17 Nisan 2025 Perşembe

LEYLAK

Biraz leylak kokusunun insan ruhuna nasıl da iyi geldiğini uzun uzun anlatmak isterim lakin bu romantik sükûnet halinde zor gibi. Malum ucundan kıyısından yaza merhaba dedik. Şen kuş cıvıltıları, rengarenk mevsimlik çiçekler, ardına kadar açılmak için prova yapan balkon kapıları, pencereler, pazar tezgahlarında salınan yaz müjdecisi çeşit çeşit otlar, hafta sonu piknik planları, sahilde uzun yürüyüşler, ışıltılı günler, yıldızlı akşamlar... 

Derin bir nefes alıp doğaya teslim olmanın, toprağa basmanın, dağ bayır salınıp durmanın tam vakti. En uçuş uçuş elbiselerini giyip üstlerine çıplak ayak kırlarda koşturan kız çocukları gibi papatyalardan taçlar takıp saçlarımıza kıkır kıkır kıkırdama vakti. Işığın kamaştırdığı gözlerimize aldırış etmeden üstelik. Deniz yıldızları gibi yeniden hep yeniden hep yenilenmeye meylederek hayata karışma vakti. Bu sonsuzluğun içinde tebessüm etmeyi unutmadan. Seyyar satıcıların tezgahlarında çağlaların, eriklerin, çileklerin nazlı nazlı salınma vakti. Avuçlarımıza konan uğur böceklerine şarkılar söyleyerek yeni dilekler tutma vakti. Tüm dileklerimizin mucizevi bir şekilde gerçekleşeceğinden hiç kuşku duymadan.

Biraz leylak kokusunun insan ruhuna nasıl da iyi geldiğini uzun uzun anlatmak isterim...


8 Nisan 2025 Salı

MERHABA BEN UMUT

Geldi

Ben mavi bir çiçektim

İliştirdi beni göğsünün tam üstüne

Nereden bilecektim?

Düşürdü beni yüreğinden

Yapraklarım solmaya, ışığım sönmeye başladı

Kaldı

Tutar sanıyordum.

Kaldırır düşürdüğü yerden

İyileştirir yaraladığını

Üzülür, özür diler hoyratlığından

Af diler gözlerimden, af diler saçlarımdan.

Kaldı

Rüzgarım oldu

Un ufak parçalarım savrulsun diye olabildiğince uzağa

Kaldı

Yağmurum oldu

Gözlerimdeki keder görünmesin diye

Kaldı

Yangınım oldu

Hâlâ bana benzeyen parçalarım tanınmaz hale gelene kadar

Kaldı

Savurdu

Yağdı.

Yaktı

Gitti.