14 Kasım 2016 Pazartesi

İYİ Kİ YÜREĞİMSİN

Dünyalar dolusu gülüşler armağan etsem sana
Gülüşler dolusu dünyaların olsam
Dolup dolup taşsam ırmaklarına dökülsem
Can bulsam ormanlarında
Kıyılarında kimsesiz bulutların göğü olsam
Hep sana çıkan yollarda yediverenin
Yaz olsam kirpiklerinde parlayan
Uçuş uçuş düşlerimden sana uyansam.

En olmadık yerlerde bitmese sevda şarkıları
Hep geç kalmış olmasak birbirimize
Omuzundan silinmiş olmasa sevdamın yükü
Canıma batmasa kırıklarımız
Soluğu kesen bu hasret olmasa
Dolmasa gözlerim böyle
Böyle acı olmasa
Yok razıyım hepsine
İyi ki varsın
İyi ki yüreğimsin
İyi ki canımdasın
İyi ki...

28 Eylül 2016 Çarşamba

İSTİRİDYE KABUĞU

Sarmaşıklar ardından doğan günde tanrılar
Sancılar içinde bırakıp çocuklarını
Puslu bir geceye gönül veriyorlar
Kimin umurunda!
Bu susmak bilmeyen ağlamaklı sevda şarkıları
Ojesiz tırnaklarım için fazla
Kolalı gömlekler giyen adamlar için fazla
Ardından gidilmeyen aşklar için fazla
Sustuğum yerde her yalan gerçek her gerçek yalan
Nasıl oluyorsa!
Sonra anlat diyorlar fütursuzca
Git yapış yakasına, bağıra bağıra anlat
İyice edepsiz bellediler belli ki beni bu dostlar
Nerede görülmüş gururumu onca ezip geçtiğim
Palavra biliyorum
Hepsi palavra!
Kolu bacağı kırılmış zarflarda yuvasız mektuplar bırakacağım ona
Fazlası lüzumsuz bu saatten sonra
Hem Tomris değilim ki ben 
Üstelik ne haddime!
Sebze soyarken yazmaya yeltenmedim hiç
Antikacılar çarşısında, param yetmediği için 
Alamadığım o gramofonda kaldığında aklım
Evet bir iki satırlık küfür salladığım olmuştur hepsi bu
Antikacılar, tanrılar, dostlar ve dahi sızılarım
Ruhumun dökülen bütün sıvalarını topladım bir istiridye kabuğuna
Uyumam gerek.





27 Eylül 2016 Salı

ADAM VE KADIN

Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Çocukluğundan öperken usulca
Ve yine bir adam 
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gülüşünden sararken sımsıkı
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Hasretinden korurken umutla
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını 
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gözlerinden dökülürken apansız
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Yüreğinden taşarken sonsuz
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
...



5 Ağustos 2016 Cuma

LİMON KOKUSU

Ardına bakmadan koşar bir adam
Ardına bakmayan karanlıklara
Derelerden bulutlar geçer taşar yüreğimden mevsimler
Saçlarımda rüzgar seni savurur durur uzaklara

Güvercinler konar balkonuma
En sevdiğim bardak toza dumana karışır
Sen dökülür ortalığa
Çiçekler bağrışır, güneş darılır
Gece dalar koynuma seni anlatır durur yarınlarıma

Yine aynı düşman çeker kolumdan, bakar yüzüme
Yalanlarını haykırır
Bak ne buldum orta yerde 
Seni sevmeyecek işte diye diye 
Yokluğunu iliştirir boynuma
Üzerine kader yazar

Sesin çıkagelir
Limon kokusuyla dolar gönlüme
Bütün cennet tasvirleri o an  boşa çıkar
Adını örtüp adımın üstüne
Bende bayram, bende bahar, bende hayat, bende cennet
Sesinle başlar.



25 Temmuz 2016 Pazartesi

YEMİN EDERİM

Ben senin yaban papatyan
Sabahının ışığı
Yaz aylarında serinin
Uçsuz bucaksız vadilerinde yüreğinim ben senin.
Telaşlı günlerinin yaramaz çocuğu
Kumdan kalelerin, oyuncak araban
Hiç bitmeyen umudunum ben senin.
Mis kokan esintilerin
Sonsuz kelimelerin
Aklından çıkmayan yeşilinim ben senin.
Başını koyduğun yastığın
Dolapta nevresimin
İçini ezip geçerken rüyalar
Sımsıkı sarılıp uyuduğunum ben senin.
Baharın, güneşin, kumsalın
Şıpıdık terliklerin
Bitmeyen kitabın
Geç kaldığın toplantılar
Yetiştiğin tüm işler
Özlemek nedir bildiğin
Aşkınım ben senin.
Yudumladığın çayın yanında atıştırdığın bütün bisküviler
Hatta abur cubur dolu çekmecenim
Dolabında asidi kaçmış bütün içeceklerin
Banyoda şampuanın
Duştan sonra bornozun
Dinlediğin müzikler
İzlediğin filimler
Ağladığın bütün sahneler benim.
Yanında uyuduğum günler şahit
Ben senin geçmişin ben senin geleceğinim.

7 Haziran 2016 Salı

S'ONSUZLUK

Yerden yüksek gökten alçak bu sancı
Koynumda saklı zarflarda içi boş temennilerle
Kısacık saçlarıma yapışmış bir yaranın
Kana kana kanayışındandır.

Zavallı mektuplarım
Aynı kederi defalarca dinlemekten usanmış da
Yorulmak bilmeyen kadere kafa tutacak kadar güçlüymüş gibi hava yapıyorlar
O kadar uzun boylu değil.

Başımı gözlerine dayamalı
Başımda felaket bir rüzgar
Başım ağır
Başım aksak
Zaman dar.


12 Nisan 2016 Salı

BENİM PUANTİYELİ ETEĞİM

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin
Koşturup durduğum sokaklarda bana eşlik ederdin
Küçük gelmeye başlayınca en sevdiğim terliklerim
Çıplak ayak dans etmeyi  senden öğrendim.

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin
Kaygısız, uçuş uçuş, yaz senden sorulurdu
Kış gelmezdi sayende dolabıma
Üşüdüğümde  de sana sarılıp ısınmıştım hatırlasana
İlk aşkıma sebep sendin ve ilk ayrılığıma
Burnumu bile sana silmiştim ağladığımda.

Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin
Koşturup sana geldim başım ne zaman sıkışsa
Ellerimi sen sakladın karanlıktan
Sen korudun öcülerden korktuğumda
Yastığımı seninle paylaştım geceler sabahı kaybettiğinde
Sen uyandırdın aydınlık yüzüme vurduğunda.

Benim puantiyeli eteğim sen hâlâ güzelsin
Rica etsem  bana onu getirebilir misin?


6 Nisan 2016 Çarşamba

SENİN BALKONUN DA DENİZ KOKUYOR MU?

Her sabah sen anonsu yapılıyor vapurda
Her sabah bir simit alıyorum
Bölüşüyoruz.
Senden ayrılıp yine seninle buluşuyorum az ötede
Her gün seni okuyor, seni söylüyor, seni dinliyorum.
Uzun uzun sustuğum da sensin kızgın kızgın konuştuğum da
Öfkelenip bir sigara yakınca yudumladığım kahve de sensin nasılsa
Bütün çiçekler sen açmış
Bazen saksılarda bırakılıyorsun ellerimin arasına
Bazen eğilip ben kokluyorum seni yol kenarlarında
Telaşlı genç kızların yüreği sen sen  atarken
Delikanlılar durur mu?
Onlar da sen sen bakıyorlar sevdalarına.
Her akşam aynı yolu seninle geri dönüyorum
Seninle soyunup dökülüyorum yorgunluğuma
Tekrar bir kahve yapıp balkona çıkıyorum
Birlikte yudumluyoruz
Biraz kavga ediyoruz
Biraz küsüyoruz
Aydınlık kanatlarını açıp süzülüyorsun yanı başımdan
Deniz deniz kokunla.

Sonra iflah olmaz bir düğüm
Bir cenaze ağıtı
Bir densiz kara
Takılıyor kursağıma.


25 Mart 2016 Cuma

KAVINDA NÖBETTEYİM

 
Başın göğe ersin diye eğmedim mi ben başımı?
Yolun bensiz olsun diye sulamadın mı göz pınarlarımı?
Ellerimden kaçırmak için sıkmadın mı yumruklarını?
Cehenneminde kıvranayım diye tutuşturmadın mı kavını?

Kavında nöbetteyim.