25 Aralık 2017 Pazartesi

ÇİY

Ben bulut oldum
Dağ oldum
Deniz oldum
Kovdun gidenin oldum 
Sevdin yarenin
Küstün kavgan oldum
Barıştın kavuşman oldum 
Bir elinden tutan olamadım
Şöyle dolu dizgin
Şöyle dörtnala 

Gece oldum 
Gündüz oldum
Güneş oldum 
Ay oldum
Yıldız oldum
Yok sığamadım yüreğine

Ben dalında zeytin tanesi 
Toprağında bereket oldum
Çiy oldum
Yağmur oldum
Kar oldum
Yok sığamadım yüreğine

Pencerenden seyre daldım dünyayı
Açtım kapıları
Buyur ettim baharları 
Estin savurdun yel oldun
Perde oldum 
Kilit oldum
Yol oldum
Savrulan oldum 
Yok sığamadım yüreğine

Sen sustun lal oldum
Konuştun kelime
Şiir oldum şarkı oldum
Güldün cennet oldum
Gittin cehennem
Odun oldum
Ateş oldum
Kor oldum 
Yok sığamadım yüreğine

Hastayken annen oldum
Başardığında baban
Gurur duydum
Abin oldum
Kardeşin oldum
En yakın arkadaşın
Kirpiğin kaşın oldum
Yok sığamadım yüreğine




11 Aralık 2017 Pazartesi

OYSA BEN

En sevdiğin yerinden bölmüştüm yüreğimi
Nereye koyduğunun bir önemi yokmuş gibi.

1 Aralık 2017 Cuma

BOŞLUK

Darıldığım şehirler var
Darıldığım vapurlar
Darıldığım akşamlar var
Günler var darıldığım
Darıldığım kelimeler var
Unuttuğum sözler
Bırakıp gitmeler var 
Kırıldığım
Darıldığım mevsimler var
Yağmurlar, rüzgarlar var
Şarkılar var darıldığım
Şiirler var eksik
Şiirler var yarım 
Kırıldığım
Darıldığım güneş var
Denizler var darıldığım
Darıldığım papatyalar var
Güller var darıldığım
Saatler var suskun 
Kırıldığım
Darıldığım sevdalar var
Hasretler var darıldığım
Darıldığım erik ağaçları var
Yazlar var darıldığım
Kokun var uzak 
Kırıldığım
Darıldığım yeminler var
Adaklar var darıldığım
Adın var uzağımda
Adım var yok saydığın
Kırıldığım
Darıldığım düşler var
Yollar var darıldığım
Gidişime alınmış biletler
Kemirir durur yüreğimi
Dur demeyişin var 
Kırıldığım

Darıldığım bir sen var
Bir ben var darıldığım




1 Kasım 2017 Çarşamba

MAVİ ÇİÇEK "DÜŞ"

Düş
Senin ellerinde
Ve kirpiklerinde
Ve sesinde
Yolculuk telaşı
Gözlerimde
Sancıyor.
Düş
Tut ellerimden
Ve kirpiklerime eğil
Ve sesime karışsın sesin
Sana vardığında yol
Gözlerin de
Gülüyor.
Düş
Bir tenha sokak adam
Köşeleri ıssız bir kadın
Keskin
Biçimsiz bir hasret
Uğultular asılı camlardan
Sızıyor.
Düş
Kış bahçelerinde
Solgun dudaklar
Donmuş bakışlar
Buz kesiği sızılar
Kırık dökük saksılardan bakıyor.
Düş
Bir yaban arısı
Bir gök
Bir deniz
Bir toprak
Bir su
Bir mavi çiçek.




25 Ekim 2017 Çarşamba

BEN SENİ UNUTURUM

Ben seni unuturum
Duramazsın.

Tenhalaşır meydanların çiçek açmaz olur ellerinde
Postane köşelerinde kaybolur mektupların.
Düşer aklından yüreğine bir minicik gülücük
Ağlayamazsın.

Vurur ömrünü olmadık  yerlerde
O çok sevdiğini sandığın oyalanmaların
Ne şarkılar anlar halinden
Ne uğruna dökülen satırlar
Kıyılarında çığlık atar fısıltılar
Susturamazsın.

Teker teker dökülür yaprakların
Kuru dallarını ayazlar sarar
İçin yanar
Yanar durur kalbin
Durduramazsın.

