10 Aralık 2025 Çarşamba

AYRILIK

Hazır o kadar eğilmişken biraz öleyim istedin.

Biraz ölmek? 

Debelenip dururken bedeninle ruhun ayrılması, bambaşka yollara aynı inatla, aynı azimle gitmesi. Sonsuz bir kargaşanın içinde nefes nefese bir mücadele, bir kaybediş öyküsü.

Kaybolan kim?

Üzerinde gezinip durduğumuz yerin bu kadar kaygan olması sence de biraz fazla değil mi? Şehrin ışıklarının astigmatı olanlar için fazla beyaz ve yorucu olması gibi. Her şey hep iki uçlu öyleyse kaybolan kim?

Senin sesini kim çaldı?

Tam sayamadım. Yolun yarısından sonra aklım karıştı. Ara ara gülüşün gelip gitti gözlerimin önüne yani hatırıma da diyebiliriz. Bir ara durdum. Nefesim kesilecekmiş gibi oldu. O yüzden sayamadım kaç merdiven çıktım. Sen hiç nefessiz kaldın mı?

Neden kalmadın? 

Tüm bu kuşlar, görüyorsun değil mi? Tüm  bu kuşlar seni tanıdıklarını ima ediyorlar. Nasıl baktıklarını görsen gözlerime, gözlerine inanamazsın. Yok kapatmayacağım perdeleri, arkamı dönmeyeceğim. Ne dersin? Bu defa birlikte ağlayalım.

Gitmesine neden izin verdin?

İlla bahar diye tutturduğun bu muydu? Bütün o diretmeler, görmezden gelmeler, çekip gitmeler hep bunun için miydi? Bu sonbahar. Üstelik bu sonbahar sahte. Çok uzun zamandır kıştayız.

Bir adam?

Henüz tanışmadık. Haberimiz yok birbirimizden. Belki ben biraz biraz fark ettim diyebiliriz. Başka dillerde şarkılar söylüyoruz. O benden çok çok iyi ama ben de en az onun kadar aydınlık bakıyorum. Nasıl tarif edilir bu şimdi bilmiyorum. Garip bir his var içimde. 

Sevgilim!

Değdi mi beni öldürdüğüne?  




Hiç yorum yok: