20 Temmuz 2017 Perşembe

KÜSKÜN

Bırakalım gitsin.
Büyümesin fısıltılar.
Nasılsa iyidir.
Unutmuştur.
Mutludur.

Üzerimde çıplak mevsimler yarışır
Bir adım bir adım daha derken
Gönül küskün
Kader arsız
Umut yorgun

Bizden uzak gülüşlere teslim olmuş
Gönül vermiş,sevmiş...
Yerden yere vurmuş, aklından çıkarmış
Onsuz da olur diye uykulara yatmış

Öncesi ,onunlası,ya unutmadıysa sanrısı
İçimizi esir alan kasırgası
Sonrası ve sonrası batsın.

Ne güvertesinde martılar dolaşsın
Ne camına dalgalar çarpsın
Gitsin kokumuzdan dilediğince uzağa
Ahı vahı bize kalsın.

Bırakalım gitsin.

22 Haziran 2017 Perşembe

KELEBEK

Çilek kokusuyla yaza düşünce ben
Sen  portakal bahçelerinde güze  kaldın.
Ah be adam buram buram gülüşün sarmış etrafı haberin yok.
Tam da burnumun direğinde sızılanıp durur.
Hak ver , milyon kere terkettin de yine bende durur sol yanında açan bütün çiçekler.
Ben umudumu kiraz dallarında seyre daldım.
En alından en sarısına.
Şeftali bahçelerinde koynuma aldım, büyüttüm.
Uslanmaz hasretin sefalar getirdi.
Hoş buldu varlığımın yanına ilişmeyi
Bir yaban arısı seni fısıldayıp dururken kulağıma
Yaseminler uyandı ,hanımelleri süzüldü camlara
Döküldü toprağa sağnak sağnak bereketler
Hiç korkmadan döküldüm ben de
Uyudum,uyandım yaza karıştım.
Rengarenk kanatlarımı açtım.
Bir seni aradım,bir seni sayıkladım,bir sana varamadım.

3 Haziran 2017 Cumartesi

GÖĞE SEVDALI DENİZ

Yarınımdın sen.
Sen benim gülmek için nedenlerimdin.
Yandığımdın,taptığımdın.
Yerim yurdum,aşımdın sen.
Ömrümdün sen benim.
Kalbimin sesiydin sen.
Sabahlarımdın.
Sükunetimdin.
Ellerimdin.
Avuç içlerimdin sen benim.
Dilimin ucunda sevdaydın
Aşktın,candın.
Canımdın sen benim.
Döküldüğüm ırmaklardın.
Öbek öbek açtığım baharlardın.
Dallarımı basan kuş cıvıltılarımdın.
Günümü aydınlatan ışık hüzmeleri.
Sağımdın,solumdun.
Önüm ,arkam ,yolumdun sen.
Sevinçlerimdin.
Sevdiğimdin, göğümdün sen.
Umudumdun sen benim.
Sonsuz hayallerimdin.
Tutkumdun.
Kalbimi titretendin.
Başımı döndüren,içime işleyendin.
Şiirim,şarkım,damarımda kanımdın sen.
Beyazımdın,mavimdin,yeşilimdin.
Renklerimdin sen.
Duamdın,şükürümdün,niyazımdın.
Aminimdin.
Tanrıya emanet ettiğimdin sen.
Kaşımdın,gözümdün,sözümdün.
Hiç bitmeyen gücümdün.
Onurumdun sen.





30 Mayıs 2017 Salı

İKİ DUVAR ARASI

Ucuz bir tehdit altındayım.
Ah saçma bir cebir.
Sana kalsa yerle bir
Bana göre sabrın son demi
Ensemde nefesin hiç sorun değil.

O kadar sarmaş dolaş
O kadar hasret çekmiş
O kadar ömür yakmışsam
Canıma okumuşsam
Uzak dur!
Yüreğimde saklıysa dokunmak kolay değil.

Ah bu isyan
Ah bu açmaz kilitler
Sen önce kendine sor
Kim gider kimden gider?
Sustuğum her kelime dökülür orta yere
Mümkünsüz sanma yarınım uzak değil.

İki duvar arası saçlarımda yıldızlar
İki duvar arası gözlerimden dökülür.
Yüzümü dönsem güneş haline ağlar
Yollar kısalır yollar uzar
Dermanım umrumda değil.








2 Mayıs 2017 Salı

GÜNEŞE VEDA

Pazar.
Öğleden sonra.
Kapılar açılıyor.
Kapılar kapanıyor.
Apansız,sağır edici  bir gürültü.
Esir alıyor bedenimi.
O hayranı olduğum senden soğuk bir git.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
Kederler saçılıyor ortalığa.
Susturmaya çalışıyorlar beni.
Adın yasaklanıyor.
Adına yazık.
Adından adımı o pazar  ayırdık.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
Küfürler basıp geçiyor üzerimden.
Cehennem ateşleri yanıyor yüreğimde.
Dilim dönmüyor.
Gözlerim görmüyor.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
Sahte bir bahar söz dinlemiyor.
Tutturmuş bir esmek yaza varacak güya
Ne görse gerçek sanıyor.
Beni karakışta kimsesiz bırakıyor.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
İmkanı yok diyor biri
Unut gitsin bir diğeri
Geri gelecek demeye varmıyor kimsenin dili.
Son nefesini veriyor  ortalıkta bir yaban kelebek.
Ne acı bir ölmek.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
Seviyor elleri.
Beni hiç sevmediği kadar.
Beni hiç sevmediği gibi.
Ömrüne ortak ediyor ,ömrümden çalıyor.
Bağır çağır faydası yok.
Gidiyor.İşte bitti gidiyor.
Unutmam asla!

Pazar.
Öğleden sonra.
Yıkılıyor evim.
Gidiyor geleceğim.
Devriliyor devrilmez dediğim yüreğim.
Unutmam asla!






2 Nisan 2017 Pazar

KARANLIKLA DANS

Pazar.
Öğleden sonra.
Uyanıyorum.
Dilimde bin şükür,bin dua yüzünü seyre dalıyorum.
Bin renkli bir türkü tutturuyorum.
Dağınık saçlarımı tepemde topluyorum.
Seni sevdiğimi fısıldıyorum.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Uyanıyorsun.
Ellerinden ayırmadan ellerimi,resmediyorum yüreğime seni.
Masada mis kokular,ne mutlu bir pazar.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Simitsiz kahvaltı mı olurmuş Allah aşkına?
Yumurtayı nasıl seversin bilirim.
Beni nasıl sevdiğini bildiğim gibi.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Sen gökkuşağı gibi doğdukça üzerime,
Gülücükler saçılıyor ortalığa.
Yaramaz bir çocuğum ben senin yanında.
Yorulmak nedir bilmeyen.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Çıplak ayaklarım koşturuyor toprakta.
Çiçekler dikeceğiz bahçemize.
Rengarenk ışıl ışıl çiçekler.
Söz vermiştin.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Fincan yok,çay bardağında kahvelerimizi yudumlarken,uzun uzun bakıyorsun bana.
Sakın gitme diyorsun,hep kal yanımda.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Sımsıkı sarılıyorsun bana.
Küçücük kalbimde kelebekler uçuşuyor.
Kokunla sarmaş dolaş,sen benim cennetimsin.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Yağmur başlıyor usul usul.
Toprak kokusuyla,martı sesleri birbirine karışıyor.
Uzaktan bir vapur geçiyor.
Yanıbaşımda sen,dilimde adın.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Beyaz fanila bir bana böyle yakışıyor,
Kahverengi bir bende böyle güzel duruyor.
Ve kocaman gözlerim var.
Öyle diyorsun.
Unuttun mu yoksa?

Pazar.
Öğleden sonra.
Yeryüzünde ne varsa güzel olan.
Aşk neye benziyorsa ayrı ayrı her insanda.
Hangi lisanda yazılırsa yazılsın bütün şiirlerde.
Sonu mutlu biten bütün masallarda.
Seni anlatıyorlar.
Unuttun mu yoksa?







14 Kasım 2016 Pazartesi

İYİ Kİ YÜREĞİMSİN

Dünyalar dolusu gülüşler armağan etsem sana,
Gülüşler dolusu dünyaların olsam.
Dolup dolup taşsam ırmaklarına dökülsem,
Can bulsam ormanlarında.
Kıyılarında kimsesiz bulutların göğü olsam
Hep sana çıkan yollarda yediverenin.
Yaz olsam kirpiklerinde parlayan ,
Uçuş uçuş düşlerimden sana uyansam.

En olmadık yerlerde bitmese sevda şarkıları,
Hep geç kalmış olmasak birbirimize.
Omuzundan silinmiş olmasa sevdamın yükü,
Canıma batmasa kırıklarımız.
Soluğu kesen bu hasret olmasa.
Dolmasa gözlerim böyle,
Böyle acı olmasa.
Yok razıyım hepsine
İyi ki varsın.
İyi ki yüreğimsin.
İyi ki canımdasın.
İyi ki...

28 Eylül 2016 Çarşamba

İSTİRİDYE KABUĞU

Sarmaşıklar ardından doğan günde tanrılar,
Sancılar içinde bırakıp çocuklarını
Puslu bir geceye gönül veriyorlar.
Kimin umrunda!
Bu susmak bilmeyen ağlamaklı sevda şarkıları,
Ojesiz tırnaklarım için fazla
Kolalı gömlekler giyen adamlar için fazla
Ardından gidilmeyen aşklar için fazla
Sustuğum yerde her yalan gerçek her gerçek yalan
Nasıl oluyorsa?
Sonra,anlat diyorlar fütursuzca
Git,yapış yakasına,bağıra bağıra anlat.
İyice edepsiz bellediler belli ki beni bu dostlar
Nerede görülmüş gururumu onca ezip geçtiğim.
Palavra biliyorum.
Hepsi palavra.
Kolu bacağı kırılmış zarflarda yuvasız mektuplar bırakacağım ona
Fazlası lüzumsuz bu saatten sonra.
Hem Tomris değilim ki ben,üstelik ne haddime!
Patlıcan soyarken yazmaya yeltenmedim hiç.
Antikacılar çarşısında param yetmediği için
Alamadığım o gramofonda kaldığında aklım
Evet, bir iki satırlık küfür salladığım olmuştur hepsi bu.
Antikacılar,tanrılar,dostlar ve dahi sızılarım.
Ruhumun dökülen bütün sıvalarını topladım bir istiridye kabuğuna.
Uyumam gerek.






27 Eylül 2016 Salı

ADAM VE KADIN

Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Çocukluğundan öperken usulca
Ve yine bir adam 
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gülüşünden sararken sımsıkı
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Hasretinden korurken umutla
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını 
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gözlerinden dökülürken apansız
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Yüreğinden taşarken sonsuz
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
...









5 Ağustos 2016 Cuma

LİMON KOKUSU

Ardına bakmadan koşar bir adam.
Ardına bakmayan karanlıklara.
Derelerden bulutlar geçer.
Taşar yüreğimdem mevsimler.
Saçlarımda rüzgar, seni savurur durur.
Uzaklara.

Güvercinler konar balkonuma,
En sevdigim bardak toza dumana karışır.
Sen dökülür ortalığa.
Çiçekler bağrışır,güneş darılır.
Gece dalar koynuma,seni anlatır durur.
Yarınlarıma.

Yine aynı düşman çeker kolumdan.
Bakar yüzüme,yalanlarını haykırır.
Bak ne buldum orta yerde,seni sevmeyecek işte diye diye...
Yokluğunu iliştirir boynuma,
Üzerine kader yazar.

Sesin çıkagelir, limon kokusuyla dolar gönlüme.
Bütün cennet tasvirleri o an  boşa çıkar.
Adını örtüp adımın üstüne,
Bende bayram,bende bahar,bende hayat,bende cennet,
Sesinle başlar.