Uyanırım bin yıllık hasretinden
Çıkarırım üzerimden teninin izini
Sana dair ne varsa öldürüp içimde
Yaşayamazsın.




19 Eylül 2017 Salı

KIYI

İçinden geçen bütün ırmaklar benim
Ve dökülmeyeceğim suskunluğuna

Şehirler eskiyor
Bildik tenha sokaklar, bildik tenha insanlar
İçinden çıkılmaz bir iç yankısı
İçimden çıkamıyorum
En sevdiğim çınar ağacı bile düşman
Köşesinden dönüp gidemiyorum.

Nasılsa ağlamaya meyilli göğün altında
Kıkır kıkır dökülüyorum kadehlerle
Paramparça olduğumuz doğrudur
Ama kimse bilemiyor
Kadeh mi ben mi kırılıyorum ilk önce

Zabıtalar hep görevde 
Nereye gitsem ne yana dönsem varlar
İyi ki ellerine düşecek kadar yasak değil seni sevişim
Yoksa neler olurdu bilmek bile istemiyorum
Neyse ki bir iki satır karalamak için gelip geçiyorlar.

Hangi kente gitsem yollar bozuk bir de
Hüznüm yolları takip ediyor
Of bu iç yakan hasretin
Bir deli oyun bozan
Bir asi nar
Bir umut rüzgarı
Gözlerin yedi kıta çevreliyor beni
Pekala gülümsüyorum zaman zaman

Hayretler içindeyim
Hayretler dışındayım kaç zaman
Ne yıl hesabı ne gün hesabı yapacak değilim
Sayınca dayanamam
Belki de dayanırım da ne gereği var
Yokluğunun çetelesini tutmanın
Bin iki yüz elli gün desem ne değişecek
Mümkünü var mı zamanı durdurmanın
Gülüşünü ekmişler yollara hepsini kokladım

Allanıp pullanmış masalara
Sarımsaksız mantı sipariş ediyorlar
Buzsuz rakı içiyorlar
Tereyağsız yumurta yiyorlar
Sensiz beni süzüyorlar
Sensiz beni üzüyorlar
Hasretin delip geçiyor yüreğimi.

Ne kalmış ki geriye
Ne masada kahkahalar ne bir bahar kırıntısı
Kokun ziyan ellerde

İçinden geçen bütün ırmaklar benim
Ve dökülmeyeceğim suskunluğuna.






14 Eylül 2017 Perşembe

VE SONRA

O gitti
Her neyse oydu bitti
İçinden geçtim
İçimde soldu, yitti.

8 Eylül 2017 Cuma

KAL

Karası
Kahreder ellerinin değdiği her yeri
Bu gitmek öldürür seni.

18 Ağustos 2017 Cuma

YABANCI

Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Ne çok şey anlatacaktı kim bilir soluklanmak için durduğu yolda
Tepesinde güneş
Ah bu öğle vakitleri
Ah bu azgın, ah bu kalabalık  yalnızlık
Ah bu paha biçilemez umutları olmasa
Olduğu yerden siktiri çekecek dünyaya
Söylemeye gerek var mı sahiden
Belli değil mi niçin yolda ?
Sanki  dünyanın yükünü sarmış sırtına haspam ha babam çekiştiriyor
Ara sıra aklına gelirse sevdiğinin ne âlâ
Elinde parçalanmış fotoğraflar, özenle saklanmış bir beyaz toka
Neyse diyor koyuyor çantasına
Ha sevdiğim dediği bırakıp gitmiş bunu yedi kat yabancı eller gibi
Bilmeyen mi kaldı Allah aşkına?
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Baksan pür neşe salkım saçak çiçek açmış
Baksan dilinde rengarenk şarkılar
Oysa takılıp kaldığından beri o vefasıza
Kanı yaşına karışır durur
Adım başı yolunu gözleyen varmış gibi bir de bakmaz mı arkasına
Yanlış yazılmış olamaz ya kaderi tövbe haşa!
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Mesela ayak numarası hâlâ otuz yedi
Ama saçları uzuyor, kısalıyor
En sevdiği renkler listesinde yeşilin hatırı hâlâ büyük
Ve limonlu dondurma dendiğinde duruyor akan sular
Otur iki çift laf edelim desen hemen kaçıyor
Ne zaman konuşacak olsa bir felaket haberiyle yutkunup kelimeleri
İyiyim demiş, güçlüyüm demiş
Aman be sen de istemezse istemesin, giderse gitsin demiş
Demiş demesine de
Ellerin yalancısıyım ben de  her gece kedere sarılıp uyurmuş
Her gece bin korku
Yedi başlı dev sokulup koynuna öldürmesin diye onu
Dualar eder, güzel düşler kurar 
Hadi inşallah dermiş güzel olacak yarınlara

Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa




27 Temmuz 2017 Perşembe

HÜZÜN ŞİMDİ ELLERİN

Ne gece kalır geriye ne gam
O apansız sevda izleri
O tatlı telaşlar
O yalvar yakar sokuluşlar da biter.

Bir ellerin kalır geriye
Ellere teslim
Hüzün şimdi ellerin.

20 Temmuz 2017 Perşembe

KÜSKÜN

Bırakalım gitsin
Büyümesin fısıltılar
Nasılsa iyidir
Unutmuştur
Mutludur.

Üzerimde çıplak mevsimler yarışır
Bir adım bir adım daha derken
Gönül küskün
Kader arsız
Umut yorgun.

Bizden uzak gülüşlere teslim olmuş
Gönül vermiş, sevmiş
Yerden yere vurmuş, aklından çıkarmış
Onsuz da olur diye uykulara yatmış

Öncesi, onunlası ya unutmadıysa sanrısı
İçimizi esir alan kasırgası
Sonrası ve sonrası batsın.

Ne güvertesinde martılar dolaşsın
Ne camına dalgalar çarpsın
Gitsin kokumuzdan dilediğince uzağa
Ahı vahı bize kalsın.

Bırakalım gitsin.


22 Haziran 2017 Perşembe

KELEBEK

Çilek kokusuyla yaza düşünce ben
Sen  portakal bahçelerinde güze  kaldın.
Ah be adam!
Buram buram gülüşün sarmış etrafı haberin yok
Tam da burnumun direğinde sızılanıp durur.
Hak ver,  milyon kere terk ettin de y
ine bende durur sol yanında açan bütün çiçekler.
Ben umudumu kiraz dallarında seyre daldım 
En alından en sarısına
Şeftali bahçelerinde koynuma aldım büyüttüm
Uslanmaz hasretin sefalar getirdi
Hoş buldu varlığımın yanına ilişmeyi
Bir yaban arısı seni fısıldayıp dururken kulağıma
Yaseminler uyandı, hanımelleri süzüldü camlara
Döküldü toprağa sağanak sağanak bereketler
Hiç korkmadan döküldüm ben de
Uyudum uyandım yaza karıştım
Rengarenk kanatlarımı açtım
Bir seni aradım
Bir seni sayıkladım
Bir sana varamadım.

3 Haziran 2017 Cumartesi

GÖĞE SEVDALI DENİZ

Yarınımdın sen
Sen benim gülmek için nedenlerimdin
Yandığımdın, taptığımdın
Yerim yurdum, aşımdın sen
Ömrümdün sen benim
Kalbimin sesiydin sen
Sabahlarımdın
Sükunetimdin
Ellerimdin
Avuç içlerimdin sen benim
Dilimin ucunda sevdaydın
Aşktın, candın
Canımdın sen benim
Döküldüğüm ırmaklardın
Öbek öbek açtığım baharlardın
Dallarımı basan kuş cıvıltılarımdın
Günümü aydınlatan ışık hüzmeleri
Sağımdın, solumdun, yolumdun sen
Sevinçlerimdin
Sevdiğimdin, göğümdün sen
Umudumdun sen benim
Sonsuz hayallerimdin
Tutkumdun
Kalbimi titretendin
Başımı döndüren, içime işleyendin
Şiirimdin, şarkımdın, kanımdın sen
Beyazımdın, mavimdin, yeşilimdin
Renklerimdin sen
Şükürümdün, niyazımdın, aminimdin
Tanrıya emanet ettiğimdin sen.
Kaşımdın, gözümdün, sözümdün
Hiç bitmeyen gücümdün
Onurumdun sen.





30 Mayıs 2017 Salı

İKİ DUVAR ARASI

Ucuz bir tehdit altındayım
Ah saçma bir cebir
Sana kalsa yerle bir
Bana göre sabrın son demi
Ensemde nefesin hiç sorun değil.

O kadar sarmaş dolaş
O kadar hasret çekmiş
O kadar ömür yakmışsam
Canıma okumuşsam
Uzak dur!
Yüreğimde saklıysa dokunmak kolay değil.

Ah bu isyan
Ah bu açmaz kilitler
Sen önce kendine sor
Kim gider kimden gider?
Sustuğum her kelime dökülür orta yere
Mümkünsüz sanma yarınım uzak değil.

İki duvar arası saçlarımda yıldızlar
İki duvar arası gözlerimden dökülür
Yüzümü dönsem güneş haline ağlar
Yollar kısalır yollar uzar
Dermanım umurumda değil.








2 Mayıs 2017 Salı

GÜNEŞE VEDA

Pazar
Öğleden sonra
Kapılar açılıyor
Kapılar kapanıyor
Apansız, sağır edici  bir gürültü
Esir alıyor bedenimi
O hayranı olduğum senden soğuk bir git
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
Kederler saçılıyor ortalığa
Susturmaya çalışıyorlar beni
Adın yasaklanıyor
Adına yazık
Adından adımı o pazar  ayırdık
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
Küfürler basıp geçiyor üzerimden
Cehennem ateşleri yanıyor yüreğimde
Dilim dönmüyor
Gözlerim görmüyor
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
Sahte bir bahar söz dinlemiyor
Tutturmuş bir esmek yaza varacak güya
Ne görse gerçek sanıyor
Beni karakışta kimsesiz bırakıyor
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
İmkanı yok diyor biri
Unut gitsin bir diğeri
Geri gelecek demeye varmıyor kimsenin dili
Son nefesini veriyor  ortalıkta bir yaban kelebek
Ne acı bir ölmek
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
Seviyor elleri
Beni hiç sevmediği kadar
Beni hiç sevmediği gibi
Ömrüne ortak ediyor, ömrümden çalıyor
Bağır çağır faydası yok
Gidiyor
İşte bitti gidiyor
Unutmam asla!

Pazar
Öğleden sonra
Yıkılıyor evim
Gidiyor geleceğim
Devriliyor devrilmez dediğim yüreğim
Unutmam asla!





2 Nisan 2017 Pazar

KARANLIKLA DANS

Pazar
Öğleden sonra
Uyanıyorum
Dilimde bin şükür, bin dua; yüzünü seyre dalıyorum
Bin renkli bir türkü tutturuyorum
Dağınık saçlarımı tepemde topluyorum
Seni sevdiğimi fısıldıyorum
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Uyanıyorsun
Ellerinden ayırmadan ellerimi, resmediyorum yüreğime seni
Masada mis kokular ne mutlu bir pazar
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Simitsiz kahvaltı mı olurmuş Allah aşkına?
Yumurtayı nasıl seversin bilirim
Beni nasıl sevdiğini bildiğim gibi
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Sen gökkuşağı gibi doğdukça üzerime
Gülücükler saçılıyor ortalığa
Yaramaz bir çocuğum ben senin yanında
Yorulmak nedir bilmeyen
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Çıplak ayaklarım koşturuyor toprakta
Çiçekler dikeceğiz bahçemize
Rengarenk ışıl ışıl çiçekler
Söz vermiştin
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Fincan yok, çay bardağında kahvelerimizi yudumlarken uzun uzun bakıyorsun
Sakın gitme diyorsun, hep kal yanımda
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Sımsıkı sarılıyorsun bana
Küçücük kalbimde kelebekler uçuşuyor
Kokunla sarmaş dolaş, sen benim cennetimsin
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Yağmur başlıyor usul usul
Toprak kokusuyla martı sesleri birbirine karışıyor
Uzaktan bir vapur geçiyor
Yanı başımda sen, dilimde adın
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Beyaz fanila bir bana böyle yakışıyor
Kahverengi bir bende böyle güzel duruyor
Ve kocaman gözlerim var
Öyle diyorsun
Unuttun mu yoksa?

Pazar
Öğleden sonra
Yeryüzünde ne varsa güzel olan
Aşk neye benziyorsa ayrı ayrı her insanda
Hangi lisanda yazılırsa yazılsın bütün şiirlerde
Sonu mutlu biten bütün masallarda
Bizi anlatıyorlar
Unuttun mu yoksa?