Kadersiz kızıyım annemin
Her şeyin en iyisini hak eden
Yaradan yazmış diyor çekinmeden
Susuyorum.
Dünya güzeliyim babamın
Doğumumdan bu yana her yana notlar bıraktığı
Biricik kızım Fatma'ya
Susuyorum.
Saf kardeşiyim ablamın
Senin için bu aydınlık diyor
Tarifi kısa ne istediğini biliyor
Susuyorum.
Bilgiç ablasıyım kardeşimin
Ne zaman kanasa yüreği
Yüreğimi bölüyorum
Susuyorum.
Bugün bir tuhaf geçiyor zaman
Bölünmüş uykulardan uyanan depresif yamyamlar gibiyim
Baktım ki doymamışım
Yine yürek tüketmekteyim.
30 Aralık 2008 Salı
15 Aralık 2008 Pazartesi
KORKAK
Yanmış kömür kokusu yakarken genzimi
Yine bildik bir yolda aynı bozuk kaldırım
Köşeyi dönerken büfeci tanıdık
Kasap, manav, balıkçı ilk bayram harçlığımı uzatan ellerin sahibi
Delik cebimden düşmüş yere
Yine bildik bir yolda aynı bozuk kaldırım
Köşeyi dönerken büfeci tanıdık
Kasap, manav, balıkçı ilk bayram harçlığımı uzatan ellerin sahibi
Delik cebimden düşmüş yere
Şimdi kendimi arıyorum.
Hep korkmuşumdur aydınlığın sonundan
Koyu karanlıklarda beliriyor yitenler
Bedenimde izi kalmış gölgelerin ilmeği geçiyor boynuma
Asılıyor düşlerim.
Kanatsız bir kuş gördüm rüyamda
Bütün arkadaşları göçerken ılıman iklimlere
O kalakalmış kış gelen sokağımda
Yalnızlığa uyandım bu sabahta onunla.
Bu sessizliği bozsun istiyorum lâl dilimin çözülen düğümleri
Bir kapı gıcırtısıyla sona ersin sağırlığım
Kanayan yüreğim düşsün de toprağa
Melekler uğurlarken beni ben de meydan okuyayım sensizliğe
Ölüm dediğin cesaretime gömülsün.
Faili meçhul cinayetlerden arındırırken kendimi
Yakaladı ensemden beni
Göz göze geldik
Hep korkmuşumdur aydınlığın sonundan
Koyu karanlıklarda beliriyor yitenler
Bedenimde izi kalmış gölgelerin ilmeği geçiyor boynuma
Asılıyor düşlerim.
Kanatsız bir kuş gördüm rüyamda
Bütün arkadaşları göçerken ılıman iklimlere
O kalakalmış kış gelen sokağımda
Yalnızlığa uyandım bu sabahta onunla.
Bu sessizliği bozsun istiyorum lâl dilimin çözülen düğümleri
Bir kapı gıcırtısıyla sona ersin sağırlığım
Kanayan yüreğim düşsün de toprağa
Melekler uğurlarken beni ben de meydan okuyayım sensizliğe
Ölüm dediğin cesaretime gömülsün.
Faili meçhul cinayetlerden arındırırken kendimi
Yakaladı ensemden beni
Göz göze geldik
İrkildim!
Ve korkuttum bir seri katili.
Ve korkuttum bir seri katili.
12 Aralık 2008 Cuma
SİZE HİÇ OLMADI MI?
Sabah tadında akşamlarınız olmadı mı?
Güneşi ısıtan kışlarınız?
Hangi ülkede yaşarsınız?
Baharsız
Bahar dediysem şöyle keyfince yaşadığınız
Açan ya da solan yanınız?
Hiç görmediniz mi alev almış suların aktığını musluktan?
Elinizi uzatıp yanmadınız mı?
Yemeğin sonuna denk gelmedi mi açlığınız?
Mızıkçılık yapmadınız mı?
Dinlemediniz mi o şarkıyı henüz, sevdiğinize armağan edilmiş?
Duymadınız mı dudaklarından zehir zıkkım aşkı?
Hiç sevişen bir çift görmediniz mi başka bedenlere kiralanmış?
Hiç terkedilmediniz mi siz?
Bulduğunuzu sandığınız elinizden alınmadı mı?
Ah çok yazık
Güneşi ısıtan kışlarınız?
Hangi ülkede yaşarsınız?
Baharsız
Bahar dediysem şöyle keyfince yaşadığınız
Açan ya da solan yanınız?
Hiç görmediniz mi alev almış suların aktığını musluktan?
Elinizi uzatıp yanmadınız mı?
Yemeğin sonuna denk gelmedi mi açlığınız?
Mızıkçılık yapmadınız mı?
Dinlemediniz mi o şarkıyı henüz, sevdiğinize armağan edilmiş?
Duymadınız mı dudaklarından zehir zıkkım aşkı?
Hiç sevişen bir çift görmediniz mi başka bedenlere kiralanmış?
Hiç terkedilmediniz mi siz?
Bulduğunuzu sandığınız elinizden alınmadı mı?
Ah çok yazık
Hiç küfür etmediniz mi?
Karşı gelmediniz mi?
Bu düzen bozuk demediniz mi?
Hadi oradan çek git denmedi mi size?
Ağlamaz mısınız?
O kadar çoksunuz.
Karşı gelmediniz mi?
Bu düzen bozuk demediniz mi?
Hadi oradan çek git denmedi mi size?
Ağlamaz mısınız?
O kadar çoksunuz.
Nerede yaşarsınız?
Üşümez misiniz?
Yastığınızın altına sakladığınız fısıltılarınız olmadı mı?
Yorgana sarılmış kadavralarınız?
Puf deyince uçuşan kırık kanatlarınız?
Sizi sevdiğini sandığınız nefretler vurmadı mı yüzünüze?
Gözlerinizin içine sokulmadı mı aptallığınız?
Çişinizi etmek için değil miydi kaçışınız?
Hiç sanmalarınız olmadı mı sizin?
Suskunluk nedir bilmez misiniz?
İçinizde ezilirken kelimeler
Üşümez misiniz?
Yastığınızın altına sakladığınız fısıltılarınız olmadı mı?
Yorgana sarılmış kadavralarınız?
Puf deyince uçuşan kırık kanatlarınız?
Sizi sevdiğini sandığınız nefretler vurmadı mı yüzünüze?
Gözlerinizin içine sokulmadı mı aptallığınız?
Çişinizi etmek için değil miydi kaçışınız?
Hiç sanmalarınız olmadı mı sizin?
Suskunluk nedir bilmez misiniz?
İçinizde ezilirken kelimeler
Nefes darlığı çeken yüreğinizin imdadını duymadınız mı hiç?
Sedyeye yatırılmış bedeninize düğün davetiyesi gönderilmedi mi?
Sizin beş, altı, yedi diye uzayıp giden sevgilileriniz olmadı mı?
Hepsini ayrı ayrı sevmediniz mi?
Biliyorum sevgili kirlenmiş düşlerin
Sedyeye yatırılmış bedeninize düğün davetiyesi gönderilmedi mi?
Sizin beş, altı, yedi diye uzayıp giden sevgilileriniz olmadı mı?
Hepsini ayrı ayrı sevmediniz mi?
Biliyorum sevgili kirlenmiş düşlerin
Düşük bütün gebeliklerin
İnandır beni sevgisizliğine
İnandır gideyim diyeniniz olmadı mı hiç?
Daracık sokaklarda uzayan kıvrımlarınız
Keskin virajlardan dönerken mide bulantınız
Kapıda belirince yarınsız yanınız ışığa hasret gözleriniz kamaşmadı mı?
Aşkım demekten korktuğunuz bir aşka bulaşmadınız mı hiç?
Dilinizin ucuna gelince hayıflanmadınız mı?
Taranmamış saçlarınıza, kirli kokunuza
Gözlerinizde yığılan yorgunluğa, saçmalamalarınıza rağmen
Sevildiğinizi hissetmediniz mi hiç?
Sizin böyle bir sevilmeniz olmadı mı?
Masa üzerinde bulduğunuz notları okurken derin nefes alışlarınız olmadı mı?
Duymaktan korktuğunuzdan fazlasını duyduğunuzda ezilmiş hissetmediniz mi?
Siz hiç çaresiz sevmediniz mi?
Size hiç olmadı mı?
İnandır beni sevgisizliğine
İnandır gideyim diyeniniz olmadı mı hiç?
Daracık sokaklarda uzayan kıvrımlarınız
Keskin virajlardan dönerken mide bulantınız
Kapıda belirince yarınsız yanınız ışığa hasret gözleriniz kamaşmadı mı?
Aşkım demekten korktuğunuz bir aşka bulaşmadınız mı hiç?
Dilinizin ucuna gelince hayıflanmadınız mı?
Taranmamış saçlarınıza, kirli kokunuza
Gözlerinizde yığılan yorgunluğa, saçmalamalarınıza rağmen
Sevildiğinizi hissetmediniz mi hiç?
Sizin böyle bir sevilmeniz olmadı mı?
Masa üzerinde bulduğunuz notları okurken derin nefes alışlarınız olmadı mı?
Duymaktan korktuğunuzdan fazlasını duyduğunuzda ezilmiş hissetmediniz mi?
Siz hiç çaresiz sevmediniz mi?
Size hiç olmadı mı?
4 Aralık 2008 Perşembe
ÇINAR
Yıpranmış sayfalara yazılmış güncelerin arasında kalan
Kırık kalem uçları, kırık gönül notları
Sabahın ayazı, birkaç günlük açlığım
Tek sıra örülmüş duvarlar üzerinde
Tek ayak beklemek üzere şartlanmış
Çocukluğumdan kalan yaramazlığım
Bir tabure üzerine bırakılmış yalnızlığım
Tutkum
Kırık kalem uçları, kırık gönül notları
Sabahın ayazı, birkaç günlük açlığım
Tek sıra örülmüş duvarlar üzerinde
Tek ayak beklemek üzere şartlanmış
Çocukluğumdan kalan yaramazlığım
Bir tabure üzerine bırakılmış yalnızlığım
Tutkum
Tutkunum
Bana hadi gel benim ol desen ait olmaktan haberim yok
Sen ne zaman yazmak olsan
Bütün kelimeler can atıyor kağıda dökülmek için
Ve ben hepsini yazıyorum hiçbirinin hatırı kalmasın diye
Sonradan fark ediyorum ki bir düşe düşmüşüz yine
Bu hikaye uzar gider
Her yeni doğan bebekle birlikte
Her yeni doğan bebeğin ağlamasında
Anne kucağında karşılaştığı gülücükle.
Bunca zaman ezberlediğim her şeyi unutup
Varlığına anlamlar yüklediğim
Kimsesizleşme yolunda çoğaldığım
Göz aydınım
Başını omzuma yasladığında
Kokuna bulaştığında kokum
Bütün yalnızlıklardan kurtulduğun
Huzur bulduğun ruhum
Benim bugünüm, senin yarının
Seninle hayat kimsenin bilmediği cennet kıvamında bir coğrafyada gezinmek gibi. En zor denklemlerin basit havuz problemlerine dönüşmesi gibi. Sınıfta kalmış çaresizliklerin bir üst sınıfa çözüm olarak geçmesi gibi. Seninle hayat yaşanılası ve seninle hayat değerli. Yalnızlığın içimize işlediği zamanlardan birinde başlamış hikayemiz. Çok sevmenin ve çok sevilmenin olduğu yerlerde o kocaman kalabalıkların arasında nasıl bunca yalnızlığa düştüğümüz konusunda hâlâ tereddütlerim olsa da sanıyorum ki biz başkalarının mutluluklarına adadığımız ömrümüze sahip çıkmak ve kendi mutluluğumuza bir şans vermek için bu hikayenin satırlarındayız. Anlatmak için ne hissettiğini, hissettiklerim çoğu zaman engelliyor beni. Öfkeli olduğum zamanlarda da seviyorum seni. Bunca öfkeye rağmen nasıl da değerli dediğimde yüreğim alkışlıyor beni ya da ben yüreğimi. Senden bana varışta kaçış gibi her şey. Bütün konuştuklarımız. O deli düzen yakan bakışlar aklımın oyununa izin veriyor. Sen sustuğunda gözlerin, onlar sustuğunda sen konuşuyorsun. Kelimeler armağan ediyoruz birbirimize üzerinde düşünülesi. Ve her konuşmanın sonunda dalıp gittiğimiz o yerden birbirimize göz kırpıyoruz biz. İşte o zaman iyi ki varsın diyoruz hiç çekinmeden. İyi ki var üç beş adım ötemde. Bazen soluğumdan içeri giriyor bazen hiç tanımıyoruz birbirimizi. Sen ve ben her gece gökyüzüne aydınlık asıyoruz. Sen belimden tutuyorsun, kaldırıyorsun yukarı. Ben elimdeki pırıltıları oraya asıyorum. Yarın bu aydınlık nereden diye soranlara "gizli gizli aydınlık asıyorduk gökyüzüne" diyeceğiz. Şimdi o kadar çoklar ki ancak fark edebildiniz ama biz ilk pırıltıda derin bir nefes almıştık zaten. Ertesi sabah aynı değildi aynı gibi görünen. Bazen sen koşmak istiyorsun. Öyle ani bir kararla kalkıyorsun ki yerinden. Her yere yetmek, herkese dağıtmak için elinde olanları. Hayır diyorum içimden. Bakıyorum derin bir suskunlukla. Sen kararından vazgeçene kadar susuyorum. Hayır diyorum. Şimdi değil. Dinlenmelisin biraz. Sırtındaki yükünü boşaltmalıyız önce. İstersen dedemin dere kenarına götürürüz bazılarını. Ben çoğu delili yangın yerinde bıraktım. Hatta bazıları daha çabuk yansın, kül olsun diye üzerlerine benzin döktüm. Elbette o yangından yara almadan kurtulamazdım. Layığınca yaralandım da irili ufaklı yanıklarla dışarı attım kendimi. Orada kalıp mutsuzluklarımla birlikte ben de kül olabilirdim. Bu şıkkı seçebilirdim. İçimden yakaladı beni gelecek umudum. Çekti çıkardı gün yüzüne cesaretim. Henüz değil dedi ağaçta şakıyan kuş, daha değil dedi yaban papatya, yol uzun ama yılma yürü dedi karınca. Seni görünce ben Karslı bir çocuğun denizi ilk defa gördüğündeki heyecanını, üstüne boğazı keşfedince yaşadığı şaşkınlığını yaşadım. Oysa sen ve diğerleri o manzaraya alışık olduğunuzdan, sahip olduğunuzdan, kıymet bilmezliğinizle onu kirletmekteydiniz. Çok sevdiğinizi söylediğiniz cümlelerle kamufle ederek üstelik. Ben farklı yerlerden bakarsam nasıl görürüm diye keşifte. Ve tepeye çıkıp bakınca derin, yoluna inince çekici, yanına gelince büyüleyici olduğunu tadına vara vara hissederek beynime, yüreğime işlemekteyim. Geri döndüğümde köyüme ya da bilinmez başka bir diyara gittiğimde düşünüp güzeli tasvir ederken kaynakçamda sürekli seni not düşeceğim. Memleketime yaptığım otobüs yolculuklarımı anımsattın bana. Yeni yollara eşlik eden yeni turlarla gidilen. ilk heyecan verici. Yaklaştıkça ürküten alışkanlıklarımı. Bazen kaçmak kurtulmak istiyorum. Büyülü güzelliği çekiyor beni. Ne yeşili bildik yeşil ne mavisi bildik mavi. Öyle yollardan geçiyoruz ki karanlık eşliğinde tercih edilmiş yolculuklarda. Issız, dar, sonu yok gibi görünen bir yoldan aydınlık, kalabalık bir kente dönüyor tekerler. Korna sesleriyle nefes alışım değişiyor ve o kıvrımlı yollarda süren yolculuğumun sonunda sevdiklerime varıyorum. Uyuyorum. Bazen öyle yakıyorsun ki canımı canını yakar gibi. Gözlerimiz kurtarıyor ancak bizden bizi.
Sana hadi git özgür ol desem özgürlük ne bilmiyorsun kiBana hadi gel benim ol desen ait olmaktan haberim yok
Sen ne zaman yazmak olsan
Bütün kelimeler can atıyor kağıda dökülmek için
Ve ben hepsini yazıyorum hiçbirinin hatırı kalmasın diye
Sonradan fark ediyorum ki bir düşe düşmüşüz yine
Bu hikaye uzar gider
Her yeni doğan bebekle birlikte
Her yeni doğan bebeğin ağlamasında
Anne kucağında karşılaştığı gülücükle.
30 Kasım 2008 Pazar
AŞIK NOTU
Sıradanlaşmış alışkanlıklarında büyüyor yalnızlığın
Duyulmuyor adın
Kalabalıklarının gölgesinde görülmüyor adımların
Çek ayağını izin silinsin
Başıbozuk sevdalar yolculuğunda son verdiğin oyunlara
Kapa perdeleri, ezberleme repliğini
Çiy düşmüş çimenler üzerinde
Üzerine konan kelebeklerin ölmesine izin verme
Bırak o başka baharlar sevsin
Hapsolsun göz yangının sigara dumanlarına
Çekme içini olura olmaza
Nesi kalırsa yadigâr
Bir yaz akşamı, sonbahar rüzgarı
Savrulsun uzaklara.
Mümbit bir topraktır gözleri
Kirpiğimden dökülür bereketi
Bırak yüreğim gitsin.
Duyulmuyor adın
Kalabalıklarının gölgesinde görülmüyor adımların
Çek ayağını izin silinsin
Başıbozuk sevdalar yolculuğunda son verdiğin oyunlara
Kapa perdeleri, ezberleme repliğini
Çiy düşmüş çimenler üzerinde
Üzerine konan kelebeklerin ölmesine izin verme
Bırak o başka baharlar sevsin
Hapsolsun göz yangının sigara dumanlarına
Çekme içini olura olmaza
Nesi kalırsa yadigâr
Bir yaz akşamı, sonbahar rüzgarı
Savrulsun uzaklara.
Mümbit bir topraktır gözleri
Kirpiğimden dökülür bereketi
Bırak yüreğim gitsin.
SEVİŞGEN RUHLARIN SANCISI
Sensizlik davetinde
Elbisemin ucu yıpranmış, eskimiş, ütüsü bozulmuş
Ellerinin yokluğundan nasibini almış saçlarıma
Dağınık topuz havası verilmiş
Orada oturuyorsun
Sen!
Elbisemin ucu yıpranmış, eskimiş, ütüsü bozulmuş
Ellerinin yokluğundan nasibini almış saçlarıma
Dağınık topuz havası verilmiş
Orada oturuyorsun
Sen!
Bilmediğim kalabalıkların bildik düzeninde
Bakışından tüm sevgisizliğin çarpıyor deli yüreğime
Ruhum şifasını kaybetmiş senden önce
Bir morg sessizliği gülüşte
Kaldırım taşına takıldı kaldı ayakkabımın topuğu
Taburenin çivisinde kaçtı çorabım
Son bir yutkunmadan önce sana baktım
Gidişimi anlama diye geri geri attım adımları
Pat! Bir adama çarptım
Neyin var dedi seni gösterdim
Hiç bir şeyim yok dedim
Bakışından tüm sevgisizliğin çarpıyor deli yüreğime
Ruhum şifasını kaybetmiş senden önce
Bir morg sessizliği gülüşte
Kaldırım taşına takıldı kaldı ayakkabımın topuğu
Taburenin çivisinde kaçtı çorabım
Son bir yutkunmadan önce sana baktım
Gidişimi anlama diye geri geri attım adımları
Pat! Bir adama çarptım
Neyin var dedi seni gösterdim
Hiç bir şeyim yok dedim
Anladı
Sokak soğuktu
Sokak soğuktu
Üstüne rüzgar vardı
Eyvah bir de yağmur başladı
Gözlerime aktı damlaları
Gözlerime aktı damlaları
Herkes benim sandı
Bir fotoğraf karesinde yan yana gelmiş sevişgen ruhlarımız
Bedenlerimiz saklanmış
Üzerine sancılarımızı yazdım
Çok uzun devrik cümleler kullandım
Devrildi adın.
Bir fotoğraf karesinde yan yana gelmiş sevişgen ruhlarımız
Bedenlerimiz saklanmış
Üzerine sancılarımızı yazdım
Çok uzun devrik cümleler kullandım
Devrildi adın.
...
Her defasında beni kırma çabaların
Bu defa da ödül getirdi sana
Alkışı sen topladın
Görmezden geldiğini sanarak yaşamaya devam ederken
Yitik cümleler arasında kaybolurken düşlerim
Daha iyimserdin yüreğime
Şimdi anlıyorum ki çabaların boşuna değil
Kırılanları düzeltmekten yorulmuşum
Farkına varalı çok oldu ama kabullenmek
İşte o beni biraz yordu
Sevdiğim,
Kelimeler anlamını yitiriyor artık
Üzerine yapıştırdığım anlamlar anladım ki sırf benim uydurmalarım
Biliyorum. Seni daha zora sokamam
Sana olan duygularıma bugün bir son verdim
Ve ilk defa haksızlık ettiğim için kendimden özür diledim.
Fatma & Ayşe FINDIK
Her defasında beni kırma çabaların
Bu defa da ödül getirdi sana
Alkışı sen topladın
Görmezden geldiğini sanarak yaşamaya devam ederken
Yitik cümleler arasında kaybolurken düşlerim
Daha iyimserdin yüreğime
Şimdi anlıyorum ki çabaların boşuna değil
Kırılanları düzeltmekten yorulmuşum
Farkına varalı çok oldu ama kabullenmek
İşte o beni biraz yordu
Sevdiğim,
Kelimeler anlamını yitiriyor artık
Üzerine yapıştırdığım anlamlar anladım ki sırf benim uydurmalarım
Biliyorum. Seni daha zora sokamam
Sana olan duygularıma bugün bir son verdim
Ve ilk defa haksızlık ettiğim için kendimden özür diledim.
Fatma & Ayşe FINDIK
26 Kasım 2008 Çarşamba
KÜÇÜLEN DÜŞLERİMDE BÜYÜYEN ÇOCUKLUĞUM
Dedemin eskileri yok etmek için bir dere kenarı vardı
Bütün eskileri oraya götürür yakardı
Babaannem kızardı ama o yapardı
Her defasında gülerdim
Dedem babaannemin anılarını yakardı
Babaannem dedeme bakardı
Ben gülerdim
Evin bahçesindeki dut ağacına salıncak kurardık
Gökyüzüne uçardık
Kahkahalar atardım bütün köyü inleten
O zaman sen yoktun
Bütün eskileri oraya götürür yakardı
Babaannem kızardı ama o yapardı
Her defasında gülerdim
Dedem babaannemin anılarını yakardı
Babaannem dedeme bakardı
Ben gülerdim
Evin bahçesindeki dut ağacına salıncak kurardık
Gökyüzüne uçardık
Kahkahalar atardım bütün köyü inleten
O zaman sen yoktun
Ben vardım
Küçük bir kızken
İstanbul'un yoğun trafiğinde
Salı pazarı girişinde
Hemen Doğancılar' ı geçince aşağıda sahilde
Okula giderken
Annemin yaptığı fındıklı kurabiyelerden alırdım elime
Tadına doyum olmazdı
Akşam eve dönüşte teyzem olurdu
Uzun yıllarının hikayelerini dinlerdim
Öylece uyuyakaldığımda hep güzel şeyler görürdüm rüyamda
O zaman bütün sabahlar keyifliydi
Önlüğümü giyerken arkadaşlarım beklerdi
Hele mevsim kışsa kar beni hep hasta ederdi
Leblebi tozu yerdik ne büyük keyifti
Babamın iş dönüşü getirdiği çikolatalar hepsinden güzeldi
Yazın çilekleri yıkar, temizler haydi oyuna ara verin derdi
Bisiklete binerdik arkadaşlarla Çengelköy yolunda
Her defasında yarışırdık ve illa birimiz düşerdik
Kına geceleri olurdu mahallede
Biz orada dağıtılan çerezleri almak için
İlk konukları olurduk bütün kına gecelerinin
Bizden büyükleri anlamazdık
Salı pazarı girişinde
Hemen Doğancılar' ı geçince aşağıda sahilde
Okula giderken
Annemin yaptığı fındıklı kurabiyelerden alırdım elime
Tadına doyum olmazdı
Akşam eve dönüşte teyzem olurdu
Uzun yıllarının hikayelerini dinlerdim
Öylece uyuyakaldığımda hep güzel şeyler görürdüm rüyamda
O zaman bütün sabahlar keyifliydi
Önlüğümü giyerken arkadaşlarım beklerdi
Hele mevsim kışsa kar beni hep hasta ederdi
Leblebi tozu yerdik ne büyük keyifti
Babamın iş dönüşü getirdiği çikolatalar hepsinden güzeldi
Yazın çilekleri yıkar, temizler haydi oyuna ara verin derdi
Bisiklete binerdik arkadaşlarla Çengelköy yolunda
Her defasında yarışırdık ve illa birimiz düşerdik
Kına geceleri olurdu mahallede
Biz orada dağıtılan çerezleri almak için
İlk konukları olurduk bütün kına gecelerinin
Bizden büyükleri anlamazdık
Bu tören neden?
Bir kız ağlarken eğlenen bu insanların nesi var derdik
O kızı oradan kurtarabilir miydik?
Boş ver derdi içimizden biri oyunumuza dönerdik
Saklambaç oynardık
Saklanmayı biz o zaman öğrendik
Ben küçük bir kız çocuğuydum
Bir kız ağlarken eğlenen bu insanların nesi var derdik
O kızı oradan kurtarabilir miydik?
Boş ver derdi içimizden biri oyunumuza dönerdik
Saklambaç oynardık
Saklanmayı biz o zaman öğrendik
Ben küçük bir kız çocuğuydum
Sen yoktun
İp atlardık sokağın ortasında, çekirdek çitletir, ciklet çiğnerdik
En büyük balonu kim yapacak diye iddialaşırken çok güzeldik
O zaman sen yoktun
İp atlardık sokağın ortasında, çekirdek çitletir, ciklet çiğnerdik
En büyük balonu kim yapacak diye iddialaşırken çok güzeldik
O zaman sen yoktun
Ben vardım
Küçük bir kızken
Takunyalar severdim
Takunyalar severdim
Kırmızı pabuç giyerdim
Bakkala giderdim
Bakkala giderdim
Ekmeğin ucunu yerdim
Saçlarımı örerdim
Saçlarımı örerdim
Gülerdim hep gülerdim
Ben büyüdüm mü?
Büyüdüm
Büyüdüm
Acım büyüdü
Hepimiz büyüdük
Hepimiz büyüdük
Kocaman olduk
Biz büyüdük savrulduk
Biz büyüdük unuttuk
Biz büyüdük ağladık
Biz büyüdük öldük
Sen büyüme içimdeki küçük kız biz yeterince büyüdük.
Biz büyüdük savrulduk
Biz büyüdük unuttuk
Biz büyüdük ağladık
Biz büyüdük öldük
Sen büyüme içimdeki küçük kız biz yeterince büyüdük.
20 Kasım 2008 Perşembe
KÜÇÜK HANIMIN BÜYÜK AŞKI
İçimde yardıma muhtaç bir yer
İçimde bir yer sen
Bir yerden sonra susmalı konuşmamalı derken
Gözlerimde kaybolan saniyeler
Ardına saklanmış bakışların
Elimde yokluk
Elinde bütün varlığım
Kim bilir diyen düşüncelerin hoşça kalında
Merhaba demeyi unuttum
Bütün kimsesizliğim
İçimde bir yer sen
Bir yerden sonra susmalı konuşmamalı derken
Gözlerimde kaybolan saniyeler
Ardına saklanmış bakışların
Elimde yokluk
Elinde bütün varlığım
Kim bilir diyen düşüncelerin hoşça kalında
Merhaba demeyi unuttum
Bütün kimsesizliğim
Yarım kalan, yamanmış duygulara halim yokken
Dalıp gittiğim o yerde beni bekliyor
Ben ağlıyorum
Dalıp gittiğim o yerde beni bekliyor
Ben ağlıyorum
O ağlıyor
Kimse bilmiyor
Dilinde sitem var
Öyle yazmış şair
Yazarken yanıyor
Dilinde sitem var
Öyle yazmış şair
Yazarken yanıyor
16 Kasım 2008 Pazar
VE PERDE AÇILSIN LÜTFEN
Kayıp
Geçtikleri tüm yollara ekmek kırıntıları bırakan kardeşlerin masalından çıktım bugün
Ormanda kayboldum
Geçtikleri tüm yollara ekmek kırıntıları bırakan kardeşlerin masalından çıktım bugün
Ormanda kayboldum
Delirdim çaresizlikten
Ayakkabısının tekini merdivende düşüren kızın masalına konuk oldum
Saat on ikiyi vurdu
Ayakkabısının tekini merdivende düşüren kızın masalına konuk oldum
Saat on ikiyi vurdu
Yüreğimi düşürdüm merdivenlerden kırıldı, parçalandı
Ne analığımın eziyeti ne üvey kız kardeşlerin deli cesareti
Prensin bu kadar ortalık malı olması yıktı aptal düşlerimin gerçek sandığı yalanları
Uzak iklimlerin yetiştirdiği hiç görmediğim ağaçlara adımızı yazma klişesi
Ve pembe panjurlarını siyaha boyadığım o evin bahçesini tarumar ettim bugün
Sobasında yaktım hislerimi
Ziyan
Neresinden baktıysam gözlerine ne mana bulduysam kahpe düzeninde
Yordum karşıma çıkan bütün kelimeleri
Yoruldum duyduğum kelimelerin saçmalığından
Küllükte sigaram yandı
Ne analığımın eziyeti ne üvey kız kardeşlerin deli cesareti
Prensin bu kadar ortalık malı olması yıktı aptal düşlerimin gerçek sandığı yalanları
Uzak iklimlerin yetiştirdiği hiç görmediğim ağaçlara adımızı yazma klişesi
Ve pembe panjurlarını siyaha boyadığım o evin bahçesini tarumar ettim bugün
Sobasında yaktım hislerimi
Ziyan
Neresinden baktıysam gözlerine ne mana bulduysam kahpe düzeninde
Yordum karşıma çıkan bütün kelimeleri
Yoruldum duyduğum kelimelerin saçmalığından
Küllükte sigaram yandı
İçimde bir yer sana ağladı
İçimde bir yer kahkahayı bastı
Çığlığım yetmedi duymana
İçimde bir yer kahkahayı bastı
Çığlığım yetmedi duymana
Fısıltılarla söylediklerimden artakalan
Yorgun akşamlarına meze ettiğin çöpe dökülesi pislik yüreğim
Bugün pislik yüreğim ağladı
Kaçış
Geldiğim yolun başında durdum
Yorgun akşamlarına meze ettiğin çöpe dökülesi pislik yüreğim
Bugün pislik yüreğim ağladı
Kaçış
Geldiğim yolun başında durdum
Baktım yol çok uzun
Dur dedim
Dur dedim
Dinlen, biraz soluklan
Yanımdan geçip giden yaşlı amcayı izledim
Denizin üzerine nefesimi üfledim
Dalgaları kocaman oldu
Dalgaları kocaman oldu
Denizi taşırdım
Bugün gördüm seni
Bugün gördüm seni
Ellerini başka ellerde, gözlerini başka gözlerde
Kahkahanda duydum başka ses
Ve bugün gördü gözlerim sahte bir prens
Yitik
Nereye koyduğumu unuttuğum çoraplarımı aradım
Kazağımı bulamadım
Kahkahanda duydum başka ses
Ve bugün gördü gözlerim sahte bir prens
Yitik
Nereye koyduğumu unuttuğum çoraplarımı aradım
Kazağımı bulamadım
Geç kaldım yine provaya ve oynayamadım
Yapamadım
Olmuyor Fatma olmuyor
Olmuyor Fatma olmuyor
Kaç kez duydum
Parçalandım
Ellerimi yüzüme kapadım
Ellerimi yüzüme kapadım
İçimden ta içimden bir yerden küfürü bastım
Bildiğim bütün küfürleri sıraladım ardın sıra
Lanet ettim adına ve adıma siyah bir kurdele bağladım
Huzur
Bildiğim bütün küfürleri sıraladım ardın sıra
Lanet ettim adına ve adıma siyah bir kurdele bağladım
Huzur
Yeni bir kitap okumaya başladım
Henüz elli yedinci sayfasındayım
Bir kadeh şarap içtim
Bir kadeh şarap içtim
Birkaç eski dostu aradım hal hatır sordum
Yeni edindiğim bir arkadaşa güvendim
Nevresimini değiştirdim rahatsız yatağımın
Ve tutulan boynum için bir kas gevşetici daha içtim
Siktiri çektim aşka hadi oradan dedim
Tuvalete girdim tükürdüm klozetin içine dudağımda kalan tadını
Onun üzerine de sifonu çektim çarptım kapısını
Yeni edindiğim bir arkadaşa güvendim
Nevresimini değiştirdim rahatsız yatağımın
Ve tutulan boynum için bir kas gevşetici daha içtim
Siktiri çektim aşka hadi oradan dedim
Tuvalete girdim tükürdüm klozetin içine dudağımda kalan tadını
Onun üzerine de sifonu çektim çarptım kapısını
Annemden azar işittim
Bu aşkın acısını evin kapısından çıkarma dedi
Bu aşkın acısını evin kapısından çıkarma dedi
Güldüm
Bitiş
Zavallı Kız Kulesi restoran yaptılar seni
Ve zavallı Galata Köprüsü nerede o eski neşen?
Filmlerde kalmış aşk sahneleri
Bitiş
Zavallı Kız Kulesi restoran yaptılar seni
Ve zavallı Galata Köprüsü nerede o eski neşen?
Filmlerde kalmış aşk sahneleri
Nerede kavuşanların yeri Haydarpaşa Garı?
Muhakkak bir tur atardı yeni evliler kesme taşlarında
Ey Çamlıca nerede o aşık çiftler?
Zavallı sevdiğim
Muhakkak bir tur atardı yeni evliler kesme taşlarında
Ey Çamlıca nerede o aşık çiftler?
Zavallı sevdiğim
Sevdiğim mi dedim?
Zavallı ben
Ne!
Ben de kimim?
14 Kasım 2008 Cuma
CANIMSIN ÇOK TATLISIN AMA
Keşke yıldızları indirebilseydim yeryüzüne
Onlardan koca bir buket sunabilseydim sana
Ne güller, karanfiller...
Onlardan koca bir buket sunabilseydim sana
Ne güller, karanfiller...
Sadece yıldızlar
Gece kokan yıldızlar verilir
O samimi dokunuşların sahibi ellerin var ya
Bir elimde güneş bir elimde okyanuslarla gelebilseydim yanına
Belki biraz anlatabilirdim
O hem yakan hem üşüten sözlerinin
Bende ne kargaşalar yarattığını
Gözlerinin yanında sönük kalanları
Ve git değişinin getirdiği yaralanmaları
O zaman anlatabilirdim.
Gece kokan yıldızlar verilir
O samimi dokunuşların sahibi ellerin var ya
Bir elimde güneş bir elimde okyanuslarla gelebilseydim yanına
Belki biraz anlatabilirdim
O hem yakan hem üşüten sözlerinin
Bende ne kargaşalar yarattığını
Gözlerinin yanında sönük kalanları
Ve git değişinin getirdiği yaralanmaları
O zaman anlatabilirdim.
Yüreğin ah o yüreğin var ya
Sabahsız akşamların korkusunda aydınlığı bulduğum yanında
Karalarımdan sıyrıldığım omuzunda
İyi ki doğdun sen
Karalarımdan sıyrıldığım omuzunda
İyi ki doğdun sen
İyi ki varsın bu dünyada
12 Kasım 2008 Çarşamba
CANIM YANIYOR SENSİZLİKTEN
Kapısına yavru köpekler bırakılmış bir barakanın önündeyim ben
Elimi kolumu sallayarak geçebilir miyim bu yerden?
Hiç duymuyor olsam
Elimi kolumu sallayarak geçebilir miyim bu yerden?
Hiç duymuyor olsam
Gözlerim de kör olsa, yüreğim hissetmez mi?
Terkedilmişler terk edenlerin çaresizliğini anlamaz mı?
Oysa ben sahile gidiyordum mehtabı seyretmek için
Olmaz mı dersin?
Ardıma bakmadan yürümek için bu yol çok mu karanlık
Ya da çok mu romantik mehtap, sahil falan?
Ne işi var bu terkedilmişlerin burada?
Hesap sormalı aslında
Bıktım sizden
Terkedilmişler terk edenlerin çaresizliğini anlamaz mı?
Oysa ben sahile gidiyordum mehtabı seyretmek için
Olmaz mı dersin?
Ardıma bakmadan yürümek için bu yol çok mu karanlık
Ya da çok mu romantik mehtap, sahil falan?
Ne işi var bu terkedilmişlerin burada?
Hesap sormalı aslında
Bıktım sizden
Yeter artık yaklaşmayın bana
Ben gidiyorum yoluma
Ben gidiyorum yoluma
Rahat bırakın beni
Sen de kimsin be adam?
Kaç zamandır farkındayım hep yanımda gezinmektesin
Nereden çıktın sen?
Sen de kimsin be adam?
Kaç zamandır farkındayım hep yanımda gezinmektesin
Nereden çıktın sen?
Niye öyle bakmakta gözlerin?
Tanımıyorum seni
Hayır tanımıyorum dedim
Peki öyleyse ellerini tutmak istiyorum
Hani nerede, neden yok ellerin?
Hayalimde miydin?
Gülmekteyim
Sahile gidiyorum mehtabı seyretmek için
Zamanı yanlış olabilir ama gidiyorum işte
Kirpiğini ıslatan o yaş benim
Tanımıyorum seni
Hayır tanımıyorum dedim
Peki öyleyse ellerini tutmak istiyorum
Hani nerede, neden yok ellerin?
Hayalimde miydin?
Gülmekteyim
Sahile gidiyorum mehtabı seyretmek için
Zamanı yanlış olabilir ama gidiyorum işte
Kirpiğini ıslatan o yaş benim
Senin değil hissettiğin
Evet sorun var
Evet sorun var
Şu önümdeki yokuş buraya bunu kim koymuş?
Yorgun yokuşu tırmanmakta
Yorgun yokuşu tırmanmakta
Yorgun düşlerine düşler katmakta
Susturun şu köpekleri korkuyorum
Susturun şu adamı seviyorum
Susturun yüreğimi ben yapamıyorum
Müsaadenizle ben sahile gidiyorum
Susturun şu köpekleri korkuyorum
Susturun şu adamı seviyorum
Susturun yüreğimi ben yapamıyorum
Müsaadenizle ben sahile gidiyorum
5 Kasım 2008 Çarşamba
KAYGI(SIZ)
Ardını döndüğünde kaygılarım artmakta
Nedensiz sandığın hiçe saydığın aydınlığım kalıyor döndüğün kuytuda
Kesik yaram yanında kanamıyor sanma
Düşmüş kırılmış kaç tutunacak bağı varsa hayattan
Aldanmaktasın dudağımdaki kıvrımlara
Anladım anlamamaktasın içimdeki gizini
Saklı kalsın istersin
Nedensiz sandığın hiçe saydığın aydınlığım kalıyor döndüğün kuytuda
Kesik yaram yanında kanamıyor sanma
Düşmüş kırılmış kaç tutunacak bağı varsa hayattan
Aldanmaktasın dudağımdaki kıvrımlara
Anladım anlamamaktasın içimdeki gizini
Saklı kalsın istersin
Sakladığımdan belki
Tanımıyor olabilirim sevdiklerini
Bilmiyor olabilirim bildiklerini
Anlamıyorum sanma hissettiklerini
Bir patlamanın ortasındayım
Kulaklarım sağır olmuş gürültüden
Sen hiç konuşmuyorsun
Ben hiç susmuyorum
Senin sessizliğinde benim yersiz kelimelerimle nereye varılabilir?
Olduğumuz yerde kalmalı, yok mu saymalı sence?
Ayılmam gerek etkinden kurtulmak için
Yanlış yürüyorum sanma sadece adımlarım biraz ürkek
Kader deyip saklanmak da var elbet
Senin deyip yüz çevirmek...
Benim sandığım bunca yüreğime yığılan bu şey ne?
Bu şey neden?
Bu şey kimden?
Karanlıklar
Kararmaktalar
Tanımıyor olabilirim sevdiklerini
Bilmiyor olabilirim bildiklerini
Anlamıyorum sanma hissettiklerini
Bir patlamanın ortasındayım
Kulaklarım sağır olmuş gürültüden
Sen hiç konuşmuyorsun
Ben hiç susmuyorum
Senin sessizliğinde benim yersiz kelimelerimle nereye varılabilir?
Olduğumuz yerde kalmalı, yok mu saymalı sence?
Ayılmam gerek etkinden kurtulmak için
Yanlış yürüyorum sanma sadece adımlarım biraz ürkek
Kader deyip saklanmak da var elbet
Senin deyip yüz çevirmek...
Benim sandığım bunca yüreğime yığılan bu şey ne?
Bu şey neden?
Bu şey kimden?
Karanlıklar
Kararmaktalar
4 Kasım 2008 Salı
YİTİK
Bütün kelimeleri dışarı çıkarmak için geldim yanına
Vazgeçmedim hayattan, senden, yarına dair ümitlerden demek için
Yoksulluk yurdumu esir almışsa
Çok sonradan fark ettiğim esaretimde gözlerinin güzelliğine vurulmuşsam
Vazgeçme benden diyebilmek için sokuldum yanına.
Hayatın bütün anlamını anlatmaya çalışsam
Hep sen, sen, sen diye başlasam cümlelere kızmasan
Sana bağımlı olsam yanından ayrılmasam
Git demesen ben hep kalsam.
Başka fikirlerin etkisinde
Ayrı ayrı yaşasak yine ama biz olsak her cümlede
Üşüdüğümde soğuk bu kadar etkilemese beni
Sen bu kadar sıcak olmasan ben üşümezdim belki
Kaybettiğim
Kaybetmek istediğim her şeyi kaybettim desem
Vazgeçmedim hayattan, senden, yarına dair ümitlerden demek için
Yoksulluk yurdumu esir almışsa
Çok sonradan fark ettiğim esaretimde gözlerinin güzelliğine vurulmuşsam
Vazgeçme benden diyebilmek için sokuldum yanına.
Hayatın bütün anlamını anlatmaya çalışsam
Hep sen, sen, sen diye başlasam cümlelere kızmasan
Sana bağımlı olsam yanından ayrılmasam
Git demesen ben hep kalsam.
Başka fikirlerin etkisinde
Ayrı ayrı yaşasak yine ama biz olsak her cümlede
Üşüdüğümde soğuk bu kadar etkilemese beni
Sen bu kadar sıcak olmasan ben üşümezdim belki
Kaybettiğim
Kaybetmek istediğim her şeyi kaybettim desem
Seni bulsam
Tüm sevilerimi aldattım haberin olsun
Haberin olsun atlattım tüm adamları
Sana kırgın olduğumda sokulacak kimse aramadım
Ama aradım kırgınlığımda yanımda olmanı
Başı sonu yok desen
Deme istemem!
Bakir kalmış nesi varsa hayatımın
Yorgunluklarımdan arta kalan neyim varsa
Tekrar tekrar yürüdüğüm yollarda sıkıldığım kaç manzara varsa
Sen gelsen, yok olsa, senin olsa
Düşüncem dursun
Tüm sevilerimi aldattım haberin olsun
Haberin olsun atlattım tüm adamları
Sana kırgın olduğumda sokulacak kimse aramadım
Ama aradım kırgınlığımda yanımda olmanı
Başı sonu yok desen
Deme istemem!
Bakir kalmış nesi varsa hayatımın
Yorgunluklarımdan arta kalan neyim varsa
Tekrar tekrar yürüdüğüm yollarda sıkıldığım kaç manzara varsa
Sen gelsen, yok olsa, senin olsa
Düşüncem dursun
Kaybolsun yokluğun
Saçmalasam ben şöyle içimden geldiğince
Akşam haberlerini dinlerken sen bir türkü tuttursam
Makamsız, yalansız, kaygısız yüreğimle
Dinle beni kırıldım bugün
Saçmalasam ben şöyle içimden geldiğince
Akşam haberlerini dinlerken sen bir türkü tuttursam
Makamsız, yalansız, kaygısız yüreğimle
Dinle beni kırıldım bugün
Bugün yaralandım sensizlikten
Sensizlikle oyalandım yine
İçtiğim sigaraların hesabını istese bedenim benden
Al bu da senin olsun
Bir kaç fazla kırışık
Sensizlikle oyalandım yine
İçtiğim sigaraların hesabını istese bedenim benden
Al bu da senin olsun
Bir kaç fazla kırışık
Birkaç deli öksürük
Birkaç küfür savursam
O da kaybolsa gitse
Sahip olduğum tek hastalık tek sağlıklı yanım sen olsan
Hayat bu o bitse bile sen kalsan.
Birkaç küfür savursam
O da kaybolsa gitse
Sahip olduğum tek hastalık tek sağlıklı yanım sen olsan
Hayat bu o bitse bile sen kalsan.
3 Kasım 2008 Pazartesi
GÜLÜŞÜMDESİN
Gülmek zor değil benim için
Zor değil hüzünleri gülüşlere çevirmek
Sihirli bir ayna ya da değnek gerekmez gülmek için
Yaşam gerek
Hüzün yüklü geçen saatler olmalı
Umursamamalı kimse söylediklerimi
Umursamamalıyım ben hiç kimseyi
Geçip giden zamana gülebilirim
Kahkahalarım yıkabilir sessizliği
Büyüsü gidebilir duyguların
Yolun sonu yok derken cümle alem
Ben inadına gülüşler ekleyebilirim gecelere
Yolların duvarlarını yıkabilirim yalan da olsa gülüşlerle
Kaderin talihsizliğine gülüp geçerim
Hiç gelir acımasızlığı
Varsın darılsın bazı insanlar bana
Tanırım yalancı insanları
Çok mu karışık geliyor gözüne okudukların?
Çok mu karışık geliyor duydukların?
Seni seviyorum ama sevmeyi unutabilirim
Seni unutabilirim
Gülüşlerle desem de aldanma
Gülmeyi sen öğrettin gözlerime
Şimdi onları ağlatma
Yapma!
Talihsiz gülüşlerime ağlayış katma
Zor değil hüzünleri gülüşlere çevirmek
Sihirli bir ayna ya da değnek gerekmez gülmek için
Yaşam gerek
Hüzün yüklü geçen saatler olmalı
Umursamamalı kimse söylediklerimi
Umursamamalıyım ben hiç kimseyi
Geçip giden zamana gülebilirim
Kahkahalarım yıkabilir sessizliği
Büyüsü gidebilir duyguların
Yolun sonu yok derken cümle alem
Ben inadına gülüşler ekleyebilirim gecelere
Yolların duvarlarını yıkabilirim yalan da olsa gülüşlerle
Kaderin talihsizliğine gülüp geçerim
Hiç gelir acımasızlığı
Varsın darılsın bazı insanlar bana
Tanırım yalancı insanları
Çok mu karışık geliyor gözüne okudukların?
Çok mu karışık geliyor duydukların?
Seni seviyorum ama sevmeyi unutabilirim
Seni unutabilirim
Gülüşlerle desem de aldanma
Gülmeyi sen öğrettin gözlerime
Şimdi onları ağlatma
Yapma!
Talihsiz gülüşlerime ağlayış katma
2 Kasım 2008 Pazar
BİLİRSİN
Bilirsin
Daldığım zaman yalnızlığa gözüm görmez dünyayı
Yokluğun sokulur yanı başıma
Bin kez anlarım sensizliğin soğuk sancısını
Bilirsin
Ağladığım zaman adını sayıklarım
Gel diye
Sev diye
Dünyayı değil elini elime ver diye
Bilirsin
Güldüğüm zaman yalanlar acıtır yüreğimi
Yalandan gülüşlerimi bilirsin
Darağacına astığım sevinçlerimi
Ya bilir misin seni nasıl özlediğimi
Daldığım zaman yalnızlığa gözüm görmez dünyayı
Yokluğun sokulur yanı başıma
Bin kez anlarım sensizliğin soğuk sancısını
Bilirsin
Ağladığım zaman adını sayıklarım
Gel diye
Sev diye
Dünyayı değil elini elime ver diye
Bilirsin
Güldüğüm zaman yalanlar acıtır yüreğimi
Yalandan gülüşlerimi bilirsin
Darağacına astığım sevinçlerimi
Ya bilir misin seni nasıl özlediğimi
21 Ekim 2008 Salı
ALDANIŞIM
Bugün saklambaç oynayan çocukları izledim usulca onlar varlığımdan habersiz.
Sabahın körü dediğim bir vakitte sanki günün diğer saatleri çok yoğunmuşlar gibi oyuna koyulmuşlar. Ben tembel yanımı kendine getirmeye çalışırken onlar nasıl da neşeliydi yerinde durmaz tavırlarıyla. Giyinmek çok vaktimi aldı. Yorucu değil ama oyalayıcı. Ve aynada yüzüm biraz yaşlanmış gibiydi. Kimine göre başındayım. Daha çok yolum var yürümem gereken. Oysa ben geldiğim yolu bile zor aşmışken bunu bilmek beni deli ediyor. Her zamanki gibi otobüse bindim. Şoföre sinirlendim ve işte iş yerindeyim. Sabah toplantıları, klasik çay faslı ve yapmam gerekenler. Tüm siteleri dolaşıp fikir edinmeli bugün de. Yeni bir sayfa oluşturmalı ama nasıl? Neyse kendi sorularıma veremediğim cevapları bekletiyorum hâlâ bir köşede. Sen geldin aklıma nasıl düşüneceğimi şaşırdığım. Hani bir yanı hep eksik kalan, ne olmuşsa olmuş yazanı ölmüş dediğimiz geçmişte saklı herhangi bir şey gibi. Bak işte kış geldi. Yaza daha çok var. Bitirmeden bu mevsimi hayalini kurmaya başladığım sen yazın gelecek misin? Ya bu kış sensiz mi geçecek? Ya ömrümün geri kalan yazları ve kışları ne olacak? Yoksun. Neden varlığını bilmediğim sana özlemim, yaşama isteğim? Hadi unuttum diyelim seni beni özlemez mi hiç deli yüreğin? Aklına gelmez miyim? Öyle olmalı. Bu yokluğun bize senden armağan olduğunu ikimiz de biliyoruz. Sen! Bana yokluğunu veren. Varlığımı daha arama yanında. O çoktan küstü sana. Bir duruşuna bir bakışım, bir gülüşüne bir gözyaşım, bir sana bin bana aldanışım! Küçücük günlerde kocaman umutlarım orada mısın? Yalan bir güneş var penceremde, yalan bir gülüş dudağımda, yalan bir söz dilimde, yalan bir aşk yüreğimde. Ne kadar taşımalı sence? Cesaretsiz adımlarım yolundan döndü işte. Hiç bakmaz mısın olduğum yere? Görmez misin diğer gelenlerden benim gidişimi? Ya bir gün görmek isterse yüreğin nereden bulursun beni? Kırgınlıklarım geri getirir mi düşlerimi? Efkâr mı bunun adı yoksa hasret mi? Efkârım hasretimden mi? İkisinin bileşimi yüreğime ağır değil mi? Kim çek dedi bana öyle mi? İçimde Tazmania 'dan daha yaramaz Safinaz'dan daha vurdumduymaz Tom kadar inatçı Jerry kadar zeki Road Runner kadar hızlı Tweety kadar sevimli bir duygu var sana beslediğim. Bilge Şirine Şirinler Ülkesi' ni terk ediyor sevdiğim hoşça kal. Barney'le Betty olamadık.
GİDECEĞİM AMA BEN
Armağansın gönlüme başka gönüllerden arttığınca
Yitik kelimelerle dışarı çıkınca sevdiğim son baharsın
Gördüğüm hayattır gözlerinin içinde
Derin yalnızlıklardan geldim olduğun yere
Minik tebessümlerine ortak oldum
Yitik kelimelerle dışarı çıkınca sevdiğim son baharsın
Gördüğüm hayattır gözlerinin içinde
Derin yalnızlıklardan geldim olduğun yere
Minik tebessümlerine ortak oldum
Güldüm samimiyetle
Eline uzanışım yersiz değildir
Kokuna sarılışım değil boşuna
Akşamsa akşam sabahsa sabah yanında
Kırıldım da elbet şu kısacık zamanda
Sana değil aslında hep bana
Farklı yerlerden geliyorduk ama düşmüştük aynı boşluğa
Ve ben çıkmak için tutundum sana
Diyorsun ya "gideceğim ama ben"
Kalacağını hiç düşünmedim zaten
Eline uzanışım yersiz değildir
Kokuna sarılışım değil boşuna
Akşamsa akşam sabahsa sabah yanında
Kırıldım da elbet şu kısacık zamanda
Sana değil aslında hep bana
Farklı yerlerden geliyorduk ama düşmüştük aynı boşluğa
Ve ben çıkmak için tutundum sana
Diyorsun ya "gideceğim ama ben"
Kalacağını hiç düşünmedim zaten
19 Ekim 2008 Pazar
ADI YOK
Düşmemişti senden önce gönlüme
Alaturka sevdalarla geçirdiğim ömrüme
Aşk.
Değmemişti kimsenin
Seni sevdiğimden beri elleri ellerime
Yersiz korkularımla seni beklemekteyim
Kaybolmuş ismim isminin gölgesinde
Diğerleri gibi değilim
Dediğin gibi inandım söylediğin her söze
Yarıda kalmış bütün senaryolarım
Sonunu izlemekten korktuğum filmler gibisin
Radyoda dinlediğim şarkıların içinde anlatılan hep sensin
Hadi bunu bana o söylesin dediğimde gülenlerin hayretindesin
Seni sevdim
Yorgun düşmüş hayatına tutuldu hislerim
Sağanak yağmurlar gibi birden geldin
Derin yalnızlıklarımın kuytusunda
Adını koyamadığım kahramanımsın
İçimden, benden, gizimsin
Seni sevdim
Alaturka sevdalarla geçirdiğim ömrüme
Aşk.
Değmemişti kimsenin
Seni sevdiğimden beri elleri ellerime
Yersiz korkularımla seni beklemekteyim
Kaybolmuş ismim isminin gölgesinde
Diğerleri gibi değilim
Dediğin gibi inandım söylediğin her söze
Yarıda kalmış bütün senaryolarım
Sonunu izlemekten korktuğum filmler gibisin
Radyoda dinlediğim şarkıların içinde anlatılan hep sensin
Hadi bunu bana o söylesin dediğimde gülenlerin hayretindesin
Seni sevdim
Yorgun düşmüş hayatına tutuldu hislerim
Sağanak yağmurlar gibi birden geldin
Derin yalnızlıklarımın kuytusunda
Adını koyamadığım kahramanımsın
İçimden, benden, gizimsin
Seni sevdim
Aşkın altında, üstünde tüm sevmelerin
Gülümsemelerimle maskeledim kıskançlıklarımı
Beni kıskandığını söylediğinde hayretle sevindim
Seninle anlamlı kıldım hayatı
Gülümsemelerimle maskeledim kıskançlıklarımı
Beni kıskandığını söylediğinde hayretle sevindim
Seninle anlamlı kıldım hayatı
Sana rüyalar gördüm, sana irkildim
Sen şimdi uzakta başka bir şehirde
Sen şimdi uzakta başka bir şehirde
Başka bir gönülde bilirim eğlenmektesin
Gönlüm biliyor gerçeği
Ben senin gelişine kurulmuş saatlerimle beklemekteyim
Ya gelmezsen diye tetikte duran korkularıma söz geçirmek mümkün mü dersin?
Sen şimdi o yerde başka biriyle, benden çok ötede
Ben şimdi burada seni düşlemekte ve gerçeğe küsmekteyim
Gelirsin bilirim
Ama gelip de sever misin emin değilim.
Gönlüm biliyor gerçeği
Ben senin gelişine kurulmuş saatlerimle beklemekteyim
Ya gelmezsen diye tetikte duran korkularıma söz geçirmek mümkün mü dersin?
Sen şimdi o yerde başka biriyle, benden çok ötede
Ben şimdi burada seni düşlemekte ve gerçeğe küsmekteyim
Gelirsin bilirim
Ama gelip de sever misin emin değilim.
17 Ekim 2008 Cuma
KİRAZ BAHÇESİ
Oradaydın
Eğilmiş saklanıyordun gözlerimden
Sürekli beni beklediğin halde geldiğimde kaçıyordun
Biliyordum
Sürekli beni beklediğin halde geldiğimde kaçıyordun
Biliyordum
En güzellerini bana saklardın topladığın kirazların
Ve ağaca çıkmamı istemiyordun
Ha düştü ha düşecek kaygısı tuhaflaştırıyordu seni
Hep ürkek bakıyordun arsız gözlerime
Nedensiz küsüyordun
Hadi barışalım dediğimde anlıyordum
İçinde bizi kutsallaştırıyordun
Çıplak ayak dolaşmaktan hoşlanıyordum ben
Sen her yere dikkatle bakıyordun
"Bu kız öldürecek beni" diye mırıldanırken duydum seni kiraz bahçesinde
Bu bahar çiçeklerini açarken göremediğim ağaçların
Meyvelerine ellerimi uzatırken ben senden seni çalmışım fark edemedim
Seni orada bıraktım
Ben kendime gelemedim
Lütfen bekleme artık
Ve ağaca çıkmamı istemiyordun
Ha düştü ha düşecek kaygısı tuhaflaştırıyordu seni
Hep ürkek bakıyordun arsız gözlerime
Nedensiz küsüyordun
Hadi barışalım dediğimde anlıyordum
İçinde bizi kutsallaştırıyordun
Çıplak ayak dolaşmaktan hoşlanıyordum ben
Sen her yere dikkatle bakıyordun
"Bu kız öldürecek beni" diye mırıldanırken duydum seni kiraz bahçesinde
Bu bahar çiçeklerini açarken göremediğim ağaçların
Meyvelerine ellerimi uzatırken ben senden seni çalmışım fark edemedim
Seni orada bıraktım
Ben kendime gelemedim
Lütfen bekleme artık
Bitti mevsim
Ben kiraz bahçesinde sevdiğin o kız değilim
Ben kiraz bahçesinde sevdiğin o kız değilim
15 Ekim 2008 Çarşamba
BİTİM ÇİÇEĞİ
Balıkçının oltasına takıldı umutlarım
Denizin dibinde yitirilen duyguları ararken
Bir el çekiverdi yeryüzüne
Ayrı kalma korkusu ve hüzün kokusuyla dolu denizler
Yosunlar
Denizin dibinde yitirilen duyguları ararken
Bir el çekiverdi yeryüzüne
Ayrı kalma korkusu ve hüzün kokusuyla dolu denizler
Yosunlar
Gözlerin de orada kaldı
Ellerin suların akıntısına avuç açacak artık
Birlikte olmak yok
Birlikte ağlamak, gülmek
Bitiyor her şey an geçmesin
Kargaşaların yarattığı fırtınalarda
Benden geriye kalan, bitirilen yaşam
Senin dünyanda denizlerde açan bitim çiçeği
Gözyaşlarım yanında hiç kalır
Serseri balıkçı
Serseri yâr
Ağlıyor denizler diyar diyar
Ellerin suların akıntısına avuç açacak artık
Birlikte olmak yok
Birlikte ağlamak, gülmek
Bitiyor her şey an geçmesin
Kargaşaların yarattığı fırtınalarda
Benden geriye kalan, bitirilen yaşam
Senin dünyanda denizlerde açan bitim çiçeği
Gözyaşlarım yanında hiç kalır
Serseri balıkçı
Serseri yâr
Ağlıyor denizler diyar diyar
12 Ekim 2008 Pazar
FATMA
Bugün ben son kez içimde taşıdım seni yalnızlığım
Fark ettin mi?
Terk etmeyeceğim dediğin yüreğim seni terk etti
Umutsuz dalgınlıklar bitti bugün
Yarın diye diye başladım güne
Fark ettin mi yüreğim?
Başardık işte bitirdik mutsuzluğu
Bugün doğduk
Bugün çok mutlu olduk.
Fark ettin mi?
Terk etmeyeceğim dediğin yüreğim seni terk etti
Umutsuz dalgınlıklar bitti bugün
Yarın diye diye başladım güne
Fark ettin mi yüreğim?
Başardık işte bitirdik mutsuzluğu
Bugün doğduk
Bugün çok mutlu olduk.
11 Ekim 2008 Cumartesi
GİTME
Gülüşünde saklı hayata sarılmalarım
Nedensiz sevmenin eşiğinde
Nedeni bir dünya gerçekten hayale yolculuğumsun.
Dünya!
Nedensiz sevmenin eşiğinde
Nedeni bir dünya gerçekten hayale yolculuğumsun.
Dünya!
İçine düştüğümden beri beni sancılara salan
Seni karşıma çıkaran...
Geldiğim yerden uzakta
Gülüşünde hayatın bütün tatları
Baharatları gizli
Seninle ben olmak
Beni anlamlı kılan sen olmak
Kandıran kalbimin çocukluğunda seninle
Aklıma geleni yazdım yine
Noktası virgülü olmadan
Şimdi ünlem kullanmak istiyorum
Gitme!
Seni karşıma çıkaran...
Geldiğim yerden uzakta
Gülüşünde hayatın bütün tatları
Baharatları gizli
Seninle ben olmak
Beni anlamlı kılan sen olmak
Kandıran kalbimin çocukluğunda seninle
Aklıma geleni yazdım yine
Noktası virgülü olmadan
Şimdi ünlem kullanmak istiyorum
Gitme!
8 Ekim 2008 Çarşamba
MESAFE
Zamanı sensiz gerilere atarken
Yol alıyorken yenilere
Takılıp kalıyorum adına
İmkansız kılan varlığını benim dünyama
Yasaklayan yaralanmalardan kurtulup sana gelmek
Olsan burada diye başlayan cümlelerimi sensizliğimde düşler tamamlıyor
Dönüyorum yanıma sen sandığım başkası
Başka türlü bakıyor pişmanlığıma
Bitiremezken kendimle kavgalarımı
Sensizliğe saplanıp kaldım ya acıtıyor canımı
Neden bu kadar uzaksın?
Neden ben sana yakın değilim?
Gelmeye çalışsam sana varabilecek miyim?
Gönlümde olanı senden alabilecek miyim?
Uzağım
Yine peş peşe içiyorum sigaraları
Çay istiyorum; demli, sıcak
Seni hatırlatan duygularla yudumlanacak
O açık çay içiyor ve gülüyor olur olmaz her şeye
Yazık diyorum içimden sen olmaya çalışan sen olamayan herkese
Kırgın aşklar oyunu oynuyorum
Körebe oynar gibi
Onlar bilmiyor gözlerimi açtığımda seni görmek istediğimi
Bende görmüyorum onları
Seni yakalamak varken uğraşmaya değer mi?
Uzaksın işte
Akşam serinliğinde tenime ortaksın
Sana uyuyup sana uyanan gönülde
Aklımda kalan tek aşksın
Takılıp kalıyorum adına
İmkansız kılan varlığını benim dünyama
Yasaklayan yaralanmalardan kurtulup sana gelmek
Olsan burada diye başlayan cümlelerimi sensizliğimde düşler tamamlıyor
Dönüyorum yanıma sen sandığım başkası
Başka türlü bakıyor pişmanlığıma
Bitiremezken kendimle kavgalarımı
Sensizliğe saplanıp kaldım ya acıtıyor canımı
Neden bu kadar uzaksın?
Neden ben sana yakın değilim?
Gelmeye çalışsam sana varabilecek miyim?
Gönlümde olanı senden alabilecek miyim?
Uzağım
Yine peş peşe içiyorum sigaraları
Çay istiyorum; demli, sıcak
Seni hatırlatan duygularla yudumlanacak
O açık çay içiyor ve gülüyor olur olmaz her şeye
Yazık diyorum içimden sen olmaya çalışan sen olamayan herkese
Kırgın aşklar oyunu oynuyorum
Körebe oynar gibi
Onlar bilmiyor gözlerimi açtığımda seni görmek istediğimi
Bende görmüyorum onları
Seni yakalamak varken uğraşmaya değer mi?
Uzaksın işte
Akşam serinliğinde tenime ortaksın
Sana uyuyup sana uyanan gönülde
Aklımda kalan tek aşksın
2 Ekim 2008 Perşembe
BAYRAM
Birlikte gülmenin değerini anlatmak zor. Birimizin karası varken diğerimizin pembelerine sarılmak için gerek yok davete. En minik yürekten en büyüğüne hep benzer heyecan. Kapı arkası konuşmalarımızın ayyuka çıktığı, kahkahalarımızın gürültüsünde bol sarılmalı bir bayramdı. İçimizdeki coşkunun yansıdığı gözlerimizde biriken uykusuzluğa rağmen sabahı bulan birlikteliğimizde hep olduğu gibi sevgi vardı. Yarınlarda daha da büyüyerek çoğalacağımızı biliyorum. Yeni gülüşler ekleyeceğiz hayatlarımıza. Bazen de yaşlar olacak elbet ama biz hep bir arada olacağız. Yeni gelenlere sarılarak eskimeyen birlikteliğimize yeni heyecanlar katacağız. Hayatıma kattığınız anlamı, samimiyetinizi, gülümsemenizi, küsmenizi, sarılmanızı, aşık olmanızı seviyorum kuzenlerim. İyi ki varsınız.
30 Eylül 2008 Salı
SEVME ÖNCESİ
Ne anlatacak kadar çok kederim
Ne susacak kadar dilsiz yüreğim
Ardında kalan yolların birinde ardından gelmeyenim.
Sıkıştırılmış hüzünler demeti elimde
El sallıyorum gidenlere
Kalanlar şaşırıyor
Ne zaman sevmek oldu bu ayrılığın öncesi?
Ayrılmak için gerekmiyor kavuşmak
Direkt ayrılıkla başladık zaten diyorum
Ayrı bir ayrılık mevsimiydi
Bize özel bize hastı güneşi
Unuttum diyorum iki kapı arası vitrin arkası sessizliği
Onu unutmak ne ki?
Markete sipariş verildi bile iki kutu mendil gerekli
Yarısı gözyaşıma yarısı yeni aşkıma
Ne zaman oldu bu ayrılık?
Sevme öncesi
Minik kıvılcımların yetmediği
Gülümsemelerin kâr etmediği gönüle
Gönülsüz isteklere hoşça kal dedim işte
Küçük kelimelerle konuşuyorum büyümüş aşkımın yanında
Usul usul yürüyorum yarına
Unut dedim anılara
Yalnızlık içimden benden bir parça
Sığınaklar istemiyorum bu defa
Ne zaman oldu bu ayrılık?
Sevme öncesi
Ayrı bir ayrılık mevsimiydi
Bize özel bize hastı güneşi
Ne susacak kadar dilsiz yüreğim
Ardında kalan yolların birinde ardından gelmeyenim.
Sıkıştırılmış hüzünler demeti elimde
El sallıyorum gidenlere
Kalanlar şaşırıyor
Ne zaman sevmek oldu bu ayrılığın öncesi?
Ayrılmak için gerekmiyor kavuşmak
Direkt ayrılıkla başladık zaten diyorum
Ayrı bir ayrılık mevsimiydi
Bize özel bize hastı güneşi
Unuttum diyorum iki kapı arası vitrin arkası sessizliği
Onu unutmak ne ki?
Markete sipariş verildi bile iki kutu mendil gerekli
Yarısı gözyaşıma yarısı yeni aşkıma
Ne zaman oldu bu ayrılık?
Sevme öncesi
Minik kıvılcımların yetmediği
Gülümsemelerin kâr etmediği gönüle
Gönülsüz isteklere hoşça kal dedim işte
Küçük kelimelerle konuşuyorum büyümüş aşkımın yanında
Usul usul yürüyorum yarına
Unut dedim anılara
Yalnızlık içimden benden bir parça
Sığınaklar istemiyorum bu defa
Ne zaman oldu bu ayrılık?
Sevme öncesi
Ayrı bir ayrılık mevsimiydi
Bize özel bize hastı güneşi
29 Eylül 2008 Pazartesi
GİT
Git.
Uzağımda adımlarına tohumlar ekme çabasından kurtar beni
Akşamdan kalma uykusuzluğunla gözlerine bakmaktan yoruldum
Bitsin çarşı pazar seni arama isteğim
Melodilerinde saklı kaldığın şarkılarını dinlemekten vazgeçeyim
İsimsiz notlarına anlamlar katarken sen ismimi özgür bırakayım
Çocukların sabah gürültüsüne yankı olayım
Toprak koksun her yağmurdan sonra buralarda kokundan başka
Kalmanı aklımdan çıkarayım
Vazgeçme oyununda uykuya dalayım
Yoruldum incinmekten, bıktım bu yersiz gidişlerden
Terk edilmiş olayım
Terk olayım
Git.
Uzağımda adımlarına tohumlar ekme çabasından kurtar beni
Akşamdan kalma uykusuzluğunla gözlerine bakmaktan yoruldum
Bitsin çarşı pazar seni arama isteğim
Melodilerinde saklı kaldığın şarkılarını dinlemekten vazgeçeyim
İsimsiz notlarına anlamlar katarken sen ismimi özgür bırakayım
Çocukların sabah gürültüsüne yankı olayım
Toprak koksun her yağmurdan sonra buralarda kokundan başka
Kalmanı aklımdan çıkarayım
Vazgeçme oyununda uykuya dalayım
Yoruldum incinmekten, bıktım bu yersiz gidişlerden
Terk edilmiş olayım
Terk olayım
Git.
28 Eylül 2008 Pazar
DİYORSUN Kİ
Senden sonra yıkıldı gönlümün düzeni
Seni sevme telaşında kaybetti kendini
Uyumuyorum geceleri yaşamıyorum günleri
Adını adımdan çekme, alma benden seni
Bu yer yıkıntı gittiğinden beri
Bardağın duruyor öyle bıraktığın gibi üzerinde ismin işli
Askıda kalmış elbisen kimsesiz çocuklar misali
Kapattım balkonun kapısını üşüme diye
Söyledim çocuğa getirecek gazetelerini
Çiçeklerin özlemiş seni
Sevmiyorlar sensizken beni
Gülüşünün yankısı saklı duvarlarda
Elinin izi kalmış kapıda
Kedilere mama veren yok senden sonra
Konuşamıyorum gözlerimdeki sağanaktan
Yokluğunla başa çıkamıyorum
Hala notlar yazıyorum iş dönüşü okuman için
Ve vazgeçtim diyorsun hayattan
Hayattan vazgeçmek niçin?
Seni sevme telaşında kaybetti kendini
Uyumuyorum geceleri yaşamıyorum günleri
Adını adımdan çekme, alma benden seni
Bu yer yıkıntı gittiğinden beri
Bardağın duruyor öyle bıraktığın gibi üzerinde ismin işli
Askıda kalmış elbisen kimsesiz çocuklar misali
Kapattım balkonun kapısını üşüme diye
Söyledim çocuğa getirecek gazetelerini
Çiçeklerin özlemiş seni
Sevmiyorlar sensizken beni
Gülüşünün yankısı saklı duvarlarda
Elinin izi kalmış kapıda
Kedilere mama veren yok senden sonra
Konuşamıyorum gözlerimdeki sağanaktan
Yokluğunla başa çıkamıyorum
Hala notlar yazıyorum iş dönüşü okuman için
Ve vazgeçtim diyorsun hayattan
Hayattan vazgeçmek niçin?
SENDEN SONRA
Bahar senden sonra bende mevsim
Dallarımı basan çiçeklerin kokusunda saklı tenin.
Dallarımı basan çiçeklerin kokusunda saklı tenin.
27 Eylül 2008 Cumartesi
BİZ
Seninle ben
Hayatın ucunda
Seninle ben
Bir bakışta
Seninle ben
Derin soluk alışta
Seninle ben
Çaresiz susuşta
Seninle ben
Zamansız boşlukta
Seninle ben
Gün doğarken
Seninle ben
Birleşirken
Seninle ben
Ayrılırken
Seninle ben
Konuşurken
Seninle ben
Korkuyorken
Seninle ben
Sarılırken
Seninle ben
Geçmişten kaçarken
Seninle ben
Geleceğe bakarken
Seninle ben
Başlarken
Seninle ben
Biterken
Seninle ben
Bizden habersiz
Seninle ben
Yaz akşamlarına hasret
Seninle ben
Kış
Seninle ben
Seninle ben
Yarım kalmış
Seninle ben
Yalnız
Seninle ben
İmkansız
MERDİVENDE
Bir dal sigarayla paylaştım duygularımı
Yokluğunda imdadıma yetişen
Geri dönmeni bekledim o merdivende
Utandım arkadaşlardan ağlarken
Sen merdivenlerden indin gülerken
Sesin uzaklaştıkça benden damlalar haykırdı ardından
Duymadın
Elimi bıraktı ya ellerin
Kapadın ya gözlerini
Arkanı dönüp gittin ya
Yıktın ya yüreğimi bu kaçıncı defa
Yine fax çektim ardından yine içtim sigaramı
Yine güzeldi kuşlar, ağaçlar, yalancı da olsa insanlar
Yine güzeldi Elif güleyim diye çabalarken
Dudağından döküldü mısralar
Ey gönlüm diye başladı sonu gelmedi
Herkes sonunu kendi getirdi
Sen gittin ardında ben kara bir yığın
Öfkeli biliyorum öfkeli ama
Ayseda suskun
(Nisan 2000)
Yokluğunda imdadıma yetişen
Geri dönmeni bekledim o merdivende
Utandım arkadaşlardan ağlarken
Sen merdivenlerden indin gülerken
Sesin uzaklaştıkça benden damlalar haykırdı ardından
Duymadın
Elimi bıraktı ya ellerin
Kapadın ya gözlerini
Arkanı dönüp gittin ya
Yıktın ya yüreğimi bu kaçıncı defa
Yine fax çektim ardından yine içtim sigaramı
Yine güzeldi kuşlar, ağaçlar, yalancı da olsa insanlar
Yine güzeldi Elif güleyim diye çabalarken
Dudağından döküldü mısralar
Ey gönlüm diye başladı sonu gelmedi
Herkes sonunu kendi getirdi
Sen gittin ardında ben kara bir yığın
Öfkeli biliyorum öfkeli ama
Ayseda suskun
(Nisan 2000)
SAHTE
Kimse gerçek değil
Sahte üstüne düşler kurduğun hayat
Sahipsiz aşklar birikintisi
Aldanış oyunu sahnedeki
Gülme eyleminde dudaklarının sahte kıvrımları
Adı sanı yok birlikteliklerin
Gönlüne dert düşen derde salıyor dertsiz sandığını
Yarım ağız söylenen cümlelerin ortağı diller
Demode yerinde istekler
Yersiz şikayetlerin birleştirdiği bakışlarda
Başkalaşmalar moda
Elini uzattığın el onun değil
Senin değil uzatma isteğin
Yalnızlığın kimsesi çok artık
Adam akıllı yalnızlıklar kapalı kuytularda
Adını sahte adların yanına koyma isteğin yersiz değil
Bunca aldanışın bunca oyunun içinde
Yalan olduğunu düşünmen yalan değil
Kimse gerçek değil
HADİ GİT
Hadi git
Zaten hiç gelmedin ki
Bakışın vardı düşmandın dostum olmadın ki hiç
Uzaktın yakınlaşmadık sevgisiz
Hadi git
Bakışın vardı düşmandın dostum olmadın ki hiç
Uzaktın yakınlaşmadık sevgisiz
Hadi git
Buralar bana hep sensizdi sana bensiz
Bundan sonra ne fark eder yapabilir bizsiz
Hadi git
Bundan sonra ne fark eder yapabilir bizsiz
Hadi git
Yüreğim alışmasın varlığına
Gülme konuşma daha fazla
Etkilenmemek olanaksız etkilenmek hata
Hadi git
Ardında kalanlara birkaç anı bırak
Ve bana dostluğun yeter düşman olmadığımızı hatırlat
Hadi git
Gülme konuşma daha fazla
Etkilenmemek olanaksız etkilenmek hata
Hadi git
Ardında kalanlara birkaç anı bırak
Ve bana dostluğun yeter düşman olmadığımızı hatırlat
Hadi git
Gün ışığı terk ederken buraları
Bırak sensiz tadına varsın yalnızlığım gecenin
Çok geç birleştik ama boş ver kader diyelim
Hadi git
Bırak sensiz tadına varsın yalnızlığım gecenin
Çok geç birleştik ama boş ver kader diyelim
Hadi git
Ama unutma beni
Kırgınlıkları, barışları, gülüşleri
Paylaştık bazı şeyleri adı neydi?
Hadi git
Kırgınlıkları, barışları, gülüşleri
Paylaştık bazı şeyleri adı neydi?
Hadi git
Zaten hiç gelmedin ki
26 Eylül 2008 Cuma
NİHAYET SEN
Zamanın yüreğine yıktığı aldanışları atlatmak için
Yalanlara sarılışların boşuna olduğunu anladığında
İnadına birileri çoğalırken sen tek kaldığında
İçtiğin çayın şekerini bir türlü ayarlayamadığında
Gülmek canını acıtmaya başladığında
Güneş ısıtmadığında, yağmur ıslatmadığında
Geceler uzayıp günler kısaldığında
Gerçekler bitip hayaller başladığında
Sebepsiz yaşların zamansız baskılarında
Yalnızlığın senden daha arsız olduğunu anladığında
Kalbinle aklın ayrı yolları aynı kişi için seçtiğinde
Kendin olmaktan çıkıp ben olmaya başladığında
Her tabelada ismimi okuduğunda
Her yol bana çıktığında
En sonunda karar verip yoluma adım attığında
Hiç korkma ben gibi gel
Gel ki anla daha yolun başında olduğunu
Gel ki anla benim yokluğumu
Kaydol:
Yorumlar (Atom)