25 Temmuz 2016 Pazartesi

YEMİN EDERİM

Ben senin yaban papatyan,
Sabahının ışığı,
Yaz aylarında serinin,
Uçsuz bucaksız vadilerinde yüreğinim ben senin.
Telaşlı günlerinin yaramaz çocuğu,
Kumdan kalelerin,oyuncak araban,
Hiç bitmeyen umudunum ben senin.
Mis kokan esintilerin,
Sonsuz kelimelerin,
Aklından çıkmayan yeşilinim ben senin.
Başını koyduğun yastığın,
Dolapta nevresimin,
İçini ezip geçerken rüyalar,
Sımsıkı sarılıp uyuduğunum ben senin
Baharın,güneşin,kumsalın
Şappıdık terliklerin,
Bitmeyen kitabın,
Geç kaldığın toplantılar,
Yetiştiğin tüm işler,
Özlemek nedir bildiğin
Aşkınım ben senin.
Yudumladığın çayın
Yanında atıştırdığın bütün bisküviler,
Hatta abur cubur dolu çekmecenim.
Dolabında asiti kaçmış bütün içeceklerin
Banyoda şampuanın,
Duştan sonra bornozun,
Dinlediğin müzikler,
İzlediğin filimler,
Ağladığın bütün sahneler benim.
Yanında uyuduğum günler şahit
Ben senin geçmişin ben senin geleceğinim.

7 Haziran 2016 Salı

S'ONSUZLUK

Yerden yüksek gökten alçak
Bu sancı , koynumda saklı zarflarda
İçi boş temennilerle
Kısacık saçlarıma yapışmış bir yaranın
Kana kana kanayışındandır.

Zavallı mektuplarım.
Aynı kederi defalarca dinlemekten usanmış da
Yorulmak bilmeyen kadere kafa tutacak kadar güçlüymüş gibi hava yapıyorlar.
O kadar uzun boylu değil.

Başımı gözlerine dayamalı.
Başımda felaket bir rüzgar.
Başım ağır.
Başım aksak.
Zaman dar.


12 Nisan 2016 Salı

BENİM PUANTİYELİ ETEĞİM

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Koşturup durduğum sokaklarda bana eşlik ederdin.
Küçük gelmeye başlayınca en sevdiğim terliklerim,
Çıplak ayak dans etmeyi  senden öğrendim.

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Kaygısız,uçuş uçuş,yaz senden sorulurdu.
Kış gelmezdi sayende dolabıma.
Üşüdüğümde  de sana sarılıp ısınmıştım hatırlasana.
İlk aşkıma sebep sendin ve ilk ayrılığıma.
Burnumu bile sana silmiştim ağladımda.

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Koşturup sana geldim başım ne zaman sıkışsa.
Ellerimi sen sakladın karanlıktan,
Sen korudun öcülerden korktuğumda.
Yastığımı seninle paylaştım geceler sabahı kaybettiğinde,
Sen uyandırdın aydınlık yüzüme vurduğunda.

Benim puantiyeli eteğim sen hala güzelsin.
Rica etsem , bana onu getirebilir misin ?


6 Nisan 2016 Çarşamba

SENİN BALKONUN DA DENİZ KOKUYOR MU ?

Her sabah sen anonsu yapılıyor vapurda.
Her sabah bir simit alıyorum.
Bölüşüyoruz.
Senden ayrılıp yine seninle buluşuyorum az ötede.
Her gün seni okuyor,seni söylüyor,seni dinliyorum.
Uzun uzun sustuğum da sensin,kızgın kızgın konuştuğum da.
Öfkelenip bir sigara yakınca yudumladığım kahve de sensin nasılsa.
Bütün çiçekler sen açmış
Bazen saksılarda bırakılıyorsun ellerimin arasına,
Bazen eğilip ben kokluyorum seni yol kenarlarında.
Telaşlı genç kızların yüreği sen sen  atarken,
Delikanlılar durur mu ?
Onlar da sen sen bakıyorlar sevdalarına.
Her akşam aynı yolu seninle geri dönüyorum.
Seninle soyunup dökülüyorum yorgunluğuma.
Tekrar bir kahve yapıp balkona çıkıyorum.
Birlikte yudumluyoruz.
Biraz kavga ediyoruz.
Biraz küsüyoruz.
Aydınlık kanatlarını açıp süzülüyorsun yanıbaşımdan.
Deniz deniz kokunla.

Sonra iflah olmaz bir düğüm.
Bir cenaze ağıdı.
Bir densiz kara.
Takılıyor kursağıma.


25 Mart 2016 Cuma

KAVINDA NÖBETTEYİM

 
Başın göğe ersin diye eğmedim mi ben başımı?
Yolun bensiz olsun diye sulamadın mı göz pınarlarımı?
Ellerimden kaçırmak için sıkmadın mı yumruklarını?
Cehenneminde kıvranayım diye tutuşturmadın mı kavını?

Kavında nöbetteyim.

2 Aralık 2015 Çarşamba

AŞKIN AYRILIK HALİ

Kaç özlem boyu uzağımdasın?
Kaç kokun mesafesi ayrılık?
Kirpiklerinden kurulu yollar yıkık.

Ömrümün en tatlı telaşı,en derin yarası.
Kaç yangından çıkıp sana geldim.
Kaç yangın çıkardım ellerini tutabilmek için.
Kaç asır harcadım bir nefes kokuna sarılıp uyumak için.

Adınla beslediğim bütün  yıkıntıları  bağrıma bastım, bağrında yandım.
Kaç asır dağladın sana taşıp duran gözlerimi.
Kaç asır uzak gülüşünden,gülüşüne muhtaç yaşadım.
Kaç asırdır be adam kaç asırdır hiç bitmeyen bir aşksın!

Ömrümün en tatlı telaşı ,en derin yarası.
Küçücük bir ömürde kaç asırlık yarım bıraktın.

18 Eylül 2015 Cuma

FİDAN BAKKALIN ÇIRAĞI

Salıncak dolusu uykulardan uyanıp sesleniyorum sana.
Kucak kucak ayrılıklar satılıyor semt pazarlarında.
Delik çoraplı çocukluğumdan iki ekmek alıp,
Sofraya oturalım.
Hakkımızdaki söylentilere bakılırsa,
Sonumuz yakın.
Kurbağalıderenin ıslahından beri adam akıllı sesimiz çıkmıyor.
Doğru.
Pencerelerinin manzarasını bozan dere gibi 
Bizi de ıslah etmek istiyor mahallenin teyzeleri.
İnat değil mi,cebimde kurbağa taşıyacağım bundan sonra.
Korkup kaçtı dedirtmem ben kendime.
Kimseye ekmek almaya da gitmem bir daha bilesin.
Ya benimle gelirsin ya da teyzelere ekmek götürmek için
Fidan bakkala çırak olursun.
Tercih senin.

17 Eylül 2014 Çarşamba

HÂVİYE

Yedi katlı kapılardan geçilen,yetmiş bin sürgülü kilitler ardında,
Kepenkleri kapalı evlerde,bahar nakışlı perdeler asılmış pencerelere.
Ayrılıkla mühürlenmiş dudakların,kahreden sesi duyulmasın diye.
Ey gece,ey gün,ey keder!
Diner mi,rüzgara karışan ağıtlarda satılık ruhların avazı?
Ey yedi cihanın dilsiz aşığı,sök omuzlarından yıldızları.
Bu ayrılık kâria,işte geldi.İşte yaktı.
Koca koca bavullarla yoksulluk naklediliyor gönlüme,
Vakitsiz sayılacak kayıplar arefesinde çok gördüğün gülüşünü,
Günahkâr gözlerim görmesin diye,mil çekildi gizlice.

Yer zindan,gök zindan,kadere kılıç çekmiş bir kâfir boynum,kıldan ince.
Gözlerin dolmasın bahar akşamlarında,ıslatma  kirpiklerini.
Onlarda melek, onlarda cennet ,onlarda Tanrı saklı.
Bana yasak kılınmıştır yolunun çiçekli bahçeleri.
Teninde sardunyalar.
Ellerine su ver ayrılık dayanılmaz olduğunda,sabırla.
Ellerine hayat yürüsün bıkmadan,rengarenk, ellerine.
Ellerim zehir,sakın dokunma ellerime.

Kimsesiz bir çocuk bölüyor uykularımı,kaybettiği geleceğin peşinde.
Kovdum yine geldi.Sövdüm yine geldi.Çekiştirip duruyor eteğimin ucundan.
Git çocuk diyorum.Ne gelir benim elimden?
Sakın bakma yüzüme,kirlenirsin kirimden.
Öyle beter bir yalnızlık içinde ki  bakıyor gözlerime.
Birlikte oynarız diyor.Çok gizli yerler bildiğini fısıldıyor kulağıma.
Yerin yedi kat altında.
Göğün yedi kat üstünde.











15 Eylül 2014 Pazartesi

İKİ YALANCI

Tamamlanamayacağız asla.
İzin vermeyecek  dağılan parçalarımızdan inşaa ettiklerimiz.
Senin unutma umudun,benim hatırlamıyorum palavram,
Her güne yenilerek başlarken,
Dillerimiz birer günahkar olmaya devam edecek.
Çatısından inşaa etmeye başladığımız bütün evler yıkılacak elbet.
Temelini görmezden gelen gözlerimize dur diyerek, devrilecekler üstelik üzerimize.
Neydik biz?
Birbirimize sokulurken bile onca özen gösterirken,
Ellerimizde keskin bıçaklarla pusuya sinmiş,
Kimdik biz?
Sen mi sapladın önce, ben mi,
Hangimiz ah dedik ,başka ellere değdiğimizde,
El içine karıştığımızda ?
Gözlerime mi kapadın ilk önce gözlerini,
Gülmeme mi yasak getirdin yoksa?
Sildin mi duvarlardan izlerimi,
Lekelerimi saklayabildin mi?
Bırakıp git derken,çınlıyor kulaklarımda sesin.
Koşar adım geri dönmek isteğimi gururuma feda ediyorum her gün,
Nefesim belaya yaklaşıyor her an.
Koynumda yarınsız hayallerle,köşe kapmaca oynuyorum ümitlerle.
Senin kir saydığın izleri silmek için adıma kapanan dudaklarından,
Tövbesi imkansız günahlara yürüyorum.
Sonra,
Sonra sevdiğim,
Senin olsun bütün ayrılıklar.
Hatıra kalsın bütün yalvar yakar uğruna dökülen ahlar.
Senin olsun bütün papatyalar,
Senin olsun kanadı kırık bütün aşıklar.
Senin olsun yarınlar.









9 Eylül 2014 Salı

SIZI

Küçücük bir kurtçuk,
Ağlamış.
Ağlamış.
Ağlamış.
Sızısı destan olmuş dillere.
Kimini kör,kimini kor etmiş.
Küçücük bir kurtçuk,
Öldürülmüş sevdiği tarafından.
Acısı yükselmiş göğe,
Lanetlenmiş kutsal saydığı ne varsa.
Bir sızı kalmış geriye.
Bölüşülmez.
Dokunulmaz.
Ölümsüz.





22 Ağustos 2014 Cuma

GÜNAHIM

Küfretmek günahtı değil mi?
Şimdi gidip gözlerine söveceğim.

Günahım.
Sonra defalarca ölmek  diye bir şey yoktur.
İki kere sevmek gibi.
Kabul kan kusmak vardır.Tadı şerbete benzer içmesini bilene.
Ben duamı ettim ve sen beni duymadın Tanrı demek,bildiğin aptallıktır.
Bin beş yüz yıl geçse aradan bir bok değişmez.
Kokun bağımlılıktır.

Merdiven dayayıp en fazla tavan arasına çıkılır.
Topuklu papuçlar her kadının ayağını acıtır ve kim ister ki sevdiğinden ayrı düşmeyi?
İş dönüşü komşular birer tabak yemekle kapımı zorluyor.
Filler asmıştım mutfağa,şu bereket rivayetleri doğru sanırım.
Bir de ismin silinmiş bilekliğimden.Adi kalemle yazılmış belli.
Yoksa, kaderimden silinmiş olamazsın değil mi?

Dur ,acele etme unutmak için.
Sana ağlıyorum diyorum.Sesimi kimseye duyurmadan.
Kahrolsun savaşı destekleyen bütün piçler.
Anneme  senden bahsettiğim günler geride kaldı.
Her gün bir ayrılık,nasıl olursa olsun kötü.
Kalbim çokça kırılıyor.Yokluğunu çek al üzerimden.
Bu yüzyıl bana hiç iyi gelmedi.
Sahi,küfretmek günahtı değil mi?

Hala el  yordamıyla odamı bulmaya çalıştığım doğrudur.
Uzun zamadır kalbimin sesine kulak vermediğim de.
Gece ile aramı düzelttiğim için olsa gerek,iyice havalardayım bu ara.
Sonu hüsran sevdiğim sevdiğinin.Ruhunu kemiren fareler tokundan patlamış mıdır?
Tutamayıp kendimi özledim diyeceğim de çekiniyorum.
Sonra fena halde aşk kokuyor ortalık,gelen geçen seni soruyor.
Kibar oluyorum,kadın oluyorum,aşk oluyorum.
Kaderin işine gelmiyor.

Şimdi gidip gözlerine söveceğim.
Nasılsa yoksun.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

YÜZÜMDE HÜZÜN AÇTI AYRILIK

Açtım kanatlarımı bin öfkemle çırptım.
Bildiği duaları eden herkese sağırdı çoktan kulaklarım,
Dilimden zehir saçtım ,gözümden zehir akıttım toprağa.
Git demenden başka  ses yoktu yeryüzünde,
Tekrar tekrar bilendim ayrılığa.

Açtım kanatlarımı bin öfkemle çırptım.
Ellerinden döküldüğüm karanlık sularda yıkadım bedenimi,
Öylece bıraktın beni ,çıplak,ortada.
Tuttum nefesimi,ettim yeminimi,soluksuz düştüm yokluğuna.
Yumdum gözlerimi,cehenneme varana kadar.

Açtım kanatlarımı bin öfkemle çırptım.
Toza dumana bulandı alın yazım,olduğu yerden doğrulup kalbim,yapma dedi.
Öyle bir haykırdım ki seni kulağına,gördüğünde avuçlarında tuttuğun kiri,
Sustu,kıvrıldı olduğu yere, 
o ;  olamaz,bitemez,gidemez  diye sayıklarken,
Alev alan ruhum çığlık çığlığa şarkılar söyledi.

Açtım kanatlarımı bin öfkemle çırptım,
Amanı yok bir sancı ele geçirirken bize dair umutlarımı,
Yüzümde hüzün açtı ,yüzümde zemheri,yüzümde ayrılık.
Döküldü gözlerimden ,döküldü dilimden,döküldü ellerimden adın.
Soldu papatyalar,öldü kelebek.

1 Temmuz 2014 Salı

BİZİ ATEŞE VERİP ISINAN ADAM


Varsın benden Kabil diye bahsetsin tarih boyunca umutlarım,
Varsın kargalar bile gülsün halime.

Sen beni bağışladın ya ele, el eline.






13 Şubat 2014 Perşembe

SAHİPSİZ KELİMELER

Şimdi amansız bir rüzgar dağıtsın kanatlarımı, bıraktım bedenimi boşluğa.
İliklerinde can bulsun matemim,kaldırsan gözlerini karadan, açsan pembeye neye yarar?
Yeşil soğuk  kuytuda.
Bütün zerafetini, neşesini, hevesini yitirdi varlığın.Gücün sınanmaz artık dudağının kıyısında.
Sen kokan kavuşmaların, sen bakan aşkların, sen atan kalplerin  kainatında oynadı yerinden taşlar.
Üflendi Sur' a.

