25 Mayıs 2024 Cumartesi

AŞK İHTİMALLERİ

Bütün ihtimalleri sığdırabiliriz senin gözlerine.

Çıkarıp asabiliriz kurusun diye güneşe sereserpe kalbimizi 

Yağmuru ötede dursun biraz

Biraz da kederi alıp götürsün seli 

Seni, beni, masmavi geleceğimizi 

Yaz akşamlarını, sarışın eylülleri 

Öğle uykularını, pembe gülleri 

Limon çiçeklerinin kokularını, cıvıl cıvıl sahilleri 

Gün doğumunu, kuş seslerini, en tatlı gülüşleri 

Her şeyi ama her şeyi sığdırabiliriz senin gözlerine 

Ama işte...




12 Ekim 2023 Perşembe

DOĞUM GÜNÜ

En narin yanısın sen yüzümün

En uçsuz bucaksız yanı üstelik

Bi 'dolu aşksın bi'dolu neşe 

Salkım saçak ortaya da dökülünce 

İyi ki doğdun sen gülüşüm

En narin yanısın sen yüzümün.

9 Mart 2023 Perşembe

HAYAL

Bugün seni seyrettim uzun uzun.

Öylece baktım kıyılarına.


Yürüdüm de yürüdüm. 

Çakıl taşlarının gıcırtısı eşliğinde başladım mırıldanmaya

Hayallere daldım.

Sonra ayakkabılarımı çıkardım. 

Üşür müyüm acaba diye bir an düşünsem de 

Önce kumsalına ardından serin suyuna adımımı attım. 

İçim titredi kabul.

Bir iki zıplar gibi oldum ama alıştım. 

Biraz da böyle yürüyeyim dedim.

İki ileri üç geri ya da en fazla üç ileri bir geri 

Keşke sudan bu kadar korkmasaydım. 

Keşke yüzmeyi bilseydim.

Ne çok kulaç atardım kim bilir diye geçirdim içimden.

Ufkuna baktım. Nasıl güzel.

Gözlerimi kapattım. 

Yüzdüğümü düşündüm.

Yüzdüm yüzdüm. 

Yorulmak nedir bilmeden, bıkmadan.

Her kulaçta tarifsiz bir hazla, heyecanla, aşkla... 

Martıların da bu anı bekliyormuş gibi  eşlik ettiler bana 

Yarıştık onlarla 

Kıyıya dönmemek üzere,  sonsuzluğa...

O kadar çok yüzünce acıktık  tabi 

Hemen dedi martılarından biri bekleyin beni 

Gitti bir kanat dolusu simit getirdi 

Vapurlarından  öyle çok simit atılıyormuş ki hiç aç kalmayız dedi 

Afiyetle yedik.

Ne yalan söyleyeyim. Bu simit denen şey bir harika 

Biliyor musun ? 

Balıklarınla da arkadaş olduk. Çok sevdik birbirimizi.

Yalnız  birkaç tanesi biraz mızıkçı çıktı.

Biraz da huysuz kimisi 

Ama sevdik birbirimizi 

Yemekti,  oyundu, sohbetti derken

Nasıl geçti saatler anlamadık 

Bir deniz anası çok güldürdü bizi 

İki kıraçanın arasını yaptık 

Bir yunus  şarkılar söylerken delice dans etti ıstakozlar

Bu kadar yeter dedim. Kıyıya dönmeliyim.

Hayır dediler hep birlikte  kal bizimle

Hem bir bilsen dedi biri  nasıl güzel oluyor burada akşamlar 

Yıldızları anlattı bir diğeri  coşkuyla 

Yok neymiş kocaman gözleri varmış yıldızların 

Çok ta güzel gülüyorlarmış üstelik 

Biraz kikirdekler dedi araya girdi bir  uskumru 

Olsun derken bir diğeri 

Akşam çöktü üstümüze usulca.

Saçlarıma doluştu yakamozlar. 

Ay bir öpücük kondurdu yanağıma

Bir tatlı yel tuttu ellerimden 

Kıvrıldık olduğumuz yere sarıldık uyuduk kırlangıçlarla.


Bugün seni seyrettim uzun uzun.

Bıraktım kendimi sonsuzluğuna.

6 Mart 2023 Pazartesi

İNSAN TERK ETME BENİ

 İyi olmaya ihtiyacımız var.

İnsanın insana, toprağa, kediye, kuşa, yağmura; çiçeğe, güneşe, yıldıza, karıncalara ihtiyacı var. İnsanın iyi olmaya, iyilik olmaya, iyilik görmeye ihtiyacı var.

Yaslayıp başımızı huzurlarımıza bir oh çekmeyi beklerken çek çek bitmiyor eyvahlarımız. Uçsuz bucaksız maviler düşlerken zifiride  bulunca kendimizi sabrımız sinemize sığmıyor. Zihnimiz dağınık, yorgun.  Kalbimiz yasta.  Ruhumuz varla yok arasında ne uçabiliyor ne konabiliyor. Ne ağlamaya ne gülmeye... Dermanımız yok.

Sanki elinde sopası bekleşip duruyor kederlerimiz. Sanki onsuz yaşanmaz oldu. Sanki gülersek kahrımız ipimizi çekmeye hazır. Ağlarsak dinemiyoruz. Kafa tutsak? Hangi birine? Kızsak, küfretsek, sarhoş olsak? Unutmak için, umutlanmak için uyusak? Yürek dolusu kaybettiklerimize, ağız dolusu sustuklarımıza, yaşam dolusu ölümlerimize çare olur mu?

 Sarılmış gibi yapmakla sarılmak aynı şey mi? Sarılmayı hayal etmek çok büyük bir keder değil mi? Gülüşünü, nazını niyazını, kokusunu, ellerini, bakışını özlemek biter mi? Hadi git şuradan dediğimizde öcü mü bu hasret dediğin, gider mi? Saksılar çiçeksiz, ağaçlar meyvesiz, evler insansız, insanlar evsiz, aşklar vuslatsız,  vuslatlar çaresiz. Anneler bebeksiz, bebekler annesiz, bu ah biter mi?

İyi olmaya ihtiyacımız var.

Denizlere, arılara, gelin duvaklarına, kedilere, kuşlara, papatyalara, sahillere, kırlara, vapurlara, kelebeklere, güvenmeye, ellerimizin  sımsıkı tutulmasına, ha gayret ben varım diyen dostlara, sabıra, sükunete, bağır çağır ağlamaya, durulmaya, çağlamaya, insan olmaya ihtiyacımız var. İnsanın insana ihtiyacı var.

İnsanlığım terk etme beni.

İnsan terk etme beni.

 



29 Ocak 2023 Pazar

ERGUVAN

Ilık sularda geziniyor bedenim.

Koyu yeşil yaprakları çoğalıyor.

Derinden  yokuşunu aşmak üzere bir ses

Aşk şarkısını mırıldanıyor. 

Ha gayret  biraz ötesi papatya bahçeleri

Işık ışık güneş 

La la biraz sol ve mi 

Bekle.

Yavaş yavaş arınıyor bedenim.

Düşüyor omuzlarımdan zakkum ağaçları

Soluyor gözlerime kök salmış nergisler.

Elimde avucumda bir kül yığını sevişmeler.

Tutamam nefesimi  nefesimde kasırgalar.

Toza karışmış anılarda 

Dili tutulmuş, vazgeçmiş, yenilmiş bir savaşçı adam.

Biraz sancılı  biraz sancı 

Bekle.

Yüzyıllık uykusundan uyanıyor bedenim. 

Çiçek çiçek erguvan  kokum yayılıyor ortalığa 

Kirazlanıyor dallarım. 

Ben bin bahar  frezyalar açıyorum.

Durmuyor  taşıyor göğsümden 

Güneşe göz kırpıyor mimozalar.

Bekle.

Nihayet çağlıyor bedenim   karışıyor denizlere

Kalbim tan yeri  kırıyor kilitleri ardına kadar açılıyor kapılar.

Do do biraz si ve fa

Dön bir bak nasıl güzel gardenyalar.

Uğurluyoruz seni sonsuza kadar.

Bekleme.



3 Mayıs 2022 Salı

BİZ

Kaybolduk.
Bulunamayız.
Azaldık.
Çoğalamayız.
Bittik.
Başlayamayız.

18 Kasım 2021 Perşembe

ÇİÇEKLİ YAĞMUR

 Başından sonuna 

 Bir çiçekli yağmur


Sen göğsümde uyu

Sesimde dinlen

Salın saçlarımın gölgesinde

Ben seni bulurum

Ben seni korurum 

Yüreğimde.

4 Eylül 2021 Cumartesi

BEGONVİLİN ÖLÜMÜ

İllaki bölünecek uykular.

En sevdiğin en sevmediğin fark etmez  yarıda kalacak şarkılar.

Çivisi çıkacak kalbinin

Ahlar vahlar notası olacak 

En güzel besteyi sen yapacaksın ayrılığı anlatan.


İllaki bölünecek uykular.

Hiç el sallamak istemesen de uğurlayacaksın onu  yollara küsmeden.

Hep tekrar  tekrar edeceksin içinden bir daha tövbe diyeceksin.

Daha arkanı dönmeden bir yenisi 

Bir daha bir daha derken alışacaksın vedalarına

Yormadan, kırmadan, toplayacaksın dağıttığı yerden dökülen parçalarını 

Çaktırmadan cebine koyacaksın.

Tozuna, pisine, kesiğine aldırmadan.


İllaki bölünecek uykular.

Kuşları kusacak gökyüzü bin kahırlı mektuplar eşliğinde 

Ölüp ölüp dirilecek koynunda rüyaların.

Sağır olmayı dileyeceksin mümkünü yok konuşacak fısıltılar.

Can vereceksin tekrar kendini doğurana kadar.


İllaki bölünecek uykular. 

Unutacaksın nasıl baktığını, yaktığını, sardığını 

Yalan dillerinde eriyip gideceksin.

Unutacaksın tutup ellerinden baharlar açtığını 

Sızlanmayacaksın, beklemeyeceksin, hatırlamayacaksın 

Yokluğundan, gelişini, adını.


İllaki bölünecek uykular.

Suskunluğuyla boğarken seni, seviyor olacak elleri 

Çoğalacak onunla, tamamlanacak. 

Hasretle sarılacak, tanrıya dualar edecek, dileği hep o olacak 

Unutacaksın.


İllaki bölünecek uykular. 

Geçmeyecek zaman göğsünün orta yerinde tik tak 

Yağacak, açacak, yakacak gök.

Değişirken mevsimler solacaksın. 

Kuruyacak çimenlerin, meyve vermeyecek dalların, çağlamayacak ırmakların.

Derelerin taşmayacak, gökkuşağın olmayacak, kelebekler uçmayacak vadilerinde

Ormanların çöle dönecek.

Yok bu kadarı fazla dayanamam dayanamam yapma diyeceksin. 

Dayanacaksın. 


İllaki bölünecek uykular. 

Bahaneler üretecek giderken, her gidişinde yaptığı gibi.

Kuraksın  diyecek içtiği sularına aldırmadan. 

Kara kışsın diyecek güneşinin koynunda 

Vazgeçtim diyecek kokundan,  onun kokusuna karıştığında.

Kahrolacaksın.


İllaki bölünecek uykular. 

Dökülecek saçlarından gözyaşları 

Dökülecek ellerinden gelin duvakları 

Gidemez, başkasını sevemez diyeceksin.

Bin küfür edeceksin, bin özür dileyeceksin. 

Yer değiştirecek gün gece, selamı kesecek umut.

Lütfen diyeceksin  lütfen bitmesin, başkasını sevmesin.

Yok  yok değişmeyecek. 

Daracık olacak için, kesilecek nefesin.

Bırakıp gitti. Gitti diyeceksin. 

Hıçkırığın sarsarken gönül kafesini 

Eninde sonunda kabulleneceksin. 

Donacak gözlerinde pırıltılar donacak yaşın.

Gülümseyeceksin.


İllaki bölünecek uykular. 

O hiç bilmeyecek kabuslarını, umursamayacak sızılarını.

Hatırında kalmayacak varlığın; kimdin, neydin, nedendin.

Kaç ümit bölündün, kaç yemin bozuldun, kaç günah yakıldın.  

Üzerine kahkahalar atılacak, hayaller örtülecek.

Kırılacak, çok kırılacak kalbin.

İnkar edeceksin. 

Kırılacak, çok kırılacak kalbin. 

İnkar edeceksin. 

Kırılacak, çok kırılacak kalbin.

İnkar edemeyeceksin.

Susacaksın.


İllaki bölünecek uykular.

Düşeceksin en kuytuna

Bittim diyeceksin. 

Biteceksin. 


 


28 Ağustos 2021 Cumartesi

BiR TESADÜF EYLÜL

Gitti.
Bir eylül daha soldu yüreğimde.
Gitti. 
Gözlerinde içime kan kusturan bir yabancı bakışla. 
Başka aşka, şansa gitti. 

Gitti. 
Görmedi ellerimde uçuşan kelebekleri 
Görmedi saçlarımda baharları 
Görmedi yokluğu asılı boynumda çırpınan kuşları 
Görmedi dudağımda sıkışıp kalan gitme feryadını 
Gitti. 

Gitti.
Aynı anda bakamadık gökyüzüne
Kucak dolusu sarılamadık, uyuyamadık kendi hikayemizde
Aşkım diye koşturamadık birbirimize; kavuşturamadık  ellerimizi 
Olmadı. Yapamadı. Kalamadı. Sevemedi. 
Gitti.

Gitti. 
Ne kadar kara varsa tutuşturup elime
O  koşar adım uzaklaşırken benden
Bende yakar adım, keder adım, hep bir öncesinden beter adım.
Yüreğimde soğuk bir sancı, acı, bir zavallı çaresizlik, bir kahır, bir kurtar bizi yakarışı 
Duymadı. 
Duyamazdı. 
Bir tesadüf eylüldüm ben.
O şansa 
O aşka
O başka 
Gitti. 

3 Nisan 2021 Cumartesi

SEVGİLİM

Sevgilim. 

Dinle.

Dinle sevgilim.

Karardı sular gözlerimde 

Bir nisan şarkısı hasretin zor; içimde.

Dinle sevgilim. 

Dinle. 

Dal yaprağa kırıldı bu sefer.

Gök çoktan kondu avuçlarıma

Kanıyor parmak uçlarım bir azgın şelale

Dinle. 

Sevgilim dinle. 

Kırıldı zaman 

Teneke kutulara sığar mı yüreğimin sesi?

Adından beni çıkardık, adınla beni çıkardık, adınla bana çırpındık olduğumuz yerde  

Bir minik sende bir minik serde

Dinle.

Sevgilim dinle.

Küskün sana dudağımın kenarında sızlayan kıvrım

Aramıza asırlar giriyor.

Aramızdan akıp gidiyor bir yokluk

Bir yokluk...

Bir yokluk...

Saçlarımdan dökülürken yıldızlar tel tel ağlıyor. 

Ağlama 

Sevgilim.

Dinle.

Dinle sevgilim.

Sana en sevdiğim şairlerden kavuşmalar getirdim. 

Ve ne kadar umut biriktirdimse çocuk yüreğimden bugüne 

Sarılsak...

Sarılsak... 

Sarılsak...

Kapattım gözlerimi gözlerin gözlerimin önünde 

Beni sev beni koru beni özle 

Dinle sevgilim.

Sevgilim. 

Dinle.

30 Ocak 2020 Perşembe

MENEKŞE

Sen kısacık günlerimsin
Sen öteki yüzü ayrılığın
Benden seni çıkardım
Senden beni çıkardım
Külüm kaldı geriye
Külün bile yok
Menekşe
Akşamüstleri  serin oluyor iyice
Konuşma gözlerimle
Üşürsün.

20 Temmuz 2019 Cumartesi

KIRK BİR KERE ÇORBA

Bir kase sıcak çorba
Her derde deva oluyormuş
Annem öyle söylüyor.
Başım ağrısa çorba
Bileğim incinse çorba
Kalbim kırılsa çorba
En son miyopuma bile iyi geleceğini söyledi.
Anlamışsınızdır bayım
İyi çorba içmek için nereye gelmeniz gerektiğini
Bir şiir denemesi çorbaya yazılmış olamaz ya

16 Kasım 2018 Cuma

İKİ GÜN SONRA

Bundan binlerce yıl önce...

Bir  dere kenarında
Yaz bitip güz başlarken
Gözlerinde siyah kaderi parlayıp duran kuğu
Vazgeçmiş hatıralarından
Unut demiş geçmişi en sevdiği
Unut demiş başka aşka karışan adam

Bundan binlerce yıl önce...

Kalbi  heyecanla atan ceylan
Koşar adım düşmüş yollara
Sabahı gece geceyi sabah zor etmiş
Ha vardım ha varacağım derken
Meğer bir bekleyeni yokmuş hasretle sarılmayı bekleyen

Bundan binlerce yıl önce...

Kaybetme korkusu esir almış aslanı
Sesi kısılmış, yüzü eğilmiş, gönlü düşmüş yere
Bir koku gelmiş uzaktan çok uzaktan
İçinde kopmuş kıyamet
Yer kaymış, gök yanmış
Beklemiş çıkıp gelsin diye ötelerden kokusuna meylettiği
Yok gelmemiş, bırakıp gitmiş ellere
Ellerde kalmış

Bundan binlerce yıl önce...

Bir kurtçuk sallanırken salıncağında keyifle
Bahar nasıl zarif serilmiş önüne
Çağlamış durmuş ellerinde şelaleler
Menekşeler selam durmuş
Birlikte oynamışlar
Bulutlara çıkmak mı dersin, aydan atlamak mı
Birinden diğerine koşturup durmuşlar

Bundan binlerce yıl önce...

Bir adam bir kadını sevmiş mi?
Bir kadın bir adama yanmış
Bir adam bir kadına yanmış mı?
Bir kadın bir adamı sevmiş


12 Kasım 2018 Pazartesi

İKİ GÜN ÖNCE

Bundan binlerce yıl önce...

Küçük mağarasında karınca eğilmiş suya
Yüzünü yıkamış
Saçlarını taramış
Bir ıslık çalmış ballı ekmeğini yerken bir taraftan
Sabah kahvesinden bir yudum almış dili yanmış
Yine de devam etmiş keyifle ıslığına

Bundan binlerce yıl önce...

Böğürtlenler arasında uyurken  küçük kelebek
Yumurtalı ekmek kokusuyla açmış gözlerini güne
Çayını yudumlamış
Sabah haberlerini izlerken bir taraftan
Bir ses gelmiş dışarıdan
Koşmuş arkadaşlarıyla oyunlar oynamış
Susamış çok susamış
Uzatmış ellerini böğürtlen akan musluklardan kana kana içmiş

Bundan binlerce yıl önce...

Salıncakta sallanırken yaramaz kedicik
Gökyüzü göz kırpmış yanına çağırmış
Birlikte şarkılar söylemişler
Çiçekler toplamışlar saçlarına takmışlar.
Kirazdan küpeler yapıp güneşe tırmanmışlar.
Gülmüşler çok gülmüşler.
Gülerken uyunur mu hiç?
Uyuyakalmışlar.

Bundan binlerce yıl önce...

Miskin miskin gezinirken minik serçe
Yol kenarında bir taş görmüş
Ufacık ama nasıl parlak
Parlak ama nasıl yorgun
Yorgun ama nasıl anlatma heveslisi
Anlat demiş minik serçe

Bundan binlerce yıl önce...






10 Eylül 2018 Pazartesi

GÜNAYDIN GÜLÜCÜĞÜM

Günaydın baharım
Günaydın rengarenk açan çiçeğim
Günaydın kuş seslerim
Günaydın yüreğimde uçuşan kelebek
Günaydın
Günaydın sevincim
Günaydın hasretim
Günaydın ellerine
Günaydın gözlerine
Günaydın
Günaydın çocukluğum
Günaydın büyüyen yanım
Günaydın duam
Günaydın sonsuz aşkım
Günaydın
Günaydın sevdiğim
Günaydın biriciğim
Günaydın gülüşüne
Günaydın sözlerine
Günaydın
Günaydın gökyüzüm
Günaydın gün ışığım
Günaydın her an'ım her yanım
Günaydın çınarım
Günaydın

18 Temmuz 2018 Çarşamba

KAĞITTAN KAVUŞMALAR

Ben boynuma sen asarım
Sen kokar
Sen bakar
Sen ağlarım
Dönerim sana doğru
Ayrılık olmaz
Ben koynumda sen uyurum
Sen güler
Sen başlar
Sen görürüm
Dalarım sana doğru
Bitirmek olmaz
Ben yoluma sen katarım
Sen koşar
Sen arar
Sen sorarım
Bakarım ufka doğru
Yorulmak olmaz
Ben gönlümde sen yanarım
Sen sever
Sen özler
Sen baharım
Açarım çiçek çiçek
Vazgeçmek olmaz
Ben dilimde sen anarım
Sen söyler
Sen dinler
Sen çalarım
Söylerim uzun uzun
Susturmak olmaz
Ben ömrüme sen ararım
Sen bilir
Sen kalır
Sen adarım
Beklerim usul usul
Yok sensiz olmaz.

22 Haziran 2018 Cuma

PETUNYALAR AÇARKEN

...
Ellerin de  kayboldu karanlıklarda
Uzun düşlerin ardından dağılırken gece
Bir iki derken saymayı unuttu kalp
Adın neydi, kaç hece?
Yaşanmaz buz, zindan yüreğinde.
Soldu cennet çiçekleri daha ölünmez seninle.
Neydi, için için koparıp durduğun
Uçsuz göklerden, denizlerden?
Kaç mevsim hesapladın, kaç bahar çürüttün
Hep aynı yerden böldüğün yürekte?
Günün gecesi
Sen salın.
Sen dolan.
Eğilip bakmam.
Yanı başımda dumanı tüter.
Bir uzak mazide...
Sahi, senin gülüşün neydi?
...


7 Mart 2018 Çarşamba

KADERİM

Hüznüm  dökülür yokluğunun değdiği her yere
Tutuşur akşamlarım.
Seninle ben bahara dururum.
Çiçeklenir dallarım.
Ayazım.
Işığım.
Hasretim.
Bin hayalin içinde sana dövünür sularım.
Çoğalırım ellerinde.
Sana uyanırım uykulardan.
Sana yaslanır yorulunca başım.
Kaderim.
Ömrüm.
Yarınım.
Bir sımsıkı sarılmak,
Bir derin kokunu çekmek var yüreğime.
Bir kavuşmak ki başucumda.
Son olsun büyüdüğün benden ötede
Nice senli günlere...

25 Aralık 2017 Pazartesi

ÇİY

Ben bulut oldum
Dağ oldum
Deniz oldum
Kovdun gidenin oldum 
Sevdin yarenin
Küstün kavgan oldum
Barıştın kavuşman oldum 
Bir elinden tutan olamadım
Şöyle dolu dizgin
Şöyle dörtnala 

Gece oldum 
Gündüz oldum
Güneş oldum 
Ay oldum
Yıldız oldum
Yok sığamadım yüreğine

Ben dalında zeytin tanesi 
Toprağında bereket oldum
Çiy oldum
Yağmur oldum
Kar oldum
Yok sığamadım yüreğine

Pencerenden seyre daldım dünyayı
Açtım kapıları
Buyur ettim baharları 
Estin savurdun yel oldun
Perde oldum 
Kilit oldum
Yol oldum
Savrulan oldum 
Yok sığamadım yüreğine

Sen sustun lal oldum
Konuştun kelime
Şiir oldum şarkı oldum
Güldün cennet oldum
Gittin cehennem
Odun oldum
Ateş oldum
Kor oldum 
Yok sığamadım yüreğine

Hastayken annen oldum
Başardığında baban
Gurur duydum
Abin oldum
Kardeşin oldum
En yakın arkadaşın
Kirpiğin kaşın oldum
Yok sığamadım yüreğine




11 Aralık 2017 Pazartesi

OYSA BEN

En sevdiğin yerinden bölmüştüm yüreğimi
Nereye koyduğunun bir önemi yokmuş gibi.

1 Aralık 2017 Cuma

BOŞLUK

Darıldığım şehirler var
Darıldığım vapurlar
Darıldığım akşamlar var
Günler var darıldığım
Darıldığım kelimeler var
Unuttuğum sözler
Bırakıp gitmeler var kırıldığım
Darıldığım mevsimler var
Sabahlar, akşamlar var
Şarkılar var darıldığım
Şiirler var eksik
Şiirler var yarım kırıldığım
Darıldığım yağmurlar var
Denizler var darıldığım
Darıldığım papatyalar var
Güller var darıldığım
Saatler var suskun  kırıldığım
Darıldığım sevdalar var
Hasretler var darıldığım
Darıldığım erik ağaçları var
Yazlar var darıldığım
Kokun var uzak kırıldığım
Darıldığım yeminler var
Adaklar var darıldığım
Adın var uzağımda
Adım var yok saydığın
Darıldığım düşler var
Yollar var darıldığım
Gidişime alınmış biletler
Kemirir durur yüreğimi
Dur demeyişin var kırıldığım.

Darıldığım bir sen var.
Bir ben var darıldığım.




1 Kasım 2017 Çarşamba

MAVİ ÇİÇEK "DÜŞ"

Düş
Senin ellerinde
Ve kirpiklerinde
Ve sesinde
Yolculuk telaşı
Gözlerimde
Sancıyor
Düş
Tut ellerimden
Ve kirpiklerime eğil
Ve sesime karışsın sesin
Sana vardığında yol
Gözlerin de
Gülüyor
Düş
Bir tenha sokak adam
Köşeleri ıssız bir kadın
Keskin
Biçimsiz bir hasret
Uğultular asılı camlardan
Sızıyor
Düş
Kış bahçelerinde
Solgun dudaklar
Donmuş bakışlar
Buz kesiği sızılar
Kırık dökük saksılardan bakıyor
Düş
Bir yaban arısı
Bir gök
Bir deniz
Bir toprak
Bir su
Bir mavi çiçek.




25 Ekim 2017 Çarşamba

BEN SENİ UNUTURUM

Ben seni unuturum.
Duramazsın.

Tenhalaşır meydanların çiçek açmaz olur ellerinde
Postane köşelerinde kaybolur mektupların.
Düşer aklından yüreğine bir minicik gülücük
Ağlayamazsın.

Vurur ömrünü olmadık  yerlerde
O çok sevdiğini sandığın oyalanmaların.
Ne şarkılar anlar halinden.
Ne uğruna dökülen satırlar.
Kıyılarında çığlık atar fısıltılar.
Susturamazsın.

Teker teker dökülür yaprakların.
Kuru dallarını ayazlar sarar.
İçin yanar.
Yanar durur kalbin.
Durduramazsın.

Uyanırım bin yıllık hasretinden.
Çıkarırım üzerimden teninin izini.
Sana dair ne varsa öldürüp içimde.
Yaşayamazsın.




19 Eylül 2017 Salı

KIYI

İçinden geçen bütün ırmaklar benim
Ve dökülmeyeceğim suskunluğuna.

Şehirler eskiyor.
Bildik tenha sokaklar, bildik tenha insanlar.
İçinden çıkılmaz bir iç yankısı
İçimden çıkamıyorum.
En sevdiğim çınar ağacı bile düşman
Köşesinden dönüp gidemiyorum.

Nasılsa ağlamaya meyilli göğün altında
Kıkır kıkır dökülüyorum kadehlerle
Paramparça olduğumuz doğrudur.
Ama kimse bilemiyor.
Kadeh mi ben mi kırılıyorum ilk önce

Zabıtalar hep görevde 
Nereye gitsem ne yana dönsem varlar.
İyi ki ellerine düşecek kadar yasak değil seni sevişim
Yoksa neler olurdu bilmek bile istemiyorum.
Neyse ki bir iki satır karalamak için gelip geçiyorlar.

Hangi kente gitsem yollar bozuk bir de
Hüznüm yolları takip ediyor
Of bu iç yakan hasretin
Bir deli oyun bozan
Bir asi nar
Bir umut rüzgarı
Gözlerin yedi kıta çevreliyor beni
Pekala gülümsüyorum zaman zaman

Hayretler içindeyim
Hayretler dışındayım kaç zaman
Ne yıl hesabı ne gün hesabı yapacak değilim
Sayınca dayanamam
Belki de dayanırım da ne gereği var
Yokluğunun çetelesini tutmanın
Bin iki yüz elli gün desem ne değişecek
Mümkünü var mı zamanı durdurmanın
Gülüşünü ekmişler yollara hepsini kokladım

Allanıp pullanmış masalara
Sarımsaksız mantı sipariş ediyorlar.
Buzsuz rakı içiyorlar.
Tereyağsız yumurta yiyorlar.
Sensiz beni süzüyorlar.
Sensiz beni üzüyorlar.
Hasretin delip geçiyor yüreğimi.

Ne kalmış ki geriye
Ne masada kahkahalar ne bir bahar kırıntısı
Kokun ziyan ellerde....

İçinden geçen bütün ırmaklar benim
Ve dökülmeyeceğim suskunluğuna.






14 Eylül 2017 Perşembe

VE SONRA

O gitti.
Her neyse oydu bitti.
İçinden geçtim.
İçimde soldu, yitti.