Her satırda can vermeli boyun eğmeli sunduğuna
Hani bir deli isyan savursa zembereği kırılmış dilim
Dağıttıklarını kokunu çeker gibi geri getirebilse
Bir an olsun unutsa ayrılığı
Sensizliğin ezberime işleyen gürültüsünü.
Yalan dolan bütün o acemi işi yazdıklarıma
Onca alkış tutmamış olsan
Yalan dolan bütün o acemi işi yazdıklarıma
Onca alkış tutmamış olsan
O kadar sevmemiş olsan yokluğumu
Dur! Dur! Dur!
Savurmuş olsan bakışından deli gururuma
Avazının çıktığınca
Dur! Dur! Dur!
Savurmuş olsan bakışından deli gururuma
Avazının çıktığınca
Dur diye bozmuş olsan suskunluğunu.
Ben hep aynı çamurlu duvağın peşinde
Geceleri dağ gibi üzerime örtüp durmasam
Ben hep aynı çamurlu duvağın peşinde
Geceleri dağ gibi üzerime örtüp durmasam
Gölgenle baş etmek için büyütmesem yalancı sevdalıları
En beter kabusların baş düşmanı
Sesini onca yasaklamış olmasan bana
En beter kabusların baş düşmanı
Sesini onca yasaklamış olmasan bana
Çıkıp gelsen
Seninle kaybolsa bütün karanlık.
Yaz nasıl geçti
Yaz nasıl geçti
Kış nasıl geçiyor bir anlasam
Bir anlatabilsem
Bir anlatabilsem
Bir varabilsem olduğum yerden sana
Bu ayrılığa bunca hoşgörü göstermemiş olsak
Bu kadar şımarmamış olsa
Bu kadar şımarmamış olsa
Hadi git sonsuza kadar uğrama bana derken
O kadar inandırıcı olmasaydın
O kadar inandırıcı olmasaydın
O kadar inanmasaydın
Bu kadar keşke, bu kadar sızı, bu kadar çaresizlik kalır mıydı bana?
Son bakışının şahidi gözlerime sorsunlar acısını
Ellerime sorsunlar son dokunuşun yakışını
Tekrarı olmayan, mümkünü olmayan bir birlikteliğin
Son kelimelerini sorsunlar bana
Konuşursam parçalansın son umudum
Söz sevdiğim.
Bu kadar keşke, bu kadar sızı, bu kadar çaresizlik kalır mıydı bana?
Son bakışının şahidi gözlerime sorsunlar acısını
Ellerime sorsunlar son dokunuşun yakışını
Tekrarı olmayan, mümkünü olmayan bir birlikteliğin
Son kelimelerini sorsunlar bana
Konuşursam parçalansın son umudum
Söz sevdiğim.