İlmek ilmek çözüldü saçlarım, kaydı gökteki son yıldız.
Kederi kadere yoldaş eyledin, sustu sana varan kelimeler, göğüs kafesinde uçuştu kuşlar.
Ne bir ah. Ne bir of. Sensizliğe açıldı kapılar. Eğdim başımı geçtim.
Ardımdan baksan  neye yarar?

Sahipsiz kelimeler dökülmüş orta yere.
Senin gibi.
Eksik.
Yarım kalsın bu şiir de.

13 Ocak 2014 Pazartesi

UYDURUKÇU PRENSES

Ülkemin içinden çıkılmaz halleri,sene sonu partileri,masa üzerinde bekleşip duran kitaplar,yarım kalmış satırlar .Uzun lafın kısası umutsuzluğumun tavan yapması için gerekli tüm malzeme var elimde.Hep bir yerden başka bir yere koşturma telaşı,A şehrinden B şehrine yapılan yolculuklar,C şehrine uğrayıp tekrar A şehrine geri dönmeler.Ne kadar hızlı gidersen git aynı trafikte yol aldığımız için istenilen noktaya aslında birbirine eş zamanlarda varmalar.Hep birilerinin birilerine öykünerek,bazen sürtünerek,bazen de birilerinin başka birileri yüzünden sürünerek geçirdiği zamanlar.Hiç okumadığı kitapların kutsallaştırılmış kahramanlarının adını geçirip üstüne  orta yerde kendince gizli kaçak aşk oyunları oynayanlar.Özünde varmış yerine özü yokmuş( burada  y harfi yerine isteyen b getirebilir)  diye noktalanan cümleler.Mutlu mesut hayaller kurdururken  en sevgili saydığının birden sandığın adam/kadın olmadığını çok gereksiz bir sızıyla öğrenmeler.İdeallerine ulaşmak için çıktığın yolda defalarca düşüp düşüp kalkmalar.Yara bere içindeyken bile gülümseyebildiğin için mutlu olmalar.Bir yokluktan mucizevi bir şekilde bolluğa, berekete uyanma hayalleri.Hiç haklı çıkmasını istemediğiniz ellerin,yakınların,arada derede kalanların can sıkan haklılıkları.Tükürdüm sana hayat,hadi ordan diyerekten çektiğin kılıcın parlayan ucuna bakıp, kim bileyip duruyor seni diye sormalarda bulmak kendini.Hangi şarkıyı dinlesen kafi derecede bir sızıyla, yok benim gözüme çöp kaçtı yalanını söylediğin için dudağında oluşan kıvrıma teşekkür etmeler.Eşi dostu en anlayışlı halleriyle (!) olur böyle derken bulmalar.
Başka vakitlerde seni duymayan,görmeyen o kalabalık nüfusun meğer ne kadar iyi duyduğunu,ne kadar iyi gördüğünü ha ağladın ha ağlayacaksın diye seyre daldıklarında anlamak,mağdurluğu gururuna yediremeyen yüreğine ağır gelir.Zeynep'in dediği gibi çay içmek gerek böyle vakitlerde.Bir çay mutlaka iyi gelir.Hem çaysız Zeynep,Zeynepsiz çay olur mu hiç? Bir gülümseme filizlenir dudağının kenarında,bir ışık yanar gözlerinde,mutlu bir türkü mırıldanırsın belki de.
Uyduruktan bir masalda uyduruktan bir prens uydurukçu prensese yarınlar dolu şarkılar söylemiş kime ne? Kime ne,ha bitti ha bitecek diye beklerken  hüznün  bin beteri çalmış kapımı? Kime ne, yakmış canımı? Kime ne, ölü gibi dolaşıp duruyorsam ortalıkta? Şehrin bütün sokaklarını kirleten bir ihanetin baş kahramanıysam kime ne? En sevdiğim şairlerin şiirlerini fısıldıyormuş onların kulaklarına,bana ne?
O varken çiy düşerdi dallarıma,şimdi üzerime düşen her damla kırağı oluyor.Ve gelin görün ki nasıl da görkemli duruyor yokluğum ,yokluğunun yanında.