum sen gibi sevmeyi.
Öğrenmeye çalıştım bak olmuyor.
Bir göz süzüşüyle yıkılıyor geride kalanlar.
Dilimde aynı dua yine yakarışlar sana çıkıyor.
Bahar diyorum bin inatla gözlerine
İlla ki ışığından beslenmeliyim.
Bu inat dar kafesinde eziyor yüreğimi
Yüreğine sevda olma niyetinde.
Ne zaman biri sevse beni biraz unutuyorum seni.
Her güne adınla başlıyorum.
Besmele gibi.
Tanrıya seninle sığınıyorum ben.
Günah bir sevmekse bu aşkın her zerresi
Ateşinde yanmak için ilk sırada beklediğimi bilerek.
Ne zaman gece oluyor sen geliyorsun yastığıma.
Ve her sabah güneş biraz unutturuyor seni.
Telli duvaklı gelinin oluyorum bir yaz akşamı
Bir kır düğünü mutlaka bizimkisi.
Biraz harabe görünümünde
Fazlaca çiçek böcek eşliğinde.
Ne zaman tutuyorsun elimden
İşte o zaman unutuyorum ben seni.
Kavgalar ediyorum senden habersiz.
Saçlarımdan kavrıyor arsızın biri
Defol git diyorum sana duyurmadan.
Ne zaman bir kavgaya karışsam ziyan oluyoruz biz.
Her ziyanda biraz unutuyorum seni.
Yeni arkadaşlar edindim şu son bir kaç ayda
Bol bol güldüm inkar edemem.
Hatta sevdim bazılarını kimini çokça galiba.
Her masada biraz sigara dumanı
Dudağımdan bir iz bırakıyorum küllükte.
Biraz da senden harcıyorum.
Unutuyorum seni her iç çekişte.
Biliyorsun karar verdi küçük kız
Evlenip gidecekmiş uzak yerlere.
Gözlerime bakıp ben de diyorsun.
Gideceğim buralardan haberin olsun.
Gitme diyorum biraz muzipçe
Yalnızlığından ayırma beni.
Ne zaman gözlerim doluyor yokluğunla
İşte o zaman biraz unutuyorum seni.
Denize nazır düşlerimizden birinde
Baloncuklarım geliyor aklıma.
Bir türlü karışıp gidemedi güneşe
Kahkahamla tebessüm edişini göremedim.
Yaramazlık yapan çocuklar gibi
Yorgun düşüp, koşup gelemedim dizlerine.
Ne zaman kanasa yüreğim biraz unutuyorum seni.
Ya ben duymuyorum çok uzun zamandır.
Ya sen konuşmayı unuttun.
İkisi de olabilir mümkündür sevgili.
Sadece geriye kalan kör olma ihtimali biraz ürkütüyor beni.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
SÖZ SEVGİLİM GELECEĞİM
İçimiz parçalansın sevgilim.
Elimde garipliğin.
Tut elimden.
Geleceğim muhakkak.
Gece basmadan.
Gönlüne yarasalar yuva kurmadan.
Birlikte çiçekler dikeceğiz bahçemize.
Uçurtmalar yapacağız çocuklarımıza.
Hele dinsin şu fırtına.
Hele değişsin mevsim.
Bekle ne olur.
Bekle sevgilim geleceğim.
Temelinden yıkıp ayrılığın inadını
Resti çekeceğim yazgımıza.
Yok!
Yalnız kalmayacaksın.
Bırakıyorum kokumu
Gülüşümü sakladım geçtiğin yollara.
Ne zaman istersen senin ellerim.
Geleceğim sevgilim.
Söz. Sen dara düşmeden.
Dudakların ne zaman ah edecek olsa
Geleceğim aşkımızın mührüyle.
Susturacağım feryadını.
Söz sevgilim geleceğim.
Kavgamız bitsin hele
Düşman çekilsin kıyılarımızdan.
Dinsin yürek sancımız.
Sus. Ağlama ne olur.
Söz sevgilim.
Elimde garipliğin.
Tut elimden.
Geleceğim muhakkak.
Gece basmadan.
Gönlüne yarasalar yuva kurmadan.
Birlikte çiçekler dikeceğiz bahçemize.
Uçurtmalar yapacağız çocuklarımıza.
Hele dinsin şu fırtına.
Hele değişsin mevsim.
Bekle ne olur.
Bekle sevgilim geleceğim.
Temelinden yıkıp ayrılığın inadını
Resti çekeceğim yazgımıza.
Yok!
Yalnız kalmayacaksın.
Bırakıyorum kokumu
Gülüşümü sakladım geçtiğin yollara.
Ne zaman istersen senin ellerim.
Geleceğim sevgilim.
Söz. Sen dara düşmeden.
Dudakların ne zaman ah edecek olsa
Geleceğim aşkımızın mührüyle.
Susturacağım feryadını.
Söz sevgilim geleceğim.
Kavgamız bitsin hele
Düşman çekilsin kıyılarımızdan.
Dinsin yürek sancımız.
Sus. Ağlama ne olur.
Söz sevgilim.
Söz geleceğim.
24 Mayıs 2009 Pazar
YEDİ CÜCELER MERAK ETMEYİN BENİ
Işığında aralandı gözlerimin ağır kapısı.
Tutkunu olduğu sefaletlerden nefret etti birden.
Işığın gecenin içinde yankılanan
Tutkunu olduğu sefaletlerden nefret etti birden.
Işığın gecenin içinde yankılanan
O ürküten sessizliğin çılgın hakimiyetinde
Derin bir nefes daha aldırdı.
Aynı yolu, kaldırımı ve aynı evlerin kirli camlarını
Nefesinin kuvvetinde seyre dalarken
Aradaki yedi farkı hemen gördüğüm için ben şaşkın
Sen olan bitenden habersiz memnun.
Geride bırakılan bir hikaye...
Yeni başlayan bir öykü...
İki kalp arasına sıkıştırılmış bir not.
Basit bir oyunun son sahnesinde
Son oyununu oynayan rol arkadaşıma eğilip selam verdim.
Işığın.
Derin bir nefes daha aldırdı.
Aynı yolu, kaldırımı ve aynı evlerin kirli camlarını
Nefesinin kuvvetinde seyre dalarken
Aradaki yedi farkı hemen gördüğüm için ben şaşkın
Sen olan bitenden habersiz memnun.
Geride bırakılan bir hikaye...
Yeni başlayan bir öykü...
İki kalp arasına sıkıştırılmış bir not.
Basit bir oyunun son sahnesinde
Son oyununu oynayan rol arkadaşıma eğilip selam verdim.
Işığın.
Sahne.
İşte ışığım!
Çayımı yudumlarken keyifle.
Hiç susmasın bu ses
Bu büyü.
Büyü içimde.
İşte ışığım!
Çayımı yudumlarken keyifle.
Hiç susmasın bu ses
Bu büyü.
Büyü içimde.
15 Mayıs 2009 Cuma
ÖZLEYECEĞİM SENİ
Hiç sırası değildi.
Susuyordum, kelimelerine sığınıp
İyice saçmalıyor ayrılık.
Ne git diyebiliyorum ne de kal.
Sana bırakıyorum düşleri
Nasıl istersen öyle olsun artık.
Susuyordum, kelimelerine sığınıp
İyice saçmalıyor ayrılık.
Ne git diyebiliyorum ne de kal.
Sana bırakıyorum düşleri
Nasıl istersen öyle olsun artık.
10 Mayıs 2009 Pazar
BİRAZ DA SEN
Biraz da senden bahsetmek istiyorum ben
Gün gibi karşılayan yollarımı
Ellerinden bahsetmek istiyorum.
Gülüşünün aksi geliyor çalıyor kapımı.
Yarıda kaldığını düşündüğün zamanların
Yarınına köprüler kurmandan mesela
Bahsi geçtiğinde adının yeni yeni dostlarla
İçimde saklanan kurtcuğun büyümesinden
Senden bahsetmeli biraz da
Sesinle yıkılan boş şehirlerin
İçinden çıkıp koşarak sana gelme isteğimden
Her adımda biraz daha sana varan
Bende kalan düşlerinden uyandırmadan
Yeni rüyalara açılan kapılardan mesela
Biraz senden biraz benden
Ama en çok senden bahsedelim olur mu?
Gün gibi karşılayan yollarımı
Ellerinden bahsetmek istiyorum.
Gülüşünün aksi geliyor çalıyor kapımı.
Yarıda kaldığını düşündüğün zamanların
Yarınına köprüler kurmandan mesela
Bahsi geçtiğinde adının yeni yeni dostlarla
İçimde saklanan kurtcuğun büyümesinden
Senden bahsetmeli biraz da
Sesinle yıkılan boş şehirlerin
İçinden çıkıp koşarak sana gelme isteğimden
Her adımda biraz daha sana varan
Bende kalan düşlerinden uyandırmadan
Yeni rüyalara açılan kapılardan mesela
Biraz senden biraz benden
Ama en çok senden bahsedelim olur mu?
8 Mayıs 2009 Cuma
BİR VAPUR İSKELESİ ÖNÜ HİKAYESİ
Kimsenin elinde değildi.
Oyuncaklar saklanmıştı kutusuna.
Öyle ağlamakla işi olmazdı.
Ya gülerdi deli, zehir bakışında kıvrımlarla
Ya susardı feryat figan.
Bir akşamüstü, yaza merhaba telaşında
Sakin, sorgusuz adımlar attık.
Ve kıyametin taşını oynattık yerinden.
Usulca.
Bir vapur iskelesi; ufak, gösterişsiz.
Ama açılıyor onun da kapısı nihayet aynı denize.
İçinde sorular dolu iki kayık
Niyetçinin önünde.
Pamuk şekeri ellerimde
Pamuk.
Pembe.
Kiraz düşmüş dudaklarıma
O öyle söyledi.
İnandım bende.
Oyuncaklar saklanmıştı kutusuna.
Öyle ağlamakla işi olmazdı.
Ya gülerdi deli, zehir bakışında kıvrımlarla
Ya susardı feryat figan.
Bir akşamüstü, yaza merhaba telaşında
Sakin, sorgusuz adımlar attık.
Ve kıyametin taşını oynattık yerinden.
Usulca.
Bir vapur iskelesi; ufak, gösterişsiz.
Ama açılıyor onun da kapısı nihayet aynı denize.
İçinde sorular dolu iki kayık
Niyetçinin önünde.
Pamuk şekeri ellerimde
Pamuk.
Pembe.
Kiraz düşmüş dudaklarıma
O öyle söyledi.
İnandım bende.
29 Nisan 2009 Çarşamba
PENCEREMDE AŞK
Hep aynı saatte geliyorlar.
Önce aralarında çekinik bir mesafe.
Dudaklarını okumaya çalışıyorum.
Hayranlığım büyüyor.
Duvarında yazılar karşı binanın.
Yazın habercisi yaprakların
Üst yoldan gürültüyle geçen arabaların eşliğinde
Ben yığılan bulaşıkları arkamda bırakarak onları izlerken
Yaklaşıyorlar birbirlerine.
Etrafa göz atıyorum onlardan habersiz.
Olur da biri çıkıp bu aşka sınırlar koymaya çalışır diye
Ödüm kopuyor.
Evimin dağınıklığına takılıyorum ara sıra
Sonra boş ver diyorum.
Şimdi başka bir yerdeyiz.
Ne kirli sularda ne yalan sözlerde kaybolan aklığımızı düşünmenin
Ne de akşamdan kalma dağınıklığa düzen bulma gayretiyle
Bu aşkı perdelemenin zamanı.
Birileri aciziyetlerinde öldürürken aşkı
Yeniden doğuşunu seyrediyorum ben.
İçimde solgun yapraklar uçuşuyor dallara
Tepesi karlı yürek kumsala dönüşüyor.
Kocaman hayatım küçülüyor gitgide
İrkilip kabusumdan düşüyorum aşklarının içine.
Henüz master yapmamış
Galiba gelecek kaygısı da taşımıyor.
Onlar geçinip gidiyorlar kendi evlerinde.
Kız çocuklarından bahsediyor neşeyle
Oğlan ona nasıl sahip çıkacağından.
Gözlerim doluyor belli belirsiz.
Utangaçlığım ele geçiriyor yaralarımı.
Kendi hikayemi iliştirmeye çalışıyorum kıyısından köşesinden.
Olmuyor.
Çünkü evimin önünde aşk liseye gidiyor.
En güzel şarkıları çalıyorum.
Duymalarını sağlamak için aralıyorum balkonun kapısını.
Gülümsüyorlar.
Gülüyorum.
Bu aşka hizmet etmenin verdiği huzurla
Alıyorum boş saksımı camın önünden.
Hadi diyorum.
Ağla.
Gitme vakti geliyor aşkın buradan.
El sallıyorum. İki öpücük konuyor yüreğime.
Yarın yeniden diyorum.
Gözlerimin önünde aşk liseye gidiyor.
Aşk hep liseye gitsin istiyorum.
Önce aralarında çekinik bir mesafe.
Dudaklarını okumaya çalışıyorum.
Hayranlığım büyüyor.
Duvarında yazılar karşı binanın.
Yazın habercisi yaprakların
Üst yoldan gürültüyle geçen arabaların eşliğinde
Ben yığılan bulaşıkları arkamda bırakarak onları izlerken
Yaklaşıyorlar birbirlerine.
Etrafa göz atıyorum onlardan habersiz.
Olur da biri çıkıp bu aşka sınırlar koymaya çalışır diye
Ödüm kopuyor.
Evimin dağınıklığına takılıyorum ara sıra
Sonra boş ver diyorum.
Şimdi başka bir yerdeyiz.
Ne kirli sularda ne yalan sözlerde kaybolan aklığımızı düşünmenin
Ne de akşamdan kalma dağınıklığa düzen bulma gayretiyle
Bu aşkı perdelemenin zamanı.
Birileri aciziyetlerinde öldürürken aşkı
Yeniden doğuşunu seyrediyorum ben.
İçimde solgun yapraklar uçuşuyor dallara
Tepesi karlı yürek kumsala dönüşüyor.
Kocaman hayatım küçülüyor gitgide
İrkilip kabusumdan düşüyorum aşklarının içine.
Henüz master yapmamış
Galiba gelecek kaygısı da taşımıyor.
Onlar geçinip gidiyorlar kendi evlerinde.
Kız çocuklarından bahsediyor neşeyle
Oğlan ona nasıl sahip çıkacağından.
Gözlerim doluyor belli belirsiz.
Utangaçlığım ele geçiriyor yaralarımı.
Kendi hikayemi iliştirmeye çalışıyorum kıyısından köşesinden.
Olmuyor.
Çünkü evimin önünde aşk liseye gidiyor.
En güzel şarkıları çalıyorum.
Duymalarını sağlamak için aralıyorum balkonun kapısını.
Gülümsüyorlar.
Gülüyorum.
Bu aşka hizmet etmenin verdiği huzurla
Alıyorum boş saksımı camın önünden.
Hadi diyorum.
Ağla.
Gitme vakti geliyor aşkın buradan.
El sallıyorum. İki öpücük konuyor yüreğime.
Yarın yeniden diyorum.
Gözlerimin önünde aşk liseye gidiyor.
Aşk hep liseye gitsin istiyorum.
27 Nisan 2009 Pazartesi
İHANETİN DÜĞÜNÜ
Kesik ellerim.
Gözlerime yığılan zemheri.
Yazgısı bozuk. Dili tutuklu.
Uzanmış ihanetin koynuna. Arsız, yarınsız, çözümsüz.
Sırdaş bildiği karanlık yakmış kendi alevini.
Ne düşmüş uçurumdan ne düşüşmüş karşılayan yollarını.
Satırlar paylaşılmış sevgiyle
Sevgimin üzerine beddualar yağmış meğer.
Bütün kelimelerimin kaçışmış anlamları.
Her kelime bir darbe her darbe bir kelime doğurmuş.
Geceye teslim olan düşlerim
Leyla ile Mecnun rüyasında
Kaç kez satılmış esir pazarında.
Soluduğum havadan çekerken hayatı ciğerlerine
Öyle bir hırsız ki soluğumu kesmiş.
Yine aynı hikaye.
Başı sargılı, ayağında zinciri bir deli kadın.
Sevmiş adamı. Adamın bütün kıyılarını.
Ne ihanetler yutmuş aşk niyetine.
Bir sabah uyanınca karşısında ihanet çırılçıplak.
Yürek savunmasız.
Yürek sessiz.
Yürek ölüm eşiğinde.
Boğazında bir yumru.
Ayağının altında güneş.
Gözlerinde okyanus.
Sabah sessiz başı önünde.
Çekilsin ayaklarımın altından yeryüzü.
Alıp gitsin başını şu gök tepemden.
Sussun sevdalılar artık konuşmasın.
Uyansın uyuyan dev uyuduğu masaldan.
Koynumda ihanet hiç uyumamış.
Gözlerime yığılan zemheri.
Yazgısı bozuk. Dili tutuklu.
Uzanmış ihanetin koynuna. Arsız, yarınsız, çözümsüz.
Sırdaş bildiği karanlık yakmış kendi alevini.
Ne düşmüş uçurumdan ne düşüşmüş karşılayan yollarını.
Satırlar paylaşılmış sevgiyle
Sevgimin üzerine beddualar yağmış meğer.
Bütün kelimelerimin kaçışmış anlamları.
Her kelime bir darbe her darbe bir kelime doğurmuş.
Geceye teslim olan düşlerim
Leyla ile Mecnun rüyasında
Kaç kez satılmış esir pazarında.
Soluduğum havadan çekerken hayatı ciğerlerine
Öyle bir hırsız ki soluğumu kesmiş.
Yine aynı hikaye.
Başı sargılı, ayağında zinciri bir deli kadın.
Sevmiş adamı. Adamın bütün kıyılarını.
Ne ihanetler yutmuş aşk niyetine.
Bir sabah uyanınca karşısında ihanet çırılçıplak.
Yürek savunmasız.
Yürek sessiz.
Yürek ölüm eşiğinde.
Boğazında bir yumru.
Ayağının altında güneş.
Gözlerinde okyanus.
Sabah sessiz başı önünde.
Çekilsin ayaklarımın altından yeryüzü.
Alıp gitsin başını şu gök tepemden.
Sussun sevdalılar artık konuşmasın.
Uyansın uyuyan dev uyuduğu masaldan.
Koynumda ihanet hiç uyumamış.
25 Nisan 2009 Cumartesi
ACİL ÇIKIŞI
Hoş geldin.
Hoş buldum.
Nasılsın?
İyi ya sen?
İyiyim ben de.
Gidelim mi?
Gidelim.
Hayır oradan değil.
Fark ettim.
Nereden gideceğiz?
İşte buradan.
Burası acil çıkışı.
Evet.
İstersen geri dönebilirsin.
Hayır.
Gidelim.
Tut elimden.
Sıkıca tut. Onun elini tutar gibi.
Nedir o yanında taşıdığın?
Oraya hiçbir şey götüremezsin.
Bunlar önemli değil aslında.
Ama götürmek istiyorum.
Olmaz götüremezsin.
Nereye bırakayım şimdi ben bunları?
Olduğu yere bırak. Sahipsizler anlaşılan.
Öyle.
Hadi oyalanma artık.
Arkana bakma sürekli.
Vedalaştım herkesle.
Sarıldım, öptüm, kokladım sevdiklerimi.
Belki
Belkisi kalmadı artık
Tekrarların hepsi bitti.
Hadi tut elimden sıkıca
Onun elini tutar gibi.
Gidelim.
Hoş buldum.
Nasılsın?
İyi ya sen?
İyiyim ben de.
Gidelim mi?
Gidelim.
Hayır oradan değil.
Fark ettim.
Nereden gideceğiz?
İşte buradan.
Burası acil çıkışı.
Evet.
İstersen geri dönebilirsin.
Hayır.
Gidelim.
Tut elimden.
Sıkıca tut. Onun elini tutar gibi.
Nedir o yanında taşıdığın?
Oraya hiçbir şey götüremezsin.
Bunlar önemli değil aslında.
Ama götürmek istiyorum.
Olmaz götüremezsin.
Nereye bırakayım şimdi ben bunları?
Olduğu yere bırak. Sahipsizler anlaşılan.
Öyle.
Hadi oyalanma artık.
Arkana bakma sürekli.
Vedalaştım herkesle.
Sarıldım, öptüm, kokladım sevdiklerimi.
Belki
Belkisi kalmadı artık
Tekrarların hepsi bitti.
Hadi tut elimden sıkıca
Onun elini tutar gibi.
Gidelim.
7 Nisan 2009 Salı
BİTLİ YÜREK
Kıyasıya bir rekabet bu
Aklımın kapılarını zorlayan yüreğimin uğultusunda.
Yanlışı, yanılgısı bol.
Aklımın kapılarını zorlayan yüreğimin uğultusunda.
Yanlışı, yanılgısı bol.
Acımtırak üçüncü sınıf tütün tadında.
Ezberimde unutmak üzere dizili kelimeler.
Cevap vermek için sırada bekleşen yabancılaştıklarım.
Soruyu tekrar etmemi isteyenler sorunu bilmeyenler.
Ezberimde unutmak üzere dizili kelimeler.
Cevap vermek için sırada bekleşen yabancılaştıklarım.
Soruyu tekrar etmemi isteyenler sorunu bilmeyenler.
Avrupa'dan Anadolu'ya göçümün tarihte önemi olmasa da
Talihle bir bağlantısı var ki sormayın.
Dik merdivenlerden bu yollara uçarak gelişim.
Geldiğim yerden bilmediğim şehirlere geçişim.
Cebimde bozuk para şıngırtıları.
Kimliğimle yazı tura oynayışım.
Kimliksiz kalanların yüreğine dilimi uzatışım.
Hep bu talihin işi.
Aç bırakılmış tokluğumun topuğunda
Azrail'in şefkatli elleri dolaşıp dururken
Ertelemek, ertelemek, ertelemek.
Ertelenmekteyim.
Talihle bir bağlantısı var ki sormayın.
Dik merdivenlerden bu yollara uçarak gelişim.
Geldiğim yerden bilmediğim şehirlere geçişim.
Cebimde bozuk para şıngırtıları.
Kimliğimle yazı tura oynayışım.
Kimliksiz kalanların yüreğine dilimi uzatışım.
Hep bu talihin işi.
İşini bilmeyenlerle yaren olmam da
Aç bırakılmış tokluğumun topuğunda
Azrail'in şefkatli elleri dolaşıp dururken
Ertelemek, ertelemek, ertelemek.
Ertelenmekteyim.
25 Mart 2009 Çarşamba
YARA ÜZERİNE RESİM ÇİZEN RESSAM
Şehre akşam kucak açarken eğilmiş ressam
Yerde yatan kuşun tutmuş gagasından
Sadece kanadı kırılır kuşların sanıyormuş
Kuşu ölmüş görünce ayılmış ressam.
Bir iki sokaktan geçmiş hızlıca
Soluğu kesilmiş, dinlenmiş ressam.
Tak tak ayak sesleri duyunca birden
Bir köşeye gizlenmiş, izlemiş ressam.
İki dağ belirmiş gözü önünde
İki yanan volkan dizi dibinde
Yutkunmuş boğazında son tükürükle
Vurulmuş şaşkınlıkla bir dağa ressam.
Bir dağın eteğinde denizi varmış
Diğeri çoraktan beter çorakmış
Bir dağın üstünde yeşili varmış
Diğeri karadan daha karaymış
Bir dağın başında güneşi varmış
Diğeri kar boran hep karanlıkmış
Bir dağın içinde sevisi varmış
Diğeri kimsesiz çok da yalnızmış
Bir dağın elinde neşesi varmış
Diğeri eliyle yara kaparmış
Dili tutulmuş naçar ressamın
Fırçasında bahar açar ressamın
Ezilmiş büzülmüş kalmış ortada
Kaçacak hiç yeri yokmuş ressamın.
Düşünmüş taşınmış nereye varsam
Hangi dağa gitsem orada kalsam
Elindeki kuşu hatırlayınca
Yürümüş kar boran yaraya ressam.
Başını yaslamış dağın göğsüne
Uzanmış sabahı bulayım diye
Erkenden uyanıp çok da sessizce
Yarayı mezara çevirmiş ressam.
Dağ içli içli ağlar dururken
Yaşları rengarenk boyamış ressam.
Dağ kimsesiz yalnız uyurken
Bir ölü bir yaşar doğurmuş ressam.
Eh demiş artık ben gitmeliyim
Yaranı kapattım, yaşını sildim
Sana bir hayat bir ölü verdim
Hoşça kal derken düşünmüş ressam
Elinden fırçayı düşürmüş ressam.
Yerde yatan kuşun tutmuş gagasından
Sadece kanadı kırılır kuşların sanıyormuş
Kuşu ölmüş görünce ayılmış ressam.
Bir iki sokaktan geçmiş hızlıca
Soluğu kesilmiş, dinlenmiş ressam.
Tak tak ayak sesleri duyunca birden
Bir köşeye gizlenmiş, izlemiş ressam.
İki dağ belirmiş gözü önünde
İki yanan volkan dizi dibinde
Yutkunmuş boğazında son tükürükle
Vurulmuş şaşkınlıkla bir dağa ressam.
Bir dağın eteğinde denizi varmış
Diğeri çoraktan beter çorakmış
Bir dağın üstünde yeşili varmış
Diğeri karadan daha karaymış
Bir dağın başında güneşi varmış
Diğeri kar boran hep karanlıkmış
Bir dağın içinde sevisi varmış
Diğeri kimsesiz çok da yalnızmış
Bir dağın elinde neşesi varmış
Diğeri eliyle yara kaparmış
Dili tutulmuş naçar ressamın
Fırçasında bahar açar ressamın
Ezilmiş büzülmüş kalmış ortada
Kaçacak hiç yeri yokmuş ressamın.
Düşünmüş taşınmış nereye varsam
Hangi dağa gitsem orada kalsam
Elindeki kuşu hatırlayınca
Yürümüş kar boran yaraya ressam.
Başını yaslamış dağın göğsüne
Uzanmış sabahı bulayım diye
Erkenden uyanıp çok da sessizce
Yarayı mezara çevirmiş ressam.
Dağ içli içli ağlar dururken
Yaşları rengarenk boyamış ressam.
Dağ kimsesiz yalnız uyurken
Bir ölü bir yaşar doğurmuş ressam.
Eh demiş artık ben gitmeliyim
Yaranı kapattım, yaşını sildim
Sana bir hayat bir ölü verdim
Hoşça kal derken düşünmüş ressam
Elinden fırçayı düşürmüş ressam.
24 Mart 2009 Salı
ÖLDÜĞÜM YERDEN BİLDİRİYORUM
Ölüm bir kalabalığın gürültüsünde
Merhaba dedi.
Hendeklerinden atlamak üzereyken.
Karşı kıyıya ulaşmaya ramak kalmışken.
Yeter dedi yaşama.
Gülüp eğlenmekteyken dostlarla.
Eşlik ederken kırk yıllık kahvemiz akşam sohbetlerimize.
Ölüm hain bir kahpenin elinde kalan son yalanıyla
Düştü fincanlarımızın ortasına.
Dona kalmış düşlerin kabusa uyanan gerçekliğinde vurulduk.
Merhaba dedi.
Hendeklerinden atlamak üzereyken.
Karşı kıyıya ulaşmaya ramak kalmışken.
Yeter dedi yaşama.
Gülüp eğlenmekteyken dostlarla.
Eşlik ederken kırk yıllık kahvemiz akşam sohbetlerimize.
Ölüm hain bir kahpenin elinde kalan son yalanıyla
Düştü fincanlarımızın ortasına.
Dona kalmış düşlerin kabusa uyanan gerçekliğinde vurulduk.
Yüzümüzde hatırda kalan son kıvrımlarımızla.
Sevinçler, hayaller, gülüşler...
Ardı ardına yığılıp kalan kalpler.
Bir namerdin bulanık fikrinde can verdi umutlarımız.
Ne bir çığlık duydum düşenlerden, ne de bir ah.
Göz göze gelebildiğimiz bir kaçımız selamladık vedalaşırken birbirimizi.
Görüşmek üzere.
Damağımızda telvenin buruk tadı.
Ellerimizde son kez birbirine dokunabilmek için yersiz bir çaba.
Öldük dostlarım.
Bir kahpenin yalan sıcağında.
Ne bir çığlık duydum düşenlerden, ne de bir ah.
Göz göze gelebildiğimiz bir kaçımız selamladık vedalaşırken birbirimizi.
Görüşmek üzere.
Damağımızda telvenin buruk tadı.
Ellerimizde son kez birbirine dokunabilmek için yersiz bir çaba.
Öldük dostlarım.
Bir kahpenin yalan sıcağında.
17 Mart 2009 Salı
ÇIKMAZ SOKAK
Sen sadece geleceğimi çalmadın benden.
Kimsesiz çocukların gülümseme umudunu.
Sabah güneşine yoldaş gözlerimin ışığını.
Yalnız sokak adamlarına uzatılan ellerimi.
Komşu kızının getirdiği tatlıları beğenme hevesimi.
Bayramlarda şeker toplamak üzere elime aldığım
Kimsesiz çocukların gülümseme umudunu.
Sabah güneşine yoldaş gözlerimin ışığını.
Yalnız sokak adamlarına uzatılan ellerimi.
Komşu kızının getirdiği tatlıları beğenme hevesimi.
Bayramlarda şeker toplamak üzere elime aldığım
Bir poşet içinde biriktirdiğim çocuk hikayelerimi.
Yeni cümleler kurma hevesimi.
Sen yarattığın depremden kurtulmak için
Sarılırken başka bedenlere,
Elini uzatırken başka ellere,
Beni göçük altında bırakan ihanetinle
Ne haykıracak ses kaldı bende
Ne de kelime.
Son bir çabayla kurtulmak için ses verdiğimde
Sesimi duyan var mı diye?
Sen sustun öleceğimi bile bile.
Şimdi zafer nidalarıyla dolaş başka bedenlerde.
İzbe kuytularda erit yüreğini.
Adımı karaladığın notlarını yırt at.
Sana yazılmış ilanı aşkların büyüsüyle
Yokuşundan in aşağılara.
Sokak taşlarının arasında sıkışıp kalan adımlarıma
Adını fısıldadım sessizce.
Her yerden aynı cevap geldi.
Yâr ihanet içinde.
Senin çamurlu ayaklarını yıkadığın su birikintisi
Gözyaşlarımdan oluştu.
Şimdi lekesiz adımlar atacağını sanarak
Yeni cümleler kurma hevesimi.
Sen yarattığın depremden kurtulmak için
Sarılırken başka bedenlere,
Elini uzatırken başka ellere,
Beni göçük altında bırakan ihanetinle
Ne haykıracak ses kaldı bende
Ne de kelime.
Son bir çabayla kurtulmak için ses verdiğimde
Sesimi duyan var mı diye?
Sen sustun öleceğimi bile bile.
Şimdi zafer nidalarıyla dolaş başka bedenlerde.
İzbe kuytularda erit yüreğini.
Adımı karaladığın notlarını yırt at.
Sana yazılmış ilanı aşkların büyüsüyle
Yokuşundan in aşağılara.
Sokak taşlarının arasında sıkışıp kalan adımlarıma
Adını fısıldadım sessizce.
Her yerden aynı cevap geldi.
Yâr ihanet içinde.
Senin çamurlu ayaklarını yıkadığın su birikintisi
Gözyaşlarımdan oluştu.
Şimdi lekesiz adımlar atacağını sanarak
Kirlenmiş yüreğine ortak ettiğin yarınlarımı çıkar at üzerinden.
Ve yine ihanet güldürsün yüzünün silik kıvrımlarını.
Güle oynaya bitirirken hasretinle yürek alışverişini
Sokaklarından geçerken gözlerinle süzdüğün bütün kadınları
Sırf alevinde yanarken çıkardığı sesi seviyorsun diye
Yine al, at, yak yüreğinde.
Yansınlar bırak.
Sırf sen bir anlık heveslerine kavuş diye.
Biriksin küllüğünde yine izmaritler.
Her defasında beni söndür tekrar tekrar.
Boğazına takılan öksürük nöbetleri ayırsın bizi
Bırak ayırsın sonsuza kadar.
Nafile çabaların sancısında uykuya hasret gözlerin
Kapatırken perdelerini sıkı sıkı güneşe
Sırt çeviren diğerleri gibi
Kar yağacaktır elbette sevgisiz yüreğine.
Ve yine ihanet güldürsün yüzünün silik kıvrımlarını.
Güle oynaya bitirirken hasretinle yürek alışverişini
Sokaklarından geçerken gözlerinle süzdüğün bütün kadınları
Sırf alevinde yanarken çıkardığı sesi seviyorsun diye
Yine al, at, yak yüreğinde.
Yansınlar bırak.
Sırf sen bir anlık heveslerine kavuş diye.
Biriksin küllüğünde yine izmaritler.
Her defasında beni söndür tekrar tekrar.
Boğazına takılan öksürük nöbetleri ayırsın bizi
Bırak ayırsın sonsuza kadar.
Nafile çabaların sancısında uykuya hasret gözlerin
Kapatırken perdelerini sıkı sıkı güneşe
Sırt çeviren diğerleri gibi
Kar yağacaktır elbette sevgisiz yüreğine.
12 Mart 2009 Perşembe
SİYAH MOR VE DİĞERLERİ
Ay geceden bunalmış
Güneş güne sırt çevirmiş meğer.
Velhasıl gökyüzü yere dikmiş gözlerini.
Ne yapsın koca derya küçülmek hevesinde?
Bir terslik var belli.
Dilimin ucunda dile gelmez kelimeler yitirdi harflerini.
Hoşça kal pembe, yeşil, kırmızı, mavi.
Kapattım aynı gördüğüm açtım aynı.
Gözlerimin önünde bekleşip duruyorlar
Siyah , mor ve diğerleri.
Güneş güne sırt çevirmiş meğer.
Velhasıl gökyüzü yere dikmiş gözlerini.
Ne yapsın koca derya küçülmek hevesinde?
Bir terslik var belli.
Dilimin ucunda dile gelmez kelimeler yitirdi harflerini.
Hoşça kal pembe, yeşil, kırmızı, mavi.
Kapattım aynı gördüğüm açtım aynı.
Gözlerimin önünde bekleşip duruyorlar
Siyah , mor ve diğerleri.
5 Mart 2009 Perşembe
KALDIRIMLARDA
Kaldırımları mı yanlış yürümüştük?
Yoksa baştan sona hatalı mıydı sokaklar?
Parmaklarımın arasına sıkıştırdığım sigaram.
Bir adım ileri bir adım geri ne fark eder.
Aynı olmasa da adımlarımız
Yan yana yürürken aynı yollarda
Unutuldu mu gülüşler ?
Senin parmakların değil miydi sımsıkı saran ellerimi?
Yalan mıydı sarılmalar ayrılık yok dercesine?
Pek hayal de kurmazdık ki seninle
Yıkıldı desek hayallerimiz.
Gerçekti yaşananlar.
Ve biz yalansız yaşadığımızı söylemez miydik?
Uzun zamandır görmediğim yüzünü
Fotoğraflarda anımsamak.
Olmuyor.
İsyanlara açılıyor yüreğim.
Sırf hayalin yetmiyor bazen.
Ne sevdamı görüyor.
Ne de yakarışlarımı duyuyorsun.
Bak ben yine seninleyim.
Yine sevdan yakıyor yüreğimi
Nerelerdesin sevgili?
Aklında olmayan ben çıkmazlardayım.
Gözlerin çeliyor aklımı suskun fotoğraflarda.
Sensizlik sevdan gibi işledi dünyama.
İçtiğim her sigara son artık.
Her adım sona davetiye bana.
Anla be anla artık sevdiğim.
Uzakta olsan.
Değmez de dese başkaları ona.
Ömrümü sana adadım.
Yalan yanlış kaldırımlarda.
(99 EKİM)
Yoksa baştan sona hatalı mıydı sokaklar?
Parmaklarımın arasına sıkıştırdığım sigaram.
Bir adım ileri bir adım geri ne fark eder.
Aynı olmasa da adımlarımız
Yan yana yürürken aynı yollarda
Unutuldu mu gülüşler ?
Senin parmakların değil miydi sımsıkı saran ellerimi?
Yalan mıydı sarılmalar ayrılık yok dercesine?
Pek hayal de kurmazdık ki seninle
Yıkıldı desek hayallerimiz.
Gerçekti yaşananlar.
Ve biz yalansız yaşadığımızı söylemez miydik?
Uzun zamandır görmediğim yüzünü
Fotoğraflarda anımsamak.
Olmuyor.
İsyanlara açılıyor yüreğim.
Sırf hayalin yetmiyor bazen.
Ne sevdamı görüyor.
Ne de yakarışlarımı duyuyorsun.
Bak ben yine seninleyim.
Yine sevdan yakıyor yüreğimi
Nerelerdesin sevgili?
Aklında olmayan ben çıkmazlardayım.
Gözlerin çeliyor aklımı suskun fotoğraflarda.
Sensizlik sevdan gibi işledi dünyama.
İçtiğim her sigara son artık.
Her adım sona davetiye bana.
Anla be anla artık sevdiğim.
Uzakta olsan.
Değmez de dese başkaları ona.
Ömrümü sana adadım.
Yalan yanlış kaldırımlarda.
(99 EKİM)
25 Şubat 2009 Çarşamba
GÜNEŞ
Bu kadar erken beklemiyordum seni.
Oyalanır yollarda diyordum.
Biraz kara bulut şimşeğini çakar.
Yıldırımlar atar dünyama
Sonra o gelir diyordum.
Bu yanılgı ne mutlu etti beni.
Ansızın gelmen nasıl sevindirdi.
Bir bilsen yüzümde beliren gülüş
Görenlere nasıl hayret dedirtti.
Şimdi ben baharın mis kokusunda
Çiçek tarlasında koşturup oynamaktayım.
Sen geldin uyandım kara uykudan.
Berrak suyunla arınmaktayım.
Gösterdin içimde yanan ateşin
Alevi ne kadar deli ısıtır.
Ben güldüm, sen güldün, onlar ağladı.
Gösterdin sahteler gurursuz ölür.
Hadi yaşa dedin dilediğince
Hadi eğlen gül, güneş yüzünle.
Ne kadar aydınlıksın dedin sen bana
Aydınlık neymiş gördüm sen güldüğünde.
Ne desem hoyrat kalır asil gönlüne.
Sussam da anlasan ne güzel olur.
Ah anladım dedin ılık meltemle
Dilerim bu bahar yazımız olur.
Oyalanır yollarda diyordum.
Biraz kara bulut şimşeğini çakar.
Yıldırımlar atar dünyama
Sonra o gelir diyordum.
Bu yanılgı ne mutlu etti beni.
Ansızın gelmen nasıl sevindirdi.
Bir bilsen yüzümde beliren gülüş
Görenlere nasıl hayret dedirtti.
Şimdi ben baharın mis kokusunda
Çiçek tarlasında koşturup oynamaktayım.
Sen geldin uyandım kara uykudan.
Berrak suyunla arınmaktayım.
Gösterdin içimde yanan ateşin
Alevi ne kadar deli ısıtır.
Ben güldüm, sen güldün, onlar ağladı.
Gösterdin sahteler gurursuz ölür.
Hadi yaşa dedin dilediğince
Hadi eğlen gül, güneş yüzünle.
Ne kadar aydınlıksın dedin sen bana
Aydınlık neymiş gördüm sen güldüğünde.
Ne desem hoyrat kalır asil gönlüne.
Sussam da anlasan ne güzel olur.
Ah anladım dedin ılık meltemle
Dilerim bu bahar yazımız olur.
17 Şubat 2009 Salı
BAĞ BOZUMU
Demek gidiyorsun sevdiğim.
Vaktidir diyorsun.
Ardında kalan şımarık gülüşlerime
Sensiz düşler yâr ediyorsun.
Demek gidiyorsun.
Vaktidir diyorsun.
Kırık vazoların kirli sularında
Aç açabildiğin kadar
Dök yapraklarını
Koparılmış kökünden ne de olsa hayatın diyorsun
Sen gidiyorsun.
Olgunlaşacak diye baharda toprakla buluşturduğum
Henüz yazı bulmadan
Meyve vermek için yaratılmış varlığımıza son verip
Vaktidir diyorsun.
Sen gidiyorsun.
Oysa henüz vakti gelmedi.
Daha topraktan ayrılmadı köklerimiz.
Yeterince yeşillenmedi yapraklarımız.
Başka bir toprakta can bulurum diyorsan
Daha kolay açarım
Hep güneşe bakarım diyorsan
Hiç üzüm olur mu erikten?
Hangi yalanın koynunda
Bahçemizin topraklarını ölüme terk ediyorsun?
Söyle sevdiğim
Sen hangi bağ bozumu hülyasında
Bizim bağ bozumumuzu yerle bir ediyorsun?
Sen hangi bağ bozumundan bahsediyorsun?
Vaktidir diyorsun.
Ardında kalan şımarık gülüşlerime
Sensiz düşler yâr ediyorsun.
Demek gidiyorsun.
Vaktidir diyorsun.
Kırık vazoların kirli sularında
Aç açabildiğin kadar
Dök yapraklarını
Koparılmış kökünden ne de olsa hayatın diyorsun
Sen gidiyorsun.
Olgunlaşacak diye baharda toprakla buluşturduğum
Henüz yazı bulmadan
Meyve vermek için yaratılmış varlığımıza son verip
Vaktidir diyorsun.
Sen gidiyorsun.
Oysa henüz vakti gelmedi.
Daha topraktan ayrılmadı köklerimiz.
Yeterince yeşillenmedi yapraklarımız.
Başka bir toprakta can bulurum diyorsan
Daha kolay açarım
Hep güneşe bakarım diyorsan
Hiç üzüm olur mu erikten?
Hangi yalanın koynunda
Bahçemizin topraklarını ölüme terk ediyorsun?
Söyle sevdiğim
Sen hangi bağ bozumu hülyasında
Bizim bağ bozumumuzu yerle bir ediyorsun?
Sen hangi bağ bozumundan bahsediyorsun?
3 Şubat 2009 Salı
CENNET
Nabzı atmıyordu artık.
Öyle söyledi doktor.
Hedefine kilitlenip bakışıyla vurmuştu katil
Sarı saçlı küçük kızı.
Düştüğü yerde yerle bir olan umutları
Damarlarından çekilirken
Beyaz tenine yakışıksız bir sonla
Gözü açık giden diğerleri gibi
Yığılmıştı olduğu yere
Ardı ardına gelen zehir yüklü kurşunlarla.
“Kurtar beni bu yerden” dedi usulca
Son bir çabayla
Durmak üzereydi kalbi işte o an.
Katil öfkeliydi.
Kıydı sarı saçlı küçük kıza.
Almaya geldiler onu
Gördüm.
Oradan.
Cennetten.
Ağlama dedi bir melek
Diğeri sildi yaşlarını
Konuşma dedi bir diğeri
Yorma artık ölmüş bu yüreği
Sustu sarı saçlı küçük kız
Susturdu nafile bütün sözleri
Giderken ardına bakmadı.
Bakmak istemedi.
Gitti.
Devam etti ondan sonra hayat
Otobüsler seferlerine, insanlar işlerine, öğrenciler okullarına...
Kadınlar lakırdıya daldı.
Öyle söyledi doktor.
Hedefine kilitlenip bakışıyla vurmuştu katil
Sarı saçlı küçük kızı.
Düştüğü yerde yerle bir olan umutları
Damarlarından çekilirken
Beyaz tenine yakışıksız bir sonla
Gözü açık giden diğerleri gibi
Yığılmıştı olduğu yere
Ardı ardına gelen zehir yüklü kurşunlarla.
“Kurtar beni bu yerden” dedi usulca
Son bir çabayla
Durmak üzereydi kalbi işte o an.
Katil öfkeliydi.
Kıydı sarı saçlı küçük kıza.
Almaya geldiler onu
Gördüm.
Oradan.
Cennetten.
Ağlama dedi bir melek
Diğeri sildi yaşlarını
Konuşma dedi bir diğeri
Yorma artık ölmüş bu yüreği
Sustu sarı saçlı küçük kız
Susturdu nafile bütün sözleri
Giderken ardına bakmadı.
Bakmak istemedi.
Gitti.
Devam etti ondan sonra hayat
Otobüsler seferlerine, insanlar işlerine, öğrenciler okullarına...
Kadınlar lakırdıya daldı.
Hayat devam etti.
Öldü sarı saçlı küçük kız
Hiç kimse fark etmedi.
"Nereden geliyorsun?" diye sordular
Sarı saçlı küçük kıza.
Hemen şurası çok uzak değil dedi.
Değdi yüreğime bin alev istemeden
Yandım, yaralarım geçmeden
Yeter dedi bir katil
Öldürdü beni.
Cehennemden geliyorum.
Cennette ağlanmaz değil mi?
Öldü sarı saçlı küçük kız
Hiç kimse fark etmedi.
"Nereden geliyorsun?" diye sordular
Sarı saçlı küçük kıza.
Hemen şurası çok uzak değil dedi.
Değdi yüreğime bin alev istemeden
Yandım, yaralarım geçmeden
Yeter dedi bir katil
Öldürdü beni.
Cehennemden geliyorum.
Cennette ağlanmaz değil mi?
26 Ocak 2009 Pazartesi
PİÇ
Yüzüne değdi kirpiğimin ucundan
Fırtınalarla savrulan damlalar.
Damıtıp zehrini aldım avucuma yere düşerken.
Sana ne çocuk!
Doğurmuş yüreğim
Fırtınalarla savrulan damlalar.
Damıtıp zehrini aldım avucuma yere düşerken.
Sana ne çocuk!
Doğurmuş yüreğim
Parmak ucuyla gösterilen
Ziyan ettiğin piç bir aşk.
Şimdi sokak ortasında savrulsun boş ver.
Gelene geçene sorsun kimim ben diye?
Kiminim?
Hangi kalbin içinden düştüm buraya?
Bırak sorsun çocuk.
Büyümüşsün ya sen
Büyümüş ya içimde seni beni izlerken.
Ne ben elinden tutarım artık ne sen tut.
Tutma! İstemem!
Ben ışığının içinde kaybolanları,
Yere diktiğin gözünden kaçırabildiklerimi toplayıp
Ne varsa artık kalan.
Bir parça yarın.
Bir parça geçmişten kalan.
Hoşça kal diyorum.
Hoşça kal çocuk.
Yeni doğumunda yağacak yağmurda
Islanacak, çocuklarına acıyacak,
Acınacak birilerini bulmak üzere hoşça kal.
Yokluğun varlıktır sefil ruhlar kanarken.
Ağzımı açıp basınca çığlığı
Yıkılsın yerde ne varsa.
Parçalansın gökte seyrettiklerim.
Bırak çocuk!
Ziyan ettiğin piç bir aşk.
Şimdi sokak ortasında savrulsun boş ver.
Gelene geçene sorsun kimim ben diye?
Kiminim?
Hangi kalbin içinden düştüm buraya?
Bırak sorsun çocuk.
Büyümüşsün ya sen
Büyümüş ya içimde seni beni izlerken.
Ne ben elinden tutarım artık ne sen tut.
Tutma! İstemem!
Ben ışığının içinde kaybolanları,
Yere diktiğin gözünden kaçırabildiklerimi toplayıp
Ne varsa artık kalan.
Bir parça yarın.
Bir parça geçmişten kalan.
Hoşça kal diyorum.
Hoşça kal çocuk.
Yeni doğumunda yağacak yağmurda
Islanacak, çocuklarına acıyacak,
Acınacak birilerini bulmak üzere hoşça kal.
Yokluğun varlıktır sefil ruhlar kanarken.
Ağzımı açıp basınca çığlığı
Yıkılsın yerde ne varsa.
Parçalansın gökte seyrettiklerim.
Bırak çocuk!
Küçülsün nazarında bütün düşlerim.
Varlığım ezilsin sahip olduğun siyah boşlukta.
Büyümüşsün ya sen.
Bırak kalsın bu piç aşk ortalıkta.
Varlığım ezilsin sahip olduğun siyah boşlukta.
Büyümüşsün ya sen.
Bırak kalsın bu piç aşk ortalıkta.
16 Ocak 2009 Cuma
MAVİ
İçim
Buz
Mavi.
Kaybeden gerçeklerin keskin ucunda
Göğe uzanmış, keyfe zehir katılmış
Parlak cilalı elma.
Yâr
Bir yaz akşamı rüyası kış sabahında
Terlikleri şak şak
Ardıma bakmıyorum
Gördüğüm
Mavi.
Dur (ma)!
Kayıp gitsin yokuşun sonuna kadar
Usuldan yürüyüşlerde çığlık sesim
Dan dan!
Mavi.
O kadar da değil canım
Altı üstü dört tekerli araba
Yol zaten yapım aşamasında
Enkaz dolu geçtiğim yolların manzarası
Badanası yok elbette çoğu yapının
Olanlar ise
Mavi.
Şimdi umut dolu bir bakış açısı mı gördünüz siz
Mavi hiç kederle yoldaş edilir mi
Değil mi?
Bende öyle düşündüm zaten
Katladım
Mavi.
Katlandım
Mavi.
Soldu yeşil
Kaldı
Mavi.
Buz
Mavi.
Kaybeden gerçeklerin keskin ucunda
Göğe uzanmış, keyfe zehir katılmış
Parlak cilalı elma.
Yâr
Bir yaz akşamı rüyası kış sabahında
Terlikleri şak şak
Ardıma bakmıyorum
Gördüğüm
Mavi.
Dur (ma)!
Kayıp gitsin yokuşun sonuna kadar
Usuldan yürüyüşlerde çığlık sesim
Dan dan!
Mavi.
O kadar da değil canım
Altı üstü dört tekerli araba
Yol zaten yapım aşamasında
Enkaz dolu geçtiğim yolların manzarası
Badanası yok elbette çoğu yapının
Olanlar ise
Mavi.
Şimdi umut dolu bir bakış açısı mı gördünüz siz
Mavi hiç kederle yoldaş edilir mi
Değil mi?
Bende öyle düşündüm zaten
Katladım
Mavi.
Katlandım
Mavi.
Soldu yeşil
Kaldı
Mavi.
11 Ocak 2009 Pazar
TAHTA BAVULDA SAKLI YÜREĞİM
Penceresi yeşile açılan
Her daim yağmur damlalarının sesinde uykuya dalmanın
O eşsiz huzurunu yaşadığım evimizde
Gençliğe adım atan çocukluğumdan kalan
Büyüdüğümde yaralarımı sakladığım
Dedemin dedesinden yadigâr tahta bir bavulda
O eşsiz huzurunu yaşadığım evimizde
Gençliğe adım atan çocukluğumdan kalan
Büyüdüğümde yaralarımı sakladığım
Dedemin dedesinden yadigâr tahta bir bavulda
Tavan arasında saklanmaktan yorulmuş anılar.
Dere kenarında uçuşan kelebekler
Bir kalıp sabunla cıvıldaşan sesimin yankısında raks ederken
Babaannemin "akşam oldu haydi eve gelin" dediği günlerin
Dedemin çattığı kaşının altında eziliveren gülme krizinin
Şehir merkezinden yola koyulunca
Başka memleket çocuklarının dayanamayacağı kadar engebeli yollarda
Güle oynaya yukarılara daha da yukarılara çıkıyor olmanın
Köye vardığımızda ilk evin önünde duraklama nedenimizin
Yıllar çizgilerini çok çabuk derinleştirse de
Dillere destan güzelliğini unutmamıştır kimse
İpek halamla kucaklaşmak için olduğunu bilmenin
Mehmet enişteme gülümsemenin eşliğinde
Devam ederken yola
"Anlat hele ben dinlerim" diyen köy sakinlerine
Heyecanla anlattığım tüm hikayelerin
Koynunda uyudum bugün.
Duyduğum gürültülerin sesiyle gözlerimi açtığımda
Kaybolmasın diye sevdiklerim.
Yüreğimi sakladım onların yanına.
Dedemi, babaannemi, halamı, eniştemi
Çocuk hikayelerimde saklı aydınlık geleceğimi.
Tekrar kilitledim.
Cilası eskimiş, kulpu kırılmış
Dedemin dedesinden yadigâr tahta bavul içerisine.
Dere kenarında uçuşan kelebekler
Bir kalıp sabunla cıvıldaşan sesimin yankısında raks ederken
Babaannemin "akşam oldu haydi eve gelin" dediği günlerin
Dedemin çattığı kaşının altında eziliveren gülme krizinin
Şehir merkezinden yola koyulunca
Başka memleket çocuklarının dayanamayacağı kadar engebeli yollarda
Güle oynaya yukarılara daha da yukarılara çıkıyor olmanın
Köye vardığımızda ilk evin önünde duraklama nedenimizin
Yıllar çizgilerini çok çabuk derinleştirse de
Dillere destan güzelliğini unutmamıştır kimse
İpek halamla kucaklaşmak için olduğunu bilmenin
Mehmet enişteme gülümsemenin eşliğinde
Devam ederken yola
"Anlat hele ben dinlerim" diyen köy sakinlerine
Heyecanla anlattığım tüm hikayelerin
Koynunda uyudum bugün.
Duyduğum gürültülerin sesiyle gözlerimi açtığımda
Kaybolmasın diye sevdiklerim.
Yüreğimi sakladım onların yanına.
Dedemi, babaannemi, halamı, eniştemi
Çocuk hikayelerimde saklı aydınlık geleceğimi.
Tekrar kilitledim.
Cilası eskimiş, kulpu kırılmış
Dedemin dedesinden yadigâr tahta bavul içerisine.
8 Ocak 2009 Perşembe
VURUYOR KENDİNİ GÖZLERİMİN ÖNÜNDE
Her hikayeye konu olan kahramanların özentisinde
Yeni tiratlar sarf ediyorum.
Akşam olduğunda hüzünlenen şairlerin
Güne varma çabasındaki engebeli süreçte
Derin bir yalnızlıkla susuyorum.
Neşelenmek için bahaneler uyduran gülmeye meyilli yüreğim
Hiç alışık olmadığım alışkanlıklar ediniyor benden habersiz.
Koyversem boşluğa ruhumu zaman çok erken
Yaptıklarına alkış tutsam sahtelik olur.
Fark etmek bir gece sessizliğinde sevdiğinizin aslında sevmeyeniniz olduğunu.
Sevdiğinizin sanmalarla ziyan olduğunu.
Sevdiğinizin her gün size yeni anlamlar yüklerken
Anlamsızlaşma yolunda kendini vurduğunu.
Gözlerinizi her kapadığınızda onunla, açtığınızda onunla
Ancak o aradaki kapama anında
O küçücük anda
Yeni tiratlar sarf ediyorum.
Akşam olduğunda hüzünlenen şairlerin
Güne varma çabasındaki engebeli süreçte
Derin bir yalnızlıkla susuyorum.
Neşelenmek için bahaneler uyduran gülmeye meyilli yüreğim
Hiç alışık olmadığım alışkanlıklar ediniyor benden habersiz.
Koyversem boşluğa ruhumu zaman çok erken
Yaptıklarına alkış tutsam sahtelik olur.
Fark etmek bir gece sessizliğinde sevdiğinizin aslında sevmeyeniniz olduğunu.
Sevdiğinizin sanmalarla ziyan olduğunu.
Sevdiğinizin her gün size yeni anlamlar yüklerken
Anlamsızlaşma yolunda kendini vurduğunu.
Gözlerinizi her kapadığınızda onunla, açtığınızda onunla
Ancak o aradaki kapama anında
O küçücük anda
Ondan çok çok uzakta olduğunuzu anladığınız oldu mu?
İtiraf edemediğiniz zamanların birinde
Gecenin en sessiz yerinde
İtiraf edemediğiniz zamanların birinde
Gecenin en sessiz yerinde
Fonda bu sessizliği bozmak için çalan
Sevdiğinizin gelecek günlerdeki partilerinde
Salınacak arkadaşlarına eşlik edecek müzikleri
Belki ne söyleyeceğini bilmediği için
Belki de sizin kelimelerinizden kaçtığı için
Dinlemekteyken
Gece
Daha birini bitirmeden diğerine başlanan her şeyde olduğu gibi
Sevdiğinizin gelecek günlerdeki partilerinde
Salınacak arkadaşlarına eşlik edecek müzikleri
Belki ne söyleyeceğini bilmediği için
Belki de sizin kelimelerinizden kaçtığı için
Dinlemekteyken
Gece
Daha birini bitirmeden diğerine başlanan her şeyde olduğu gibi
Sizi de yordu mu?
Aranızda hiç bilinmeyenli denklemler
Sevmeler, ihanetler...
Belki bahçe kapısı aralığında
Belki de yerde bulacağınız gürültülü bir karşılaşmanın
Bilmem kaçıncı arifesinde
Bütün tiryakiliklerden vazgeçiş eylemleri planlarken
Görmezden gelmek şıkkını seçiyor bulunca kendinizi soldunuz mu?
Belki bahçe kapısı aralığında
Belki de yerde bulacağınız gürültülü bir karşılaşmanın
Bilmem kaçıncı arifesinde
Bütün tiryakiliklerden vazgeçiş eylemleri planlarken
Görmezden gelmek şıkkını seçiyor bulunca kendinizi soldunuz mu?
Derin bir of çekmekle çekmemek arasında kaldığınız zamanların birinde
Gün ışığına kavuşmuş bulunca gözlerinizi
Gördüğünüz aydınlık aydınlık oldu mu ?
Gün ışığına kavuşmuş bulunca gözlerinizi
Gördüğünüz aydınlık aydınlık oldu mu ?
6 Ocak 2009 Salı
GÜNEŞ BATMAKTA HÜZNÜN UÇURUMUNDA
Gözlerimin altında büyüyen kararmış yalnızlıkların
Taarruza geçtiği bir kış gününde
Güneş battı hüznümün uçurumunda.
Ömre ziyan sokaklarında koştururken yârin
Çarptığım duvarlarında kanadı yüreğim.
Her telden çalan frekanslarda şarkıları dinlemekle meşguliyetimin boşluğunda
Yeni yıl müjdecisi takvim yaprağını okumanın sevincinde
Sevdiğim bütün şairlerin şiirlerinden adını ayıklarken
Boy veren ağaçların dallarına
Taarruza geçtiği bir kış gününde
Güneş battı hüznümün uçurumunda.
Ömre ziyan sokaklarında koştururken yârin
Çarptığım duvarlarında kanadı yüreğim.
Her telden çalan frekanslarda şarkıları dinlemekle meşguliyetimin boşluğunda
Yeni yıl müjdecisi takvim yaprağını okumanın sevincinde
Sevdiğim bütün şairlerin şiirlerinden adını ayıklarken
Boy veren ağaçların dallarına
Kurdele çaput cinsinden asılan dileklerime el koydu el eylediğim.
Geceleri terlemiş kimin umurunda.
Kimin umurunda benim üşüyen düşlerim.
Geceleri terlemiş kimin umurunda.
Kimin umurunda benim üşüyen düşlerim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)