O gitti.
Her neyse oydu bitti.
İçinden geçtim.
İçimde soldu, yitti.
14 Eylül 2017 Perşembe
8 Eylül 2017 Cuma
KAL
Karası
Kahreder ellerinin değdiği her yeri.
Bu gitmek öldürür seni.
Kahreder ellerinin değdiği her yeri.
Bu gitmek öldürür seni.
18 Ağustos 2017 Cuma
YABANCI
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Ne çok şey anlatacaktı kim bilir soluklanmak için durduğu yolda.
Tepesinde güneş
Ah bu öğle vakitleri
Ah bu azgın, ah bu kalabalık yalnızlık.
Ah bu paha biçilemez umutları olmasa
Olduğu yerden siktiri çekecek dünyaya
Söylemeye gerek var mı sahiden,
Belli değil mi niçin yolda ?
Sanki dünyanın yükünü sarmış sırtına haspam ha babam çekiştiriyor.
Ara sıra aklına gelirse sevdiğinin ne âlâ
Elinde parçalanmış fotoğraflar, özenle saklanmış bir beyaz toka
Neyse diyor koyuyor çantasına.
Ha sevdiğim dediği bırakıp gitmiş bunu yedi kat yabancı eller gibi
Bilmeyen mi kaldı Allah aşkına?
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Baksan pür neşe salkım saçak çiçek açmış
Baksan dilinde rengarenk şarkılar.
Oysa takılıp kaldığından beri o vefasıza
Kanı yaşına karışır durur.
Adım başı yolunu gözleyen varmış gibi bir de bakmaz mı arkasına
Yanlış yazılmış olamaz ya kaderi tövbe haşa!
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Mesela ayak numarası hâlâ otuz yedi
Ama saçları uzuyor, kısalıyor.
En sevdiği renkler listesinde yeşilin hatırı hâlâ büyük.
Ve limonlu dondurma dendiğinde duruyor akan sular.
Otur iki çift laf edelim desen hemen kaçıyor.
Ne zaman konuşacak olsa bir felaket haberiyle yutkunup kelimeleri
İyiyim demiş, güçlüyüm demiş
Aman be sen de istemezse istemesin, giderse gitsin demiş
Demiş demesine de
Ellerin yalancısıyım ben de her gece kedere sarılıp uyurmuş
Her gece bin korku
Yedi başlı dev sokulup koynuna öldürmesin diye onu
Dualar eder, güzel düşler kurar
Tepesinde güneş
Ah bu öğle vakitleri
Ah bu azgın, ah bu kalabalık yalnızlık.
Ah bu paha biçilemez umutları olmasa
Olduğu yerden siktiri çekecek dünyaya
Söylemeye gerek var mı sahiden,
Belli değil mi niçin yolda ?
Sanki dünyanın yükünü sarmış sırtına haspam ha babam çekiştiriyor.
Ara sıra aklına gelirse sevdiğinin ne âlâ
Elinde parçalanmış fotoğraflar, özenle saklanmış bir beyaz toka
Neyse diyor koyuyor çantasına.
Ha sevdiğim dediği bırakıp gitmiş bunu yedi kat yabancı eller gibi
Bilmeyen mi kaldı Allah aşkına?
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Baksan pür neşe salkım saçak çiçek açmış
Baksan dilinde rengarenk şarkılar.
Oysa takılıp kaldığından beri o vefasıza
Kanı yaşına karışır durur.
Adım başı yolunu gözleyen varmış gibi bir de bakmaz mı arkasına
Yanlış yazılmış olamaz ya kaderi tövbe haşa!
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Mesela ayak numarası hâlâ otuz yedi
Ama saçları uzuyor, kısalıyor.
En sevdiği renkler listesinde yeşilin hatırı hâlâ büyük.
Ve limonlu dondurma dendiğinde duruyor akan sular.
Otur iki çift laf edelim desen hemen kaçıyor.
Ne zaman konuşacak olsa bir felaket haberiyle yutkunup kelimeleri
İyiyim demiş, güçlüyüm demiş
Aman be sen de istemezse istemesin, giderse gitsin demiş
Demiş demesine de
Ellerin yalancısıyım ben de her gece kedere sarılıp uyurmuş
Her gece bin korku
Yedi başlı dev sokulup koynuna öldürmesin diye onu
Dualar eder, güzel düşler kurar
Hadi inşallah dermiş güzel olacak yarınlara
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
Bazı şeyler hiç değişmiyor oysa
27 Temmuz 2017 Perşembe
HÜZÜN ŞİMDİ ELLERİN
Ne gece kalır geriye ne gam.
O apansız sevda izleri
O tatlı telaşlar
O yalvar yakar sokuluşlar da biter.
Bir ellerin kalır geriye
Ellere teslim.
Hüzün şimdi ellerin.
O apansız sevda izleri
O tatlı telaşlar
O yalvar yakar sokuluşlar da biter.
Bir ellerin kalır geriye
Ellere teslim.
Hüzün şimdi ellerin.
20 Temmuz 2017 Perşembe
KÜSKÜN
Bırakalım gitsin.
Büyümesin fısıltılar.
Nasılsa iyidir.
Unutmuştur.
Mutludur.
Üzerimde çıplak mevsimler yarışır.
Bir adım bir adım daha derken,
Gönül küskün.
Kader arsız.
Umut yorgun.
Bizden uzak gülüşlere teslim olmuş
Gönül vermiş, sevmiş...
Yerden yere vurmuş, aklından çıkarmış
Onsuz da olur diye uykulara yatmış
Öncesi, onunlası ya unutmadıysa sanrısı
İçimizi esir alan kasırgası
Sonrası ve sonrası batsın.
Ne güvertesinde martılar dolaşsın.
Ne camına dalgalar çarpsın.
Gitsin kokumuzdan dilediğince uzağa
Ahı vahı bize kalsın.
Bırakalım gitsin.
Büyümesin fısıltılar.
Nasılsa iyidir.
Unutmuştur.
Mutludur.
Üzerimde çıplak mevsimler yarışır.
Bir adım bir adım daha derken,
Gönül küskün.
Kader arsız.
Umut yorgun.
Bizden uzak gülüşlere teslim olmuş
Gönül vermiş, sevmiş...
Yerden yere vurmuş, aklından çıkarmış
Onsuz da olur diye uykulara yatmış
Öncesi, onunlası ya unutmadıysa sanrısı
İçimizi esir alan kasırgası
Sonrası ve sonrası batsın.
Ne güvertesinde martılar dolaşsın.
Ne camına dalgalar çarpsın.
Gitsin kokumuzdan dilediğince uzağa
Ahı vahı bize kalsın.
Bırakalım gitsin.
22 Haziran 2017 Perşembe
KELEBEK
Çilek kokusuyla yaza düşünce ben
Sen portakal bahçelerinde güze kaldın.
Ah be adam buram buram gülüşün sarmış etrafı haberin yok.
Tam da burnumun direğinde sızlanıp durur.
Hak ver milyon kere terk ettin de yine bende durur sol yanında açan bütün çiçekler.
Ben umudumu kiraz dallarında seyre daldım.
En alından en sarısına.
Şeftali bahçelerinde koynuma aldım büyüttüm.
Uslanmaz hasretin sefalar getirdi.
Hoş buldu varlığımın yanına ilişmeyi
Bir yaban arısı seni fısıldayıp dururken kulağıma
Yaseminler uyandı, hanımelleri süzüldü camlara
Döküldü toprağa sağanak sağanak bereketler.
Hiç korkmadan döküldüm ben de
Uyudum uyandım yaza karıştım.
Rengarenk kanatlarımı açtım.
Bir seni aradım.
Sen portakal bahçelerinde güze kaldın.
Ah be adam buram buram gülüşün sarmış etrafı haberin yok.
Tam da burnumun direğinde sızlanıp durur.
Hak ver milyon kere terk ettin de yine bende durur sol yanında açan bütün çiçekler.
Ben umudumu kiraz dallarında seyre daldım.
En alından en sarısına.
Şeftali bahçelerinde koynuma aldım büyüttüm.
Uslanmaz hasretin sefalar getirdi.
Hoş buldu varlığımın yanına ilişmeyi
Bir yaban arısı seni fısıldayıp dururken kulağıma
Yaseminler uyandı, hanımelleri süzüldü camlara
Döküldü toprağa sağanak sağanak bereketler.
Hiç korkmadan döküldüm ben de
Uyudum uyandım yaza karıştım.
Rengarenk kanatlarımı açtım.
Bir seni aradım.
Bir seni sayıkladım.
Bir sana varamadım.
3 Haziran 2017 Cumartesi
GÖĞE SEVDALI DENİZ
Yarınımdın sen.
Sen benim gülmek için nedenlerimdin.
Yandığımdın, taptığımdın.
Yerim yurdum, aşımdın sen.
Yerim yurdum, aşımdın sen.
Ömrümdün sen benim.
Kalbimin sesiydin sen.
Sabahlarımdın.
Sükunetimdin.
Ellerimdin.
Avuç içlerimdin sen benim.
Dilimin ucunda sevdaydın
Aşktın, candın.
Canımdın sen benim.
Döküldüğüm ırmaklardın.
Öbek öbek açtığım baharlardın.
Dallarımı basan kuş cıvıltılarımdın.
Günümü aydınlatan ışık hüzmeleri
Sağımdın, solumdun, yolumdun sen.
Sevinçlerimdin.
Sevdiğimdin, göğümdün sen.
Umudumdun sen benim.
Sonsuz hayallerimdin.
Tutkumdun.
Kalbimi titretendin.
Başımı döndüren, içime işleyendin.
Şiirimdin, şarkımdın, kanımdın sen.
Beyazımdın, mavimdin, yeşilimdin.
Renklerimdin sen.
Şükürümdün, niyazımdın, aminimdin.
Tanrıya emanet ettiğimdin sen.
Kaşımdın, gözümdün, sözümdün.
Hiç bitmeyen gücümdün.
Onurumdun sen.
30 Mayıs 2017 Salı
İKİ DUVAR ARASI
Ucuz bir tehdit altındayım.
Ah saçma bir cebir.
Sana kalsa yerle bir
Bana göre sabrın son demi
Ensemde nefesin hiç sorun değil.
O kadar sarmaş dolaş
O kadar hasret çekmiş
O kadar ömür yakmışsam
Canıma okumuşsam
Uzak dur!
Yüreğimde saklıysa dokunmak kolay değil.
Ah bu isyan
Ah bu açmaz kilitler
Sen önce kendine sor
Kim gider kimden gider?
Sustuğum her kelime dökülür orta yere
Mümkünsüz sanma yarınım uzak değil.
İki duvar arası saçlarımda yıldızlar
İki duvar arası gözlerimden dökülür.
Yüzümü dönsem güneş haline ağlar.
Yollar kısalır yollar uzar.
Dermanım umurumda değil.
Ah saçma bir cebir.
Sana kalsa yerle bir
Bana göre sabrın son demi
Ensemde nefesin hiç sorun değil.
O kadar sarmaş dolaş
O kadar hasret çekmiş
O kadar ömür yakmışsam
Canıma okumuşsam
Uzak dur!
Yüreğimde saklıysa dokunmak kolay değil.
Ah bu isyan
Ah bu açmaz kilitler
Sen önce kendine sor
Kim gider kimden gider?
Sustuğum her kelime dökülür orta yere
Mümkünsüz sanma yarınım uzak değil.
İki duvar arası saçlarımda yıldızlar
İki duvar arası gözlerimden dökülür.
Yüzümü dönsem güneş haline ağlar.
Yollar kısalır yollar uzar.
Dermanım umurumda değil.
2 Mayıs 2017 Salı
GÜNEŞE VEDA
Pazar.
Öğleden sonra.
Kapılar açılıyor.
Kapılar kapanıyor.
Apansız,sağır edici bir gürültü.
Esir alıyor bedenimi.
O hayranı olduğum senden soğuk bir git.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Kederler saçılıyor ortalığa.
Susturmaya çalışıyorlar beni.
Adın yasaklanıyor.
Adına yazık.
Adından adımı o pazar ayırdık.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Küfürler basıp geçiyor üzerimden.
Cehennem ateşleri yanıyor yüreğimde.
Dilim dönmüyor.
Gözlerim görmüyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Sahte bir bahar söz dinlemiyor.
Tutturmuş bir esmek yaza varacak güya
Ne görse gerçek sanıyor.
Beni karakışta kimsesiz bırakıyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
İmkanı yok diyor biri
Unut gitsin bir diğeri
Geri gelecek demeye varmıyor kimsenin dili.
Son nefesini veriyor ortalıkta bir yaban kelebek.
Ne acı bir ölmek.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Seviyor elleri.
Beni hiç sevmediği kadar.
Beni hiç sevmediği gibi.
Ömrüne ortak ediyor, ömrümden çalıyor.
Bağır çağır faydası yok.
Gidiyor. İşte bitti gidiyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Yıkılıyor evim.
Gidiyor geleceğim.
Devriliyor devrilmez dediğim yüreğim.
Unutmam asla!
Öğleden sonra.
Kapılar açılıyor.
Kapılar kapanıyor.
Apansız,sağır edici bir gürültü.
Esir alıyor bedenimi.
O hayranı olduğum senden soğuk bir git.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Kederler saçılıyor ortalığa.
Susturmaya çalışıyorlar beni.
Adın yasaklanıyor.
Adına yazık.
Adından adımı o pazar ayırdık.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Küfürler basıp geçiyor üzerimden.
Cehennem ateşleri yanıyor yüreğimde.
Dilim dönmüyor.
Gözlerim görmüyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Sahte bir bahar söz dinlemiyor.
Tutturmuş bir esmek yaza varacak güya
Ne görse gerçek sanıyor.
Beni karakışta kimsesiz bırakıyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
İmkanı yok diyor biri
Unut gitsin bir diğeri
Geri gelecek demeye varmıyor kimsenin dili.
Son nefesini veriyor ortalıkta bir yaban kelebek.
Ne acı bir ölmek.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Seviyor elleri.
Beni hiç sevmediği kadar.
Beni hiç sevmediği gibi.
Ömrüne ortak ediyor, ömrümden çalıyor.
Bağır çağır faydası yok.
Gidiyor. İşte bitti gidiyor.
Unutmam asla!
Pazar.
Öğleden sonra.
Yıkılıyor evim.
Gidiyor geleceğim.
Devriliyor devrilmez dediğim yüreğim.
Unutmam asla!
2 Nisan 2017 Pazar
KARANLIKLA DANS
Pazar.
Öğleden sonra.
Uyanıyorum.
Dilimde bin şükür, bin dua; yüzünü seyre dalıyorum.
Bin renkli bir türkü tutturuyorum.
Dağınık saçlarımı tepemde topluyorum.
Seni sevdiğimi fısıldıyorum.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Uyanıyorsun.
Ellerinden ayırmadan ellerimi, resmediyorum yüreğime seni.
Masada mis kokular ne mutlu bir pazar.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Simitsiz kahvaltı mı olurmuş Allah aşkına?
Yumurtayı nasıl seversin bilirim.
Beni nasıl sevdiğini bildiğim gibi.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Sen gökkuşağı gibi doğdukça üzerime
Gülücükler saçılıyor ortalığa.
Yaramaz bir çocuğum ben senin yanında.
Yorulmak nedir bilmeyen.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Çıplak ayaklarım koşturuyor toprakta.
Çiçekler dikeceğiz bahçemize.
Rengarenk ışıl ışıl çiçekler.
Söz vermiştin.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Fincan yok; çay bardağında kahvelerimizi yudumlarken, uzun uzun bakıyorsun.
Sakın gitme diyorsun, hep kal yanımda.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Sımsıkı sarılıyorsun bana.
Küçücük kalbimde kelebekler uçuşuyor.
Kokunla sarmaş dolaş, sen benim cennetimsin.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Yağmur başlıyor usul usul.
Toprak kokusuyla martı sesleri birbirine karışıyor.
Uzaktan bir vapur geçiyor.
Yanı başımda sen, dilimde adın.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Beyaz fanila bir bana böyle yakışıyor,
Kahverengi bir bende böyle güzel duruyor.
Ve kocaman gözlerim var.
Öyle diyorsun.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Yeryüzünde ne varsa güzel olan.
Aşk neye benziyorsa ayrı ayrı her insanda.
Hangi lisanda yazılırsa yazılsın bütün şiirlerde
Sonu mutlu biten bütün masallarda.
Bizi anlatıyorlar.
Unuttun mu yoksa?
Öğleden sonra.
Uyanıyorum.
Dilimde bin şükür, bin dua; yüzünü seyre dalıyorum.
Bin renkli bir türkü tutturuyorum.
Dağınık saçlarımı tepemde topluyorum.
Seni sevdiğimi fısıldıyorum.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Uyanıyorsun.
Ellerinden ayırmadan ellerimi, resmediyorum yüreğime seni.
Masada mis kokular ne mutlu bir pazar.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Simitsiz kahvaltı mı olurmuş Allah aşkına?
Yumurtayı nasıl seversin bilirim.
Beni nasıl sevdiğini bildiğim gibi.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Sen gökkuşağı gibi doğdukça üzerime
Gülücükler saçılıyor ortalığa.
Yaramaz bir çocuğum ben senin yanında.
Yorulmak nedir bilmeyen.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Çıplak ayaklarım koşturuyor toprakta.
Çiçekler dikeceğiz bahçemize.
Rengarenk ışıl ışıl çiçekler.
Söz vermiştin.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Fincan yok; çay bardağında kahvelerimizi yudumlarken, uzun uzun bakıyorsun.
Sakın gitme diyorsun, hep kal yanımda.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Sımsıkı sarılıyorsun bana.
Küçücük kalbimde kelebekler uçuşuyor.
Kokunla sarmaş dolaş, sen benim cennetimsin.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Yağmur başlıyor usul usul.
Toprak kokusuyla martı sesleri birbirine karışıyor.
Uzaktan bir vapur geçiyor.
Yanı başımda sen, dilimde adın.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Beyaz fanila bir bana böyle yakışıyor,
Kahverengi bir bende böyle güzel duruyor.
Ve kocaman gözlerim var.
Öyle diyorsun.
Unuttun mu yoksa?
Pazar.
Öğleden sonra.
Yeryüzünde ne varsa güzel olan.
Aşk neye benziyorsa ayrı ayrı her insanda.
Hangi lisanda yazılırsa yazılsın bütün şiirlerde
Sonu mutlu biten bütün masallarda.
Bizi anlatıyorlar.
Unuttun mu yoksa?
14 Kasım 2016 Pazartesi
İYİ Kİ YÜREĞİMSİN
Dünyalar dolusu gülüşler armağan etsem sana
Gülüşler dolusu dünyaların olsam.
Dolup dolup taşsam ırmaklarına dökülsem.
Can bulsam ormanlarında.
Kıyılarında kimsesiz bulutların göğü olsam.
Hep sana çıkan yollarda yediverenin.
Yaz olsam kirpiklerinde parlayan.
Uçuş uçuş düşlerimden sana uyansam.
En olmadık yerlerde bitmese sevda şarkıları
Hep geç kalmış olmasak birbirimize.
Omuzundan silinmiş olmasa sevdamın yükü
Canıma batmasa kırıklarımız.
Soluğu kesen bu hasret olmasa.
Dolmasa gözlerim böyle
Böyle acı olmasa.
Yok razıyım hepsine
İyi ki varsın.
İyi ki yüreğimsin.
İyi ki canımdasın.
İyi ki...
Gülüşler dolusu dünyaların olsam.
Dolup dolup taşsam ırmaklarına dökülsem.
Can bulsam ormanlarında.
Kıyılarında kimsesiz bulutların göğü olsam.
Hep sana çıkan yollarda yediverenin.
Yaz olsam kirpiklerinde parlayan.
Uçuş uçuş düşlerimden sana uyansam.
En olmadık yerlerde bitmese sevda şarkıları
Hep geç kalmış olmasak birbirimize.
Omuzundan silinmiş olmasa sevdamın yükü
Canıma batmasa kırıklarımız.
Soluğu kesen bu hasret olmasa.
Dolmasa gözlerim böyle
Böyle acı olmasa.
Yok razıyım hepsine
İyi ki varsın.
İyi ki yüreğimsin.
İyi ki canımdasın.
İyi ki...
28 Eylül 2016 Çarşamba
İSTİRİDYE KABUĞU
Sarmaşıklar ardından doğan günde tanrılar
Sancılar içinde bırakıp çocuklarını
Puslu bir geceye gönül veriyorlar.
Kimin umurunda!
Bu susmak bilmeyen ağlamaklı sevda şarkıları
Ojesiz tırnaklarım için fazla.
Kolalı gömlekler giyen adamlar için fazla.
Ardından gidilmeyen aşklar için fazla.
Sustuğum yerde her yalan gerçek her gerçek yalan
Nasıl oluyorsa!
Sonra anlat diyorlar fütursuzca.
Git yapış yakasına; bağıra bağıra anlat.
İyice edepsiz bellediler belli ki beni bu dostlar.
Nerede görülmüş gururumu onca ezip geçtiğim.
Palavra biliyorum.
Hepsi palavra.
Kolu bacağı kırılmış zarflarda yuvasız mektuplar bırakacağım ona.
Fazlası lüzumsuz bu saatten sonra.
Hem Tomris değilim ki ben
Sancılar içinde bırakıp çocuklarını
Puslu bir geceye gönül veriyorlar.
Kimin umurunda!
Bu susmak bilmeyen ağlamaklı sevda şarkıları
Ojesiz tırnaklarım için fazla.
Kolalı gömlekler giyen adamlar için fazla.
Ardından gidilmeyen aşklar için fazla.
Sustuğum yerde her yalan gerçek her gerçek yalan
Nasıl oluyorsa!
Sonra anlat diyorlar fütursuzca.
Git yapış yakasına; bağıra bağıra anlat.
İyice edepsiz bellediler belli ki beni bu dostlar.
Nerede görülmüş gururumu onca ezip geçtiğim.
Palavra biliyorum.
Hepsi palavra.
Kolu bacağı kırılmış zarflarda yuvasız mektuplar bırakacağım ona.
Fazlası lüzumsuz bu saatten sonra.
Hem Tomris değilim ki ben
Üstelik ne haddime!
Sebze soyarken yazmaya yeltenmedim hiç
Antikacılar çarşısında param yetmediği için
Alamadığım o gramofonda kaldığında aklım
Evet bir iki satırlık küfür salladığım olmuştur hepsi bu.
Antikacılar, tanrılar, dostlar ve dahi sızılarım.
Ruhumun dökülen bütün sıvalarını topladım bir istiridye kabuğuna.
Uyumam gerek.
Sebze soyarken yazmaya yeltenmedim hiç
Antikacılar çarşısında param yetmediği için
Alamadığım o gramofonda kaldığında aklım
Evet bir iki satırlık küfür salladığım olmuştur hepsi bu.
Antikacılar, tanrılar, dostlar ve dahi sızılarım.
Ruhumun dökülen bütün sıvalarını topladım bir istiridye kabuğuna.
Uyumam gerek.
27 Eylül 2016 Salı
ADAM VE KADIN
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Çocukluğundan öperken usulca
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gülüşünden sararken sımsıkı
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Hasretinden korurken umutla
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Gözlerinden dökülürken apansız
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
Yüreğinden taşarken sonsuz
Ve yine bir adam
Ve yine bir kadını
Ve yine bir adam ve yine bir kadını
...
5 Ağustos 2016 Cuma
LİMON KOKUSU
Ardına bakmadan koşar bir adam.
Ardına bakmayan karanlıklara.
Derelerden bulutlar geçer taşar yüreğimden mevsimler.
Saçlarımda rüzgar seni savurur durur uzaklara
Güvercinler konar balkonuma
En sevdiğim bardak toza dumana karışır.
Sen dökülür ortalığa.
Çiçekler bağrışır güneş darılır.
Gece dalar koynuma seni anlatır durur yarınlarıma.
Yine aynı düşman çeker kolumdan, bakar yüzüme
Yalanlarını haykırır.
Bak ne buldum orta yerde
Ardına bakmayan karanlıklara.
Derelerden bulutlar geçer taşar yüreğimden mevsimler.
Saçlarımda rüzgar seni savurur durur uzaklara
Güvercinler konar balkonuma
En sevdiğim bardak toza dumana karışır.
Sen dökülür ortalığa.
Çiçekler bağrışır güneş darılır.
Gece dalar koynuma seni anlatır durur yarınlarıma.
Yine aynı düşman çeker kolumdan, bakar yüzüme
Yalanlarını haykırır.
Bak ne buldum orta yerde
Seni sevmeyecek işte diye diye
Yokluğunu iliştirir boynuma.
Üzerine kader yazar.
Sesin çıkagelir.
Yokluğunu iliştirir boynuma.
Üzerine kader yazar.
Sesin çıkagelir.
Limon kokusuyla dolar gönlüme.
Bütün cennet tasvirleri o an boşa çıkar.
Adını örtüp adımın üstüne
Bende bayram, bende bahar, bende hayat, bende cennet
Sesinle başlar.
Bütün cennet tasvirleri o an boşa çıkar.
Adını örtüp adımın üstüne
Bende bayram, bende bahar, bende hayat, bende cennet
Sesinle başlar.
25 Temmuz 2016 Pazartesi
YEMİN EDERİM
Ben senin yaban papatyan
Sabahının ışığı
Yaz aylarında serinin
Uçsuz bucaksız vadilerinde yüreğinim ben senin.
Telaşlı günlerinin yaramaz çocuğu
Kumdan kalelerin, oyuncak araban
Hiç bitmeyen umudunum ben senin.
Mis kokan esintilerin
Sonsuz kelimelerin
Aklından çıkmayan yeşilinim ben senin.
Başını koyduğun yastığın
Dolapta nevresimin
İçini ezip geçerken rüyalar
Sımsıkı sarılıp uyuduğunum ben senin.
Baharın, güneşin, kumsalın
Şıpıdık terliklerin
Bitmeyen kitabın
Geç kaldığın toplantılar
Yetiştiğin tüm işler
Özlemek nedir bildiğin
Aşkınım ben senin.
Yudumladığın çayın yanında atıştırdığın bütün bisküviler
Hatta abur cubur dolu çekmecenim
Dolabında asidi kaçmış bütün içeceklerin
Banyoda şampuanın
Duştan sonra bornozun
Dinlediğin müzikler
İzlediğin filimler
Ağladığın bütün sahneler benim.
Yanında uyuduğum günler şahit
Ben senin geçmişin ben senin geleceğinim.
Sabahının ışığı
Yaz aylarında serinin
Uçsuz bucaksız vadilerinde yüreğinim ben senin.
Telaşlı günlerinin yaramaz çocuğu
Kumdan kalelerin, oyuncak araban
Hiç bitmeyen umudunum ben senin.
Mis kokan esintilerin
Sonsuz kelimelerin
Aklından çıkmayan yeşilinim ben senin.
Başını koyduğun yastığın
Dolapta nevresimin
İçini ezip geçerken rüyalar
Sımsıkı sarılıp uyuduğunum ben senin.
Baharın, güneşin, kumsalın
Şıpıdık terliklerin
Bitmeyen kitabın
Geç kaldığın toplantılar
Yetiştiğin tüm işler
Özlemek nedir bildiğin
Aşkınım ben senin.
Yudumladığın çayın yanında atıştırdığın bütün bisküviler
Hatta abur cubur dolu çekmecenim
Dolabında asidi kaçmış bütün içeceklerin
Banyoda şampuanın
Duştan sonra bornozun
Dinlediğin müzikler
İzlediğin filimler
Ağladığın bütün sahneler benim.
Yanında uyuduğum günler şahit
Ben senin geçmişin ben senin geleceğinim.
7 Haziran 2016 Salı
S'ONSUZLUK
Yerden yüksek gökten alçak bu sancı
Koynumda saklı zarflarda içi boş temennilerle
Kısacık saçlarıma yapışmış bir yaranın
Kana kana kanayışındandır.
Zavallı mektuplarım.
Aynı kederi defalarca dinlemekten usanmış da
Yorulmak bilmeyen kadere kafa tutacak kadar güçlüymüş gibi hava yapıyorlar.
O kadar uzun boylu değil.
Başımı gözlerine dayamalı.
Başımda felaket bir rüzgar.
Başım ağır.
Başım aksak.
Zaman dar.
Koynumda saklı zarflarda içi boş temennilerle
Kısacık saçlarıma yapışmış bir yaranın
Kana kana kanayışındandır.
Zavallı mektuplarım.
Aynı kederi defalarca dinlemekten usanmış da
Yorulmak bilmeyen kadere kafa tutacak kadar güçlüymüş gibi hava yapıyorlar.
O kadar uzun boylu değil.
Başımı gözlerine dayamalı.
Başımda felaket bir rüzgar.
Başım ağır.
Başım aksak.
Zaman dar.
12 Nisan 2016 Salı
BENİM PUANTİYELİ ETEĞİM
Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Koşturup durduğum sokaklarda bana eşlik ederdin.
Küçük gelmeye başlayınca en sevdiğim terliklerim
Çıplak ayak dans etmeyi senden öğrendim.
Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Kaygısız, uçuş uçuş, yaz senden sorulurdu.
Kış gelmezdi sayende dolabıma.
Üşüdüğümde de sana sarılıp ısınmıştım hatırlasana.
İlk aşkıma sebep sendin ve ilk ayrılığıma.
Burnumu bile sana silmiştim ağladığımda.
Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Koşturup sana geldim başım ne zaman sıkışsa.
Ellerimi sen sakladın karanlıktan
Sen korudun öcülerden korktuğumda.
Yastığımı seninle paylaştım geceler sabahı kaybettiğinde
Sen uyandırdın aydınlık yüzüme vurduğunda.
Benim puantiyeli eteğim sen hâlâ güzelsin.
Rica etsem bana onu getirebilir misin?
Koşturup durduğum sokaklarda bana eşlik ederdin.
Küçük gelmeye başlayınca en sevdiğim terliklerim
Çıplak ayak dans etmeyi senden öğrendim.
Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Kaygısız, uçuş uçuş, yaz senden sorulurdu.
Kış gelmezdi sayende dolabıma.
Üşüdüğümde de sana sarılıp ısınmıştım hatırlasana.
İlk aşkıma sebep sendin ve ilk ayrılığıma.
Burnumu bile sana silmiştim ağladığımda.
Benim puantiyeli eteğim sen ne güzeldin.
Koşturup sana geldim başım ne zaman sıkışsa.
Ellerimi sen sakladın karanlıktan
Sen korudun öcülerden korktuğumda.
Yastığımı seninle paylaştım geceler sabahı kaybettiğinde
Sen uyandırdın aydınlık yüzüme vurduğunda.
Benim puantiyeli eteğim sen hâlâ güzelsin.
Rica etsem bana onu getirebilir misin?
6 Nisan 2016 Çarşamba
SENİN BALKONUN DA DENİZ KOKUYOR MU ?
Her sabah sen anonsu yapılıyor vapurda
Her sabah bir simit alıyorum
Bölüşüyoruz.
Senden ayrılıp yine seninle buluşuyorum az ötede
Her gün seni okuyor, seni söylüyor, seni dinliyorum.
Uzun uzun sustuğum da sensin kızgın kızgın konuştuğum da
Öfkelenip bir sigara yakınca yudumladığım kahve de sensin nasılsa
Bütün çiçekler sen açmış
Bazen saksılarda bırakılıyorsun ellerimin arasına
Bazen eğilip ben kokluyorum seni yol kenarlarında
Telaşlı genç kızların yüreği sen sen atarken
Delikanlılar durur mu?
Onlar da sen sen bakıyorlar sevdalarına.
Her akşam aynı yolu seninle geri dönüyorum.
Seninle soyunup dökülüyorum yorgunluğuma.
Tekrar bir kahve yapıp balkona çıkıyorum.
Birlikte yudumluyoruz.
Biraz kavga ediyoruz.
Biraz küsüyoruz.
Aydınlık kanatlarını açıp süzülüyorsun yanı başımdan
Deniz deniz kokunla.
Sonra iflah olmaz bir düğüm
Bir cenaze ağıtı
Bir densiz kara
Takılıyor kursağıma.
Her sabah bir simit alıyorum
Bölüşüyoruz.
Senden ayrılıp yine seninle buluşuyorum az ötede
Her gün seni okuyor, seni söylüyor, seni dinliyorum.
Uzun uzun sustuğum da sensin kızgın kızgın konuştuğum da
Öfkelenip bir sigara yakınca yudumladığım kahve de sensin nasılsa
Bütün çiçekler sen açmış
Bazen saksılarda bırakılıyorsun ellerimin arasına
Bazen eğilip ben kokluyorum seni yol kenarlarında
Telaşlı genç kızların yüreği sen sen atarken
Delikanlılar durur mu?
Onlar da sen sen bakıyorlar sevdalarına.
Her akşam aynı yolu seninle geri dönüyorum.
Seninle soyunup dökülüyorum yorgunluğuma.
Tekrar bir kahve yapıp balkona çıkıyorum.
Birlikte yudumluyoruz.
Biraz kavga ediyoruz.
Biraz küsüyoruz.
Aydınlık kanatlarını açıp süzülüyorsun yanı başımdan
Deniz deniz kokunla.
Sonra iflah olmaz bir düğüm
Bir cenaze ağıtı
Bir densiz kara
Takılıyor kursağıma.
25 Mart 2016 Cuma
KAVINDA NÖBETTEYİM
Başın göğe ersin diye eğmedim mi ben başımı?
Yolun bensiz olsun diye sulamadın mı göz pınarlarımı?
Ellerimden kaçırmak için sıkmadın mı yumruklarını?
Cehenneminde kıvranayım diye tutuşturmadın mı kavını?
Kavında nöbetteyim.
2 Aralık 2015 Çarşamba
AŞKIN AYRILIK HALİ
Kaç özlem boyu uzağımdasın?
Kaç kokun mesafesi ayrılık?
Kirpiklerinden kurulu yollar yıkık.
Ömrümün en tatlı telaşı en derin yarası.
Kaç yangından çıkıp sana geldim.
Kaç yangın çıkardım ellerini tutabilmek için.
Kaç asır harcadım bir nefes kokuna sarılıp uyumak için.
Adınla beslediğim bütün yıkıntıları bağrıma bastım, bağrında yandım.
Kaç asır dağladın sana taşıp duran gözlerimi.
Kaç asır uzak gülüşünden gülüşüne muhtaç yaşadım.
Kaç asırdır be adam kaç asırdır hiç bitmeyen bir aşksın!
Ömrümün en tatlı telaşı en derin yarası.
Küçücük bir ömürde kaç asırlık yarım bıraktın.
Kaç kokun mesafesi ayrılık?
Kirpiklerinden kurulu yollar yıkık.
Ömrümün en tatlı telaşı en derin yarası.
Kaç yangından çıkıp sana geldim.
Kaç yangın çıkardım ellerini tutabilmek için.
Kaç asır harcadım bir nefes kokuna sarılıp uyumak için.
Adınla beslediğim bütün yıkıntıları bağrıma bastım, bağrında yandım.
Kaç asır dağladın sana taşıp duran gözlerimi.
Kaç asır uzak gülüşünden gülüşüne muhtaç yaşadım.
Kaç asırdır be adam kaç asırdır hiç bitmeyen bir aşksın!
Ömrümün en tatlı telaşı en derin yarası.
Küçücük bir ömürde kaç asırlık yarım bıraktın.
18 Eylül 2015 Cuma
FİDAN BAKKALIN ÇIRAĞI
Salıncak dolusu uykulardan uyanıp sesleniyorum sana
Kucak kucak ayrılıklar satılıyor semt pazarlarında
Delik çoraplı çocukluğumdan iki ekmek alıp
Sofraya oturalım.
Hakkımızdaki söylentilere bakılırsa
Sonumuz yakın.
Kurbağalıderenin ıslahından beri adam akıllı sesimiz çıkmıyor.
Doğru.
Pencerelerinin manzarasını bozan dere gibi
Bizi de ıslah etmek istiyor mahallenin teyzeleri.
İnat değil mi cebimde kurbağa taşıyacağım bundan sonra.
Korkup kaçtı dedirtmem ben kendime.
Kimseye ekmek almaya da gitmem bir daha bilesin.
Ya benimle gelirsin ya da teyzelere ekmek götürmek için
Fidan bakkala çırak olursun.
Tercih senin.
Kucak kucak ayrılıklar satılıyor semt pazarlarında
Delik çoraplı çocukluğumdan iki ekmek alıp
Sofraya oturalım.
Hakkımızdaki söylentilere bakılırsa
Sonumuz yakın.
Kurbağalıderenin ıslahından beri adam akıllı sesimiz çıkmıyor.
Doğru.
Pencerelerinin manzarasını bozan dere gibi
Bizi de ıslah etmek istiyor mahallenin teyzeleri.
İnat değil mi cebimde kurbağa taşıyacağım bundan sonra.
Korkup kaçtı dedirtmem ben kendime.
Kimseye ekmek almaya da gitmem bir daha bilesin.
Ya benimle gelirsin ya da teyzelere ekmek götürmek için
Fidan bakkala çırak olursun.
Tercih senin.
17 Eylül 2014 Çarşamba
HÂVİYE
Yedi katlı kapılardan geçilen yetmiş bin sürgülü kilitler ardında
Kepenkleri kapalı evlerde, bahar nakışlı perdeler asılmış pencerelere.
Ayrılıkla mühürlenmiş dudakların kahreden sesi duyulmasın diye.
Ey gece!
Kepenkleri kapalı evlerde, bahar nakışlı perdeler asılmış pencerelere.
Ayrılıkla mühürlenmiş dudakların kahreden sesi duyulmasın diye.
Ey gece!
Ey gün!
Ey keder!
Diner mi, rüzgara karışan ağıtlarda satılık ruhların avazı?
Ey yedi cihanın dilsiz aşığı sök omuzlarından yıldızları.
Bu ayrılık kâria.
Diner mi, rüzgara karışan ağıtlarda satılık ruhların avazı?
Ey yedi cihanın dilsiz aşığı sök omuzlarından yıldızları.
Bu ayrılık kâria.
İşte geldi.
İşte yaktı.
Koca koca bavullarla yoksulluk naklediliyor gönlüme.
Vakitsiz sayılacak kayıplar arifesinde
Koca koca bavullarla yoksulluk naklediliyor gönlüme.
Vakitsiz sayılacak kayıplar arifesinde
Çok gördüğün gülüşünü günahkâr gözlerim görmesin diye
Mil çekildi gizlice.
Yer zindan, gök zindan, kadere kılıç çekmiş bir kâfir boynum kıldan ince.
Gözlerin dolmasın bahar akşamlarında, ıslatma kirpiklerini.
Onlarda melek, onlarda cennet, onlarda Tanrı saklı.
Bana yasak kılınmıştır yolunun çiçekli bahçeleri.
Teninde sardunyalar.
Ellerine su ver ayrılık dayanılmaz olduğunda sabırla.
Ellerine hayat yürüsün bıkmadan rengarenk ellerine.
Ellerim zehir sakın dokunma ellerime.
Kimsesiz bir çocuk bölüyor uykularımı kaybettiği geleceğin peşinde.
Kovdum yine geldi.
Yer zindan, gök zindan, kadere kılıç çekmiş bir kâfir boynum kıldan ince.
Gözlerin dolmasın bahar akşamlarında, ıslatma kirpiklerini.
Onlarda melek, onlarda cennet, onlarda Tanrı saklı.
Bana yasak kılınmıştır yolunun çiçekli bahçeleri.
Teninde sardunyalar.
Ellerine su ver ayrılık dayanılmaz olduğunda sabırla.
Ellerine hayat yürüsün bıkmadan rengarenk ellerine.
Ellerim zehir sakın dokunma ellerime.
Kimsesiz bir çocuk bölüyor uykularımı kaybettiği geleceğin peşinde.
Kovdum yine geldi.
Sövdüm yine geldi.
Çekiştirip duruyor eteğimin ucundan.
Git çocuk diyorum. Ne gelir benim elimden?
Sakın bakma yüzüme kirlenirsin kirimden.
Öyle beter bir yalnızlık içinde ki bakıyor gözlerime.
Birlikte oynarız diyor.
Git çocuk diyorum. Ne gelir benim elimden?
Sakın bakma yüzüme kirlenirsin kirimden.
Öyle beter bir yalnızlık içinde ki bakıyor gözlerime.
Birlikte oynarız diyor.
Çok gizli yerler bildiğini fısıldıyor kulağıma.
Yerin yedi kat altında.
Göğün yedi kat üstünde.
Yerin yedi kat altında.
Göğün yedi kat üstünde.
15 Eylül 2014 Pazartesi
İKİ YALANCI
Tamamlanamayacağız asla.
İzin vermeyecek dağılan parçalarımızdan inşa ettiklerimiz.
Senin unutma umudun benim hatırlamıyorum palavram
Her güne yenilerek başlarken
Dillerimiz birer günahkar olmaya devam edecek.
Çatısından inşa etmeye başladığımız bütün evler yıkılacak elbet.
Temelini görmezden gelen gözlerimize dur diyerek
İzin vermeyecek dağılan parçalarımızdan inşa ettiklerimiz.
Senin unutma umudun benim hatırlamıyorum palavram
Her güne yenilerek başlarken
Dillerimiz birer günahkar olmaya devam edecek.
Çatısından inşa etmeye başladığımız bütün evler yıkılacak elbet.
Temelini görmezden gelen gözlerimize dur diyerek
Devrilecekler üstelik üzerimize.
Neydik biz?
Birbirimize sokulurken bile onca özen gösterirken
Ellerimizde keskin bıçaklarla pusuya sinmiş
Kimdik biz?
Sen mi sapladın önce, ben mi?
Hangimiz ah dedik başka ellere değdiğimizde
El içine karıştığımızda?
Gözlerime mi kapadın ilk önce gözlerini,
Gülmeme mi yasak getirdin yoksa?
Sildin mi duvarlardan izlerimi?
Lekelerimi saklayabildin mi?
Bırakıp git derken çınlıyor kulaklarımda sesin.
Koşar adım geri dönmek isteğimi gururuma feda ediyorum her gün.
Nefesim belaya yaklaşıyor her an.
Koynumda yarınsız hayallerle köşe kapmaca oynuyorum.
Senin kir saydığın izleri silmek için adıma kapanan dudaklarından
Tövbesi imkansız günahlara yürüyorum.
Sonra
Sonra sevdiğim
Senin olsun bütün ayrılıklar.
Hatıra kalsın bütün yalvar yakar uğruna dökülen ahlar.
Senin olsun bütün papatyalar.
Senin olsun kanadı kırık bütün aşıklar.
Senin olsun yarınlar.
Neydik biz?
Birbirimize sokulurken bile onca özen gösterirken
Ellerimizde keskin bıçaklarla pusuya sinmiş
Kimdik biz?
Sen mi sapladın önce, ben mi?
Hangimiz ah dedik başka ellere değdiğimizde
El içine karıştığımızda?
Gözlerime mi kapadın ilk önce gözlerini,
Gülmeme mi yasak getirdin yoksa?
Sildin mi duvarlardan izlerimi?
Lekelerimi saklayabildin mi?
Bırakıp git derken çınlıyor kulaklarımda sesin.
Koşar adım geri dönmek isteğimi gururuma feda ediyorum her gün.
Nefesim belaya yaklaşıyor her an.
Koynumda yarınsız hayallerle köşe kapmaca oynuyorum.
Senin kir saydığın izleri silmek için adıma kapanan dudaklarından
Tövbesi imkansız günahlara yürüyorum.
Sonra
Sonra sevdiğim
Senin olsun bütün ayrılıklar.
Hatıra kalsın bütün yalvar yakar uğruna dökülen ahlar.
Senin olsun bütün papatyalar.
Senin olsun kanadı kırık bütün aşıklar.
Senin olsun yarınlar.
9 Eylül 2014 Salı
SIZI
Küçücük bir kurtçuk,
Ağlamış.
Ağlamış.
Ağlamış.
Sızısı destan olmuş dillere.
Kimini kör, kimini kor etmiş.
Küçücük bir kurtçuk,
Öldürülmüş sevdiği tarafından.
Acısı yükselmiş göğe,
Lanetlenmiş kutsal saydığı ne varsa.
Bir sızı kalmış geriye.
Bölüşülmez.
Dokunulmaz.
Ölümsüz.
22 Ağustos 2014 Cuma
GÜNAHIM
Küfretmek günahtı değil mi?
Şimdi gidip gözlerine söveceğim.
Günahım.
Sonra defalarca ölmek diye bir şey yoktur.
İki kere sevmek gibi.
Kabul kan kusmak vardır tadı şerbete benzer içmesini bilene.
Ben duamı ettim ve sen beni duymadın Tanrım demek bildiğin aptallıktır.
Bin beş yüz yıl geçse aradan bir bok değişmez.
Kokun bağımlılıktır.
Merdiven dayayıp en fazla tavan arasına çıkılır.
Topuklu pabuçlar her kadının ayağını acıtır ve kim ister ki sevdiğinden ayrı düşmeyi?
İş dönüşü komşular birer tabak yemekle kapımı zorluyor.
Filler asmıştım mutfağa şu bereket rivayetleri doğru sanırım.
Bir de ismin silinmiş bilekliğimden. Âdi kalemle yazılmış belli
Yoksa kaderimden silinmiş olamazsın değil mi?
Dur, acele etme unutmak için.
Sana ağlıyorum diyorum sesimi kimseye duyurmadan.
Şimdi gidip gözlerine söveceğim.
Günahım.
Sonra defalarca ölmek diye bir şey yoktur.
İki kere sevmek gibi.
Kabul kan kusmak vardır tadı şerbete benzer içmesini bilene.
Ben duamı ettim ve sen beni duymadın Tanrım demek bildiğin aptallıktır.
Bin beş yüz yıl geçse aradan bir bok değişmez.
Kokun bağımlılıktır.
Merdiven dayayıp en fazla tavan arasına çıkılır.
Topuklu pabuçlar her kadının ayağını acıtır ve kim ister ki sevdiğinden ayrı düşmeyi?
İş dönüşü komşular birer tabak yemekle kapımı zorluyor.
Filler asmıştım mutfağa şu bereket rivayetleri doğru sanırım.
Bir de ismin silinmiş bilekliğimden. Âdi kalemle yazılmış belli
Yoksa kaderimden silinmiş olamazsın değil mi?
Dur, acele etme unutmak için.
Sana ağlıyorum diyorum sesimi kimseye duyurmadan.
Kahrolsun savaşı destekleyen bütün piçler.
Anneme senden bahsettiğim günler geride kaldı.
Her gün bir ayrılık nasıl olursa olsun kötü.
Kalbim çokça kırılıyor.
Anneme senden bahsettiğim günler geride kaldı.
Her gün bir ayrılık nasıl olursa olsun kötü.
Kalbim çokça kırılıyor.
Yokluğunu çek al üzerimden.
Bu yüzyıl bana hiç iyi gelmedi.
Sahi küfretmek günahtı değil mi?
Hâlâ el yordamıyla odamı bulmaya çalıştığım doğrudur.
Uzun zamandır kalbimin sesine kulak vermediğim de
Gece ile aramı düzelttiğim için olsa gerek iyice havalardayım bu ara
Sonu hüsran sevdiğim sevdiğinin.
Bu yüzyıl bana hiç iyi gelmedi.
Sahi küfretmek günahtı değil mi?
Hâlâ el yordamıyla odamı bulmaya çalıştığım doğrudur.
Uzun zamandır kalbimin sesine kulak vermediğim de
Gece ile aramı düzelttiğim için olsa gerek iyice havalardayım bu ara
Sonu hüsran sevdiğim sevdiğinin.
Ruhunu kemiren fareler
tokundan patlamış mıdır?
Tutamayıp kendimi özledim diyeceğim de çekiniyorum.
Sonra fena halde aşk kokuyor ortalık gelen geçen seni soruyor.
Kibar oluyorum, kadın oluyorum, aşk oluyorum.
Kaderin işine gelmiyor.
Şimdi gidip gözlerine söveceğim.
Nasılsa yoksun.
Tutamayıp kendimi özledim diyeceğim de çekiniyorum.
Sonra fena halde aşk kokuyor ortalık gelen geçen seni soruyor.
Kibar oluyorum, kadın oluyorum, aşk oluyorum.
Kaderin işine gelmiyor.
Şimdi gidip gözlerine söveceğim.
Nasılsa yoksun.